06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

18-11-2003 KONU: İmamın kayığı ile saltanat kayığı Görüntülenme
164
18 Nisan 1999 yerel seçimleri gerçekleştiğinde iktidar koltuğu ile ilk kez tanışanlar, seçim öncesi verdikleri sözleri ve afilli seçim broşürlerinde ortaya koydukları programları beş yıllık süreye yaydılar..
Beş sene,az bir süre değil.. Hele hele insan yaşamında bu süre dilimi hiç de azımsanacak gibi değil..
Toplam, 60 ay..!
Toplam, 1826 gün 6 saat..!
19 Nisan 1999 sabahı 5 yıllığına yerel iktidar koltuğuna oturacağını bilenler için sonu hiç gelmeyecek bir zaman dilimi gibi..
Kentin,yeni şehr-i emini.. Hakimi.. Seçilmiş en büyük yöneticisi.. Ünlü’nün esprili deyişi ile yeni kralı..
Düşünsenize, yerel iktidarı kazandığınız anda o güne kadar ki yaşamınız bir anda değişiyor. Bu ancak masallarda olur.. İyilik perisi, derin uykunuzda usulcacık yanınıza sokulup,elindeki sihirli değneği bir yerinize dokundurur.. Uyandığınızda pesbembe bir düş dünyasına gözlerinizi açmış olursunuz..
Herhal, demokrasilerde iyilik perisi seçmen, sihirli değnek de oy oluyor.. Seçmen ve oyların dokunduğu ve tercih ettiği, bir düş dünyasına gözlerini açmış oluyor.. Bir anda sınıf değiştirip, makamının sunduğu olanaklarla bahtiyar olmanın erdemi ile kutsanıyor..
Şimdi, 17 Nisan 1999 gününe bir gidin..
- Bizim ki başkan olur mu?
- Valla açık ara alırız gibi..
- Ulan bi seçimi alsak, oğlan boş açık serseri gibi geziniyo.. Hemen işe sokarım..
- Ayşe kız, kime vercez?
- .......... bak..! Sırım gibi maşallah..Ben buna basarım.Yıllarca da selamlaşırız..Ne işimiz olsa görür..
- Bunların arasından kiminle işimiz olur? Önceki teres, bir işimizi halletmedi. Burnu sürtülmeli namusuzun..
- İyi aile çocuğu bu..! Babasını da tanırız.. Hem genç hem mektep medrese görmüş.. Bir kez de buna verelim, bakalım..
- Verelim vermesine de, verdiğimiz seçilince verdiğimizi unutuyor.. Kendisini ak bayram badem şekeri zannediyor.. Sonra, verdiğimiz ile kalmayalım?
- Kalmayız kalmayız.. Çocuk seçileyim, diye kendisini hırpaladı.. Duyuyoruz, ne evinde ne işinde düzen kalmış.. Bu çocuk iş yapar ağbi.. Sonra bize namus sözü verdi, seçilince yamuk yapmayacak..!
***
18 Nisan sabahı, işte bu muhabbetler eşliğinde herkes sandığın yolunu tuttu.. Tercihini kullanıp, oyunu attı.. Birbirine hayırlı olsun diledi.. Öptü, öpüldü..
18 Nisan’ın 19 Nisan’a evrildiği saatlerde ise 5 yıllığına kimin koltuğa oturacağı kesinleşti, davullar vurulup, halaylar duruldu.. Kazanan sonuç ile şaşkın heyecandan gözyaşlarını tutamayıp usul usul ağlarken, “Biliyordum.. Biliyordum” diyerek hıçkırıklara boğulup,kerametini bir kez daha anladı..
***
19 Nisan akşamı sabaha dek kazananları uyku tutmadı.. Tebrik telefonları susmadı.. Sonunda fişler çekildi.. Karıları daha bir davetkar daha bir şevkatli olup, eş seçimlerinin ne kadar yerinde olduğu konusunda vicdanlarını rahatlattı..
5 yıl..!
60 ay..!
1826 gün 6 saat..!
***
İmamın kayığı ile saltanat kayığı farklı şeyler.. Boyun ne kadar uzun, endamın ne kadar zarif, kasan ne kadar dolu, koltuğun ne kadar rahat olursa olsun imamın kayığına binenin son durağı musalla taşıdır.. O’nu bile tapulayamazsınız.. Adres bellidir..Bu, ister garip olun ister varlıklı dünyada hüküm sürdüğünüz yaşamın son durağıdır..
