|
|
27-10-2003 |
KONU: Cumhuriyet ve şeriat..! |
Görüntülenme
197 |
Cumhuriyetin 80.yılını kutluyoruz..
Yaklaşık son on yıldır,her 29 Ekim günü, bir yandan Cumhuriyet kutlamaları gerçekleştiriliyor öte yandan Cumhuriyet ile bir türlü barışık olamayan değişik kesimler farklı yönleri veya talepleri ile tartışma konusu oluyor..
Örneğin, Cumhuriyetin 80.yıldönümünde yaşanan tartışma Cumhurbaşkanı Sezer’in Çankaya Köşkü’nde vereceği davete AKP’li vekilleri türbanlı eşleri ile davet etmemesi..
Hemen öte yanda,AKP iktidarının YÖK yasasında yapmayı öngördüğü değişikliğe tepki gösteren bilim insanlarının Anıtkabir’e akan tepkileri..
Türkiye’de Cumhiriyet Devleti ve yönetimi ile davalı iki siyasal hareket vardır.
Birincisi, etnik temelde öne çıkan Kürtçülük.. Bu kesimin siyasal uzantılarının temel amacı Cumhuriyet Devleti’nin üniter yapısıdır.Etnik ayrımcılığı siyasallaştırmış kesim,AB uyum yasaları kapsamında kendi dilinde eğitim-öğretimden,yayın hakkına uzanan bir çok hak ve özgürlüğe ulaşmış olmasına karşın,varlığından ve gücünden çok şey yitirmemiştir. Çünkü, temelinde ayrımcılık vardır.
İkincisi, inanç ve mezhep temelinde öne çıkan şeriat özlemciliği...Bu kesimin de temel amacı,Cumhuriyet Devleti’nin yıