|
|
12-11-2003 |
KONU: TGS ve İlkHABER |
Görüntülenme
184 |
Geçtiğimiz günlerde yazdığım bir makalede, basın özgürlüğünün ülkenin ve ulusun özgürlüğü ile birlikte değerlendirilmesi gereğine dikkat çekmiştim.
Aynı makale kapsamında, basın ve yayıncılık sektöründe örgütlenme sorununa değinmiş ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)’ ndan ndan söz etmiştim..
Basın ve yayımcılık sektöründe çok yönlü mesleki örgütlenmeler var. Örneğin, Gazeteciler Cemiyeti,basın ve yayım kuruluşları sahipleri ile basın emekçilerini ortak amaçlar doğrultusunda birleştiren bir meslek örgütü.. Keza, Çağdaş Gazeteciler Derneği de, benzer örgütlenme anlayışı ile kurulmuş bir meslek örgütü..
Türkiye Gazeteciler Sendikası ise, daha farklı.. Basın emekçilerinin hak ve özgürlüklerini savunan ve bu amaçla sektörde örgütlenme çalışmaları yürüten demokratik bir kitle örgütü..
İşlevi ve amacı, Gazeteciler Cemiyeti ile Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden daha farklı ve daha özgün.. Sadece ve sadece basın emekçilerinin meslek örgütü..
70’li yıllarda kitlesel bir güç haline gelen ve hızla basın ve yayın kuruluşları özgülünde örgütlenen TGS, 12 Eylül askeri darbesi sonrası yaşamın her alanında izlenen baskı politikası nedeniyle sektörde etkinliğini yitirdi..Yüzlerce ve binlerce basın emekçisini bünyesinde taşıyan basın ve yayın kuruluşları, sendikal örgütlülüğü kırdı..TGS, bir çok basın ve yayın kuruluşunda toplu sözleşme yetkisini kaybetti.
Yıllarca, İstanbul basını içerisinde Cumhuriyet ve Anadolu Ajansı gibi üç-beş basın ve yayım kuruluşu bünyesinde etkisini sürdüren TGS, 57.hükümet döneminde yaşanan ekonomik krizlerle birlikte basın ve yayımcılık sektöründe toplu işten çıkartmaların yaşanmasıyla yeniden önem kazandı.
Binlerce basın emekçisi, bir anda her türlü sosyal güvenceden yoksun kapı önüne bırakılıvermenin acısını yaşadı. Mesleki örgütlenmenin, birlik ve dayanışmanın önemi bir kez daha anlaşıldı.
Bakmayın siz, devasa yapılar içersine sığınmış ve ülke gündemini belirleyen tekelci medya kuruluşlarının ihtişamına.. Yönetici aparatı ile çalışanları arasında iflah olmaz uçurumlar bulunmaktadır. Gün boyu her türlü riske göğüs gere rek koşturan o gazeteci ordusunun sırtı üzerine imar edilen tekelci medya,varoluşu ve gücü karşısında örgütlü hiçbir güç tanımaz..Sendikayı, ihtişamına ve gücüne karşı, gölge ve risk olarak görür..
Çalışanlarına ve üreticilerine yabancı bir medyanın, ülkeye ve halka yabancılaşması kaçınılmazdır.Türkiye’de adına medya denilen güç ile ülke ve halk gerçeği arasındaki uçurumun derinliği, tam bu nokta da aranmalıdır.
***
Yerel ve bölgesel basının da çalışan basın emekçilerinin konumu ve koşulları daha ağırdır.
Uydurma ve tek yönlü “ iş sözleşmeleri” ile kuruma bağlanan basın çalışanlarının tamamına yakınının sosyal güvencesi yoktur. Komik rakamlarla, saat mefrumu olmadan çalışan basın çalışanlarının iş akidlerinin feshi önünde de hiçbir engel bulunmamaktadır.
Kimi zaman elinden boş senet alınan, hakarete uğrayan, fiili saldırıya maruz kalan basın çalışanları yaptıkları iş ile hiçbir şekilde örtüşmeyen rezil bir yaşama mahkum edilmişlerdir. Buna rağmen, yaptıkları işe ve emeklerine saygıdan dolayı suskunluğu bir erdem olarak kabul eden basın çalışanları, yaşamlarının dramatik yanını kendilerine saklarlar.