Saltanat kayığı.. Bir kez bu kayığa binenlerin kendiliklerinden indikleri dünyada görülmüş şey değildir. Sunduğu nimet ve ayrıcalıklara öylesine gömülür ve aşina olursunuz ki, eğer, bu kayığın içerisinde doğma şansına sahip olmayıp, sonradan binmişseniz, kendinizi şaşırırsınız. Ananızın doğum sancısına nerede yakalandığını unutup, kayıkta doğduğunuzu sayıklamaya başlarsınız.. Bu kayıktan inmek düşüncesi bile sizi deli etmeye yeter..Olasılıkları sıfırlamak için insanüstü bir çaba sarfedip, saltanat kayığındaki konumunuzu gölgeleyebilecek, inme olasılığınızı güçlendirecek önünüze kim çıkarsa şuursuzca saldırırsınız.
Ya 18 Nisan günü, bilmem nesinde keramet görüp, adaylar içerisinden aday belirleyip, o adaya verenler mi?
Beklerler.. Sabırla beklerler..Sabır taşını bile çatlatacak bir tevekkül içerisinde beklerler.. Yeni bir seçimin öncesinde verecek yeni bir aday bulup, verdiklerine sırtlarını huşu içerisinde dönüp, saltanat kayığına layık gördükleri adaya oylarını vermenin mutlululuğunu kısa süreli de olsa yaşarlar..
Ülkemizdeki temsili demokrasinin yerel ayağı, ne yazık ki, budur..!
Demokrasinin içselleşmediği, demokrasi kültürünün yurttaş kültürü ile olgunlaşmadığı her toplum,yurdum insanı gibi, layık oldukları biçimde kendi siyasi oligarşilerini kendisi yaratır. Bu yönü ve niteliği ile, ülkemiz siyasi yaşamındaki oligarşik yapı, aslında demokratiktir..Her seçim döneminde kendisini yinelerken aynı zamanda yeniler..
İlginçtir..Bu bilindiği için,toplumun ve bireyin karşısına hep şu basit gerçek konur :
- Beğenmiyorsan, verme ve seçme..!
3 Kasım genel seçimlerinde seçmen bu hakkını kullandı.Cumhuriyet tarihinde ilk kez toplam seçmenin %25’i sandığa gitmedi..Bandırma’da da yaklaşık 15 bin seçmen oy kullanmadı..
Bu gerçeğin, köşe yazarları tarafından didik didik edildiğine,televizyon kanallarında masaya yatırılıp tartışıldığına hiç tanık oldunuz mu?
Hayır..!
Hatta, sandığa gitmeyen seçmene el ve gönül birliği içerisinde kızdılar..Çünkü, seçmen kendine göre bir mesaj verdi: Ben, bu oyundan sıkıldım artık, dedi..
Kötü mü?
Bence, çok güzel ve anlamlı.. Kuşkusuz, anlayana..!
***
Yerel seçimlere şunun şurasında yaklaşık 120 gün kaldı..
1826 gün 6 saatten geriye kalan bu..!
28 Mart 2004 günü sandığa gidenler,bu 5 yıllık sürecin yeni 5 yıllara açılan kapısı için ya mevcut başkanlara yeniden vize verecekler,ya da sandığa oylarını atanlar kol saatlerini de sandığa düşürüp, “sizler için oyun bitti” diyecekler..
Şaşırdınız mı?
Hayır..!
1826 gün 6 saatlik iktidarlarının sonunun gelmeyeceği ve sanki doğuştan bu yetki kendilerine verilmişçesine, verdikleri sözlerin ve üstlendikleri sorumlulukların zerresini yerine getirmeyenler için üzülmenin fazla anlamı olduğuna inanmıyorum..
Bunlar kimler ise bir bir sandığa gömülecekler..!
Bir de,bir daha sandığın yüzünü göremeyecekler var..
Kendilerine belediye başkanlığı kimliğini dar görüp, “İmirzaoğlu” sanan ve iktidarlarına keyfiyeti, hukuksuzluğu, kabadayılığı, gerilim ve kavgayı, çirkefi, yolsuzluk ve suistimalleri taşımayı iş yaptım sayan politik ahmaklar..!
Kentleri ve seçmenleri ile hatta çalışanları ile davalık olanlar..!
Makamlarının ırzına geçip ; ahlak, erdem ve yiğitlik edebiyatıyla kendi çakallıklarını millete adamlık diye yedirmeye çalışan ihale takipçileri, komisyoncular, hırsızlar.. Makam araçları ve seçmenin verdiği sıfatla zamparalığa koşuşturanlar.. Sorumlusu oldukları kentlerin insanlarına tuzak kurup, hesap görmeye çalışanlar.. Şantajcılar, kumpasçılar..

