06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

16-12-2003 KONU: İngiliz mahmuzu Görüntülenme
163
ABD ve İngilizler’in Irak’ı işgallerinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın ele geçirilemeyen Irak Devlet başkanı Saddam Hüseyin,doğum yeri olan Tikrit’te ele geçirildi..
Irak’ın ABD’li ve İngiliz emperyalistleri tarafından askeri işgalinin bölgede yarattığı istikrarsızlığın sonrasında Irak’ın toprak bütünlüğünün fiili olarak parçalandığı biliniyor.Artık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kabul edilse de edilmese de ortada uyduruk ve emperyalizmin işbirlikçisi kukla Kürt yönetimi K.Irak’ta egemen..! Emperyalizmin Irak’ta “işi” bittiği vakit ortada Irak diye bir devlet kalmayacak.Öyle ki,bugün işbirlikçiler aracılığıyla kurulmuş bulunan “geçici yönetim” in geleceği bile belli değil..
ABD’nin Irak’a yönelik saldırgan ve işgalci politikası gündeme geldiği günlerde yaygın basın yanı sıra devlet politikası adı altında “devşirilmeye”çalışılan ve öne çıkan anlayış ve yaklaşımlar da Türkiye’nin içine sürüklendiği handikabı ele veriyor.
“Bir koyup üç alma” esprisiyle yıllar önce topluma bir şekilde “yedirilmeye” çalışılan ve Türkiye’yi maceralara sürükleyebilecek işbirlikçi politikalar Pentagon’un “kimyasal silahlar” senaryosuna bağlı olarak gelişen saldırganlıkta yine aynı dirilikte öne çıkmıştı.
Saddam’ın işbirlikçi bir Iraklı’nın ihbarıyla Amerikan askeri güçlerince ele geçirilmesi işbirlikçi ve tekelci ‘mütareke basını’tarafından adeta bir bayram havasında veriliyor..
Iraklı liderleri önem sırasına göre iskambil kağıtları ile arayan Coniler, Saddam’ın ‘kellesi’ne koydukları 25 milyon $’lık ödülü almak için liderini ihbar eden Iraklı işbirlikçiyi ‘kahraman’ilan ediyor..
TV’lerde ele geçirildikten sonra Amerikalı bir doktor tarafından “bit” operasyonuna da tabi tutulan Saddam’ın ağzından DNA tesbiti için ‘numune’ alındığını da hep birlikte izliyoruz..
Bir ülkenin liderini ve uygulamalarını sorgulamak başka şey (ki Saddam’ı ve politikalarını onaylamak mümkün değil), zorbaca o ülkenin içişlerine müdahale ederek, yönetimden devirmenin ötesinde o ülkeyi işgal etmek daha da başka bir şey.. Bunun yolu bir kez açıldı mı ve bir kez bu yolu açanları izleme kayıtsızlığının ötesinde alkışlarsanız, yarın Irak’ın başına gelenlerin sizin başınıza gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur..
Saddam, gerçekten de açıklandığı gün mü yakalandı yoksa Amerika, daha önce yakaladığı Saddam’ı ‘vitrin’ yapmak için Noel’imi bekledi, bilinmez.. Ya da Bush’un Irak’a süpriz ziyaretinde elindeki Hindi, sembolik anlamda Saddam’ın ta kendisi miydi yine bilinmez..
Saddam’ın yakalandığının açıklandığı gün, Kıbrıs’ta seçimler yapılması, Pakistan’da Müşerref’e suikast düzenlenmesi ve Aliyev’in naaşının bulunduğu ABD’den Azerbeycan’a yola çıkartılması hep bir raslantı mı,ayrıca sorgulamak gerek..
İlginç olan bir şey daha var..
Saddam’ın yakalandığını dünya Barzani’den öğrendi..Aynı,Tarık Aziz’in yakalandığı haberini öğrendiği gibi.. Irak’taki Türk askerlerinin başına Amerikalı askerler tarafından ‘çuval’ geçirilirken Barzani’nin oğlu kamera ile çekim yapmıştı..Demek ki, gazeteciliğe merakları genetik..!
Sonra,Saddam’ın yakalanması haberi üzerine sevinç gösterisi yapanların,havaya ateş açanların görüntüleri.. “Mütareke basını”na göre, bunlar “Irak halkı”..!Oysa ki,görüntünün kendisi konuşuyor. Sevinenler,işbirlikçi Araplar ile Kürtler..!
Kuşkusuz,Türkiye’de,emperyalizmin emellerine ulaşmak yönündeki çabası Irak halkı tarafından yokuşa sürülmesinden ve ABD’li askerlerin Irak batağına saplanmasından memnun olanlar olduğu gibi, bir başka ülkenin topraklarında ‘göçüp giden’ her ABD’li ve İngiliz askerinin arkasından gözyaşı dökenler de var..
Ancak, halka sorarsanız, hiçbir yabancı gücün Irak’ta işi yok ve hemen çekilmeli..Kimse,Irak’ın içişlerine hele hele Irak’ı parçalayıp uydu ve kukla devletçikler kurma sevdasına düşmemeli..Çünkü, bu halk, emperyalizmin bizim gibi ülkelerdeki hikmetini ve işgalinin yaratabileceği acıları çok iyi biliyor..
Nereden mi biliyor?
Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan..
“Irak’ta Türk idaresine nihayet verildiği gün, cannet kapılarının açılacağını zanneden zavallılar olmuştu. Fakat aradan daha bir sene geçmeden ecnebi Hıristiyan bir devletin boyunduruğu, Iraklı kardeşlerimize o kadar ağır geldi ki, feryatları göğü tutmaya başladı. Silahını kapan koştu, yer yer İngiliz müfrezelerine hücum hareketi umumileşti. Bugün Irak dünkü kurtarıcı sanılan İngiliz idaresine karşı kurtulma savaşında bulunuyor ve yer yer muvaffak oluyor. Hani İngiltere’nin Irak’a getireceği cennetler, hani İngiliz altınlarının sıcak ve tatlı tesiri?... Hiç şüphesiz İngiliz çizmesi, İngiliz mahmuzu, İngiliz usulü, vicdanlara hepsinden daha çok ağır geldi. Şimdi Irak’ta diyorlar ki: Lanet olsun İngiliz minneti altında gelen saadet ve refaha! Biz çul ve bedevi hayati geçiririz. Fakat gönül rahatlığı ve hürriyetle teneffüz ederiz..” (Kurtuluş Savaşı’nın İdeolojisi/ Hakimiyeti milliye Yazıları, syf. 59)
Bu sözler Mustafa Kemal’e ait..
Anadolu insanı , tüm aksi çabalara ve bellek boşaltma operasyonlarına rağmen, bu topraklarda yaşananları unutmadığı içindir ki,gönül olarak Irak halkının yanında..
Onun içindir ki,Anadolu insanı, yıllardan beri Ortadoğu’nun kanayan yarası olan Filistin halkı ile kaderini bir tutar..Onlarla ağlar onlarla güler..
“Küreselleşen dünya”da bunların anlamının kalmadığını ve “yeni dünya düzeni”nin, ulusların kan ve can pahasına kurdukları ulus devletleri tarihin çöplüğüne attığı kanısını paylaşanlar, ulusal bilincin ve iradenin çözülmesi yönünde yıllardır sistemli ve programlı bir faaliyet yürütüyorlar.
İşte, Kıbrıs’ta hafta sonu gerçekleşen seçimlerin ibretlik olması bu yönüyle önemli..
Seçimlerden önce TV’de CTP’nin mitingine gözüm takılıyor..’Çav bella “ile meydandakiler coşmuş..Bu parça 2.Dünya Savaşı’nda faşistlere karşı silahlı direniş gösteren İtalyan komünistlerinin şarkısı..İtalyan halkı için anlamı büyük..
Bu parça ile CTP’yi biraraya getirebilmek mümkün değil..! Alanda bir tek Türk bayrağı yok..!AB bayrakları sallanıyor..
Peki,bunun solculukla veya sosyalistlikle ilgisi ne?
Ne zamandan beri solculuk ya da sosyalistlik ulus gerçeğini reddederek, soysuzluğun soylulaştırılmasına,kendi ulusal bayrağını dalgalandırmak yerine AB bayrağı dalgalandırmakla ilgili bir felsefe ve ideoloji ya da politika haline dönüşmüş..?
KKTC seçimleri öncesi,AB ülkelerinden Vakıf ve çeşitli fonlardan CTP ve bağlaşıklarına akan para kimilerine göre 2 milyon euro kimilerine göre yüzlerce milyon doları buluyor..!
İlginçtir..!
Emperyalizmin bizim gibi gelişmekte olan ülkelere dayattığı “küreselleşmeci” politikaların savunumunda ve ortağı olmada sağın da kimi paydaları sol’un da kimi paydaları cüretkar bir biçimde yarışıyorlar ve işbirlikçilik noktasında da buluşuyorlar..
Örneğin, ipliği e-maillerinin deşifrasyonu ile pazara çıkmış Karen Fogg’un sağ ve sol anlayışa sahip kişi veya kurumlarla iç içe olması, para akıtması, organize bir şekilde verilen talimatlar doğrultusunda birlikte hareket etmeleri gün ışığına çıkmıştı.. Bunlar ayaklarına basılınca birlikte hareket edip,birlikte karşılarına çıkan ve amaçlarına ulaşılmasını engelleyen ne varsa sistemli ve organize bir şekilde saldırıyorlar..
En büyük özellikleri ortak kimlikleri..
Bunların kimliğinde TC sıfatı sadece ceplerinde taşıdıkları bir zorunluluk.. Bir kağıt parçası.. Sosyal demokrat yada sosyalist veya liberal sağ ya da muhafazakar siyasal kimliklerle dolaştıklarına da kanmayın..
Bunların ortak kimliği ve en büyük özellikleri, yaşadıkları coğrafyaya ve halka güvensizlikleri.. inançsızlıkları..
Onun içindir ki, “Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir” gibi ihanet kokan vecizelerle Türkiye’yi Türkiye yapan ne var ise, altını oyuyorlar.. Varolan tüm değerleri anlamsızlaştırıp piçleştiriyorlar.. İnsanlık tarihinin yarattığı tüm değerler bile bunların ağızlarında piçleşiyor.. ‘demokrasi’, ‘özgürlük’, ‘insan hakları’, ‘adalet’, ‘sosyal adalet ve eşitlik’,’ulusların kendi geleceklerini tayin hakkı’ gibi insan soyunun bugüne kadar eşsiz mücadelelerle kazanım haline getirdiği değerler bir anda emperyalizmin gelişmekte olan ülkeleri sindirmesinde kürdan vazifesi görüyor..

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?