|
|
8-12-2003 |
KONU: Yolları bahtları gibi açık olsun! |
Görüntülenme
173 |
Aralık ayına yoğun bir gündem ile girdim..
Bir yandan,beşinci kitabım olan “Tarih Tezleri” üzerine çalışmalar öte yandan genel gündeme uygun olarak İstanbul ve Ankara merkezli ziyaretler,yerel ve bölgesel gündem ile buluşunca özel ve meslek yaşamımdaki alt üst daha da büyüdü..
Bu yükü, Mehmet Tosunoğlu ile paylaşıyor olmak benim için anlamlı ve güzel..Kuşkusuz,temel arzum,yıllardır üstlendiğim Genel Yayın Yönetmenliği sorumluluğunu Tosunoğlu’na devretmek..Böylece, kitap ve diğer çalışmalarıma daha fazla zaman ayırabileceğim.. Zaman içerisinde bu da olacak..!
***
İlkHABER’in yerel ve bölgesel bir çok basın ve yayım kurumunda görülmesi mümkün olmayan değişik bir yapısı var..
Kendi içerisinde oturuşmuş bu idari yapı,adeta bir çarkın dişlileri gibi birbirini tamamlıyor. Kuşkusuz, bunda ana eksen üretim ve üretim sorumluluğu,disiplini..
Bu, idari yapının otoriter bir anlayışla işlemesi de mümkün değil.Tam tersi, gittikçe katmerleşen demokratik ve kollektif anlayışla şekillenmiş bu yapı, genel ve yerel gündemi sürekli sorgulayan, kendi içerisinde tartışan ve yayın politikasını besleyen bir muhtevaya sahip..
Bu anlayış ve nitelikleriyledir ki, İlkHABER çalışanları, Güney Marmara Gazeteciler Cemiyeti’nin kuruculuk sürecinde fiili sorumluluk üstlendikleri gibi, bugün Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın da üyesidirler..
İLKHABER’in Bandırma merkezde ve bölgedeki konumu, etkisi ve gücü tartışılmaz..Bir çok yerleşim yerinde fotokopi ile çoğaltılarak elden ele dolaşan bir gazete olmak; haber ve yorumlarıyla gündemi belirlemek; yerel ve bölgesel bazda toplumsal gelişmeye kendi mütevazi katkısını sunmayı başarmak; toplumun bilgi alma özgürlüğünün gereğini karşılamak kerameti kendisinde gören insanların değil, kollektif aklın ve çalışmanın ürünü.. Öyle parayla pulla veya varlık gerekçesini bir diğer basın ve yayım kuruluşuna göre tayin etmekle de başarılacak bir olay değil bu..!
Onun içindir ki, İlkHABER’in varlığı ile ilişkili, etki alanı da yerel ve bölgesel alanı zorlamakta,İlkHABER,ülke genelinde de bilinen, tanınan, izlenen bir basın ve yayın kuruluşu kimliğine sahip olabilmekte..
Gerçeklik bu olunca, doğal olarak, bazı basın ve yayım kuruluşları, mesleğin gerektirdiği gelişme trendini kendi varlık nedenlerinde değil, İlkHABER’e göre yapmayı adeta alışkanlık haline getirdi.
Daha önce de yazdım.. Bunlar,aslında iyi birer İlkHABER izleyicisidirler.. İyi arşiv tutar ve yazılanları satır satır saklarlar.. Ancak, okumak ile anlamak arasındaki farkın hiçbir zaman farkında olmayanların sorunu ve konusu olmaktan da bıktık.. O nedenle, içe dönük olmaktan ve anlamsız didişmelerde zaman ve emeğimizi tüketmekten öte yüzümüzü hep dışarı döndük.. Ancak, nafile..
Çünkü, bunlara göre, yazılan abuk sabukluklara İlkHABER’in yanıt vermesi gündeme gelmenin vesilesi olarak görülüyor.. Ancak, İlkHABER, bu alana girmeyecek.. Kurumsal ve mesleki kimliklerimizin, çalışmalarımızın, üretimimizin üzerinden kimsenin yol bulmasına da izin vermeyecek..!
Dün de dile getirdik ve bugünde aynı şekilde düşünüyoruz.. Basın ve yayın alanında “varım” diyen bunu yaptığı işe, üretimine yansıtacak.. Varlığını, bir başka basın ve yayın kuruluşunun haber ve yorumlarında, yayın politikasında hatta yönetici ve çalışanlarının kişiliğinde ve üretimlerinde arayanlar kimlik sorunu yaşıyorlar demektir. Bu nokta da, İlkHABER, bu tip bir sorunun muhatabı olmadığı gibi dert babası da değildir.