Bitiyor mu, 1826 gün 6 saat..?

***
- Efendim,.....kentinin Belediye Başkanı..
- ........ Belediye Başkanı Sayın........... aramızda..
- Lütfederler efendim,lütfederler..
- Zat-ı şahanelerinizin aramızda olmasından onurluyuz efendim...
- Sizi şöyle kaymakamımızın yanına.. Olmadı..valimizin yanına..Olmadı olmadı..Efendim size milletvekilimizin yanına alalım..Rahat mısınız efendim? Rahat olun ..rahat olun..
- Arabanızı da yenilemişsiniz?
- Yıllardır değiştirmemiştik.. Artık,yol da kalacağız korkusu..
- Efendim,evden sonra yazlığı da almışsınız maşallah..
- Annecim..a.. afedersiniz babamdan biraz nakit falan kalmıştı..Değerlendirelim, dedik.. Yoksa hayat çok zor efendim.. Gelen giden.. çay kahve..olmadı yemek derken maaş geldiği gibi gidiyor.. Millet de başkanlıkta bi şey var zanneder.. Ah.. böyle olcağını bilsem vallahi aday olmazdım.. İşlerime baksaydım daha fazla para kazanırdım efendim.. Başkası bu makamda ihya olur biz elimizdekileri kaybediyoruz..
-Öyledir efendim öyledir.. Bizde aynı.. bizde de aynı..
-Geçen ‘..’ gazetede okudum.. Öyle şeyler yazmışlar ki.. Adınıza üzüldüm..
-Soysuzlar.. Gözünü dikmişler bize.. topluma nifak soku yorlar.. Anarşist bunlar.. Ben onlara uğraşmak neymiş göstercem.. Bunlar bizi değil devleti eleştiriyo.. Abone.? Şık abone parası..! Reklam..? Tık reklam parası.. Daha ne istiyon lan..! Maaşı mı vercez? Maaşı da versek makamı isterler.. Yolsuzlukmuş.. Yolu kim yapmış da yolsuzluk yapmış..? Nah bu kursağından haram lokma geçenin..
- Afiyet olsun efendim..afiyet olsun..
- Size de.. size de..

***
Gerçekten seçmenin verdiği oya layık olmaya çalışan, kenti ve insanları ile yürek ve gönül bağına sahip belediye başkanlarının yaşadıkları sıkıntıları ise, ayrı bir makalede ele alacağım..
İşleri kolay mı?
Kesinlikle hayır.. Zor, hem de çok zor..!

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?