***
Mafya bozuntularının, kabadayıların,işbirlikçilerin ve en önemlisi kirli paranın cirit attığı basın ve yayımcılık sektörü kağıdın aklığı ile aklanıp, paklanmaz..
Köşe başlarını tutmuş ve kamuoyuna,sektörün çalışanlarına “duayen”, “ağbi” olarak sunulan isimlerin ayrıcalığı ihale ve iş takipçiliğini iyi yapmalarından; patronlarının çıkarlarına secde etmekten ve belli ilişkileri iyi kotarıp, patronlarına sunmalarından geçer.. Onun içindir ki, “duayenlerin” ve “ağbiler” in bir basın organından diğerine geçmelerinin bedeli maaşları gibi dolar üzerindendir. Sıkı sıkıya sarıldıkları ayrıcalıklarla bulundukları “zirve” den aşağıya, koşuşturup duran karıncalara bakıp, kadeh tokuştururlar..
Karıncaların dünyasına sundukları yükselmenin tek koşulunun bulunduğudur. O da, yükseleceksen diğer meslektaşının üzerine bineceksin! Meslektaşlarının kurdu olacaksın..! Fitne, fesat ve entrikayı yaşamına taşıyacaksın..! Beceremiyorsan bunu öğreneceksin..! Böylece ortaya gazeteci kılıklı bir çok soytarı çıkar.. Şantajcı ve entrikacıdırlar.. Haber ise, üzerinde pazarlık yapılabilecek basit bir metadır.. Ya da her haberin bir fiyatı vardır..
Ne yazık ki, bu model içerdiği anlayış ve tarz ile yerele çoktan taşındı..
TGS, bu akıp giden sürecin basın çalışanları nezdinde geriletme ve durdurma çabasıdır. Basın emekçileri arasında mesleki bilincin, birlik ve dayanışma iradesinin gelişmesi ve güçlendirilmesi eylemidir. Önce meslek içi saygının ve beraberinde sevginin egemen kılınma çabasıdır.. Emeğin kutsanmasıdır..
***
İlkHABER, 1992 yılı 15 Aralık’ın da Bandırma’nın ilk günlük ofset gazetesi olarak yayın hayatına başladı. Adım adım büyüdü.. Bölgenin gazetesi oldu..
Bitmedi..!
Dergisi, haftalık tabloid gazeteleri ve radyo yayımcılığı ile adım adım Yayın Grubu oldu..
Bitmedi..!
Bilişim teknolojisinin sunduğu olanaklarla web yayımcılığına başladı. Öyle ki, Balıkesir ili genelinde web yayımcımlığını en istikrarlı ve düzeyli sürdüren yayım kuruluşu oldu..
Bitmedi..!
Bandırma’nın yanı sıra Gönen’de de haftalık düzenli yayımcılığa başladı..
Tüm bu 12 yıllık sürecin altında emek vardır.. Özveri vardır.. Üretkenlik vardır..
İlkHABER, bu çok yönlülüğünü her vesile ile sosyal ve kültürel, sportif etkinliklerle bölge insanına sunarken, mesleki örgütlenmenin öneminin bilinci ile, Güney Marmara Gazeteciler Cemiyeti’nin kuruluşunda fiili öncülük rolü üstlenerek, zor da olsa farklı bir alana daha başarıyla iradesini taşıdı..
Bitmedi..!
Bünyesindeki çalışanların mesleki örgütlenmesinin gereğine ve önemine inanarak, Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olmalarının fiili önünü açtı.. Kavga ve ge rilimle değil, uyum ve işbirliği içerisinde..
Balıkesir ili genelinde ilk kez, TGS, İlkHABER Yayın Grubu bünyesinde sorunsuz örgütlenmenin rahatlığını yaşı yor..
İlkHABER’in farklılığı bu..Ve bu farklılığı bölgemiz basın çalışanları kendi alanında örgütlenerek, TGS’ye üye olarak yaşamalı..
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|