***
Bandırma basın ve yayın yaşamındaki kimlik sorunu bugünün sorunu değil..Geçmişi var..
Ancak,İlkHABER ocağında yetişmiş, çalışmış, işinden ayrılmış herkes şunu çok iyi bilir..Hep şunu söylemişizdir: Bu ortamın esiri veya ortağı olmayacaksınız..! Bulaşmayacaksınız..! Basın içi sinsi ve kirli ilişkilerden uzak duracaksınız, diye..
Güney Marmara Gazeteciler Cemiyeti de, bu anlayışın ve ihtiyacın gereği olarak kuruldu. Gerçekleşen tüm yönetim toplantılarında, sohbetlerde titizlikle bu gözetildi. Bu meslekten ekmek yiyenler birbirini yemenin ve birbirinin kurdu olmanın sevdasından vazgeçmeliler, dedik.. GMGC, yaşanmış ve halen yaşanmakta olan olumsuzlukların reddi temelinde kuruldu..Ancak, yıllardır Bandırma basın ve yayın yaşamında egemen olmuş, öne çıkmış olumsuz anlayış ve davranışların birden aşılmasını beklemek hayalcilik olurdu..
Öyle de oldu..!
Basın içi dedikodu, fitne, fesad, sorunların kişiselleştirilmesi eğilimine karşı GMGC hala kendi içerisinde mücadele veriyor..
***
Yeri gelmişken,Bandırma basın ve yayın yaşamındaki ayrışmanın bir diğer nedeni ise Konrad’dır..
Geçtiğimiz günlerde Alman Vakfı Konrad Adenauer kentimizde yine TGC aracılığı ve Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde 2.etkinliğini gerçekleştirdi..
Konrad Adenauer Vakfı, yıllarca Türkiye’de yasadışı olarak faaliyet yürütmüş; yasadışı faaliyeti resmi olarak belgelenmiş, aleyhinde çok ciddi iddialar bulunan bir yabancı vakıftır..
Bize göre, Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND’nin bizim gibi gelişmekte olan ülkelere dönük “etki ajanı”yetiştirmek misyonuna dönük faaliyet gösteren Alman Vakfı Konrad ile TGC’nin işbirliği; TGC’nin tüm etkinliklerini bu Vakfın finanse etmesi ve etkinliklerine bu Vakfı ve yöneticilerini taşıması yanlış olmanın ötesinde kaygı vericidir.
Yıllarca yasadışı olarak faaliyet gösterdikten sonra yasal bir düzenlemeyle bu vakıflara yasallık kazandırılması, ülkemizin ve halkın değil, işbirlikçilerin sorunudur..
İlkHABER ve üyesi olduğu GMGC, bu nedenlerle Konrad ve Konradçılar ile her türlü işbirliğine, beraberliğe karşıdır.
Sonuçta, bu bir tercih ve anlayış sorunudur..
Ancak, böylesine şaibeli bir Vakfın organizasyonuna bürokratların ve siyasilerin, seçilmişlerin katılması da dikkate değerdir.. Konrad ve Konradçılar’ın amaçlarından birisi de zaten budur..!
Bizim bu kaygımızı yersiz bulanlar,şu sorunun yanıtını vermelidirler:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin finansını karşıladığı bir vakıf, Alman Gazeteciler Cemiyeti ile işbirliği protokolü imzalayarak, Alman Gazeteciler Cemiyeti’nin Almanya’daki tüm etkinliklerinin finansörlüğünü üstlenebilir mi?
Hayır..!
Neden acaba..?
Almanların gazeteleri ve gazetecileri değerli de bizimkiler değil mi? Yoksa, işin içerisine Almanya’nın ulusal çıkarları ve güvenliği mi karışıyor? Türkiye, bu kadar sahipsiz mi?
***
Bandırma basın ve yayın yaşamının paydaları, şunu bilmek zorundalar..Farklılıkları kişiselliğe indirgemek yaşanan gerçekliği anlamsız kılmaya hizmet edecektir.Onun için herkes kendi kurumundan ve işinden sorumlu olacak..! Sorumluluğunun da arkasında adam gibi durmayı bilecek..!
Yoksa, bir basın kurumunun “ak” dediğine ötekisinin “kara” demesi iş değil..!Bunu iş görmenin ötesinde alışkanlık haline getirenlere ise, ne diyelim..?
Yolları bahtları gibi açık olsun..!
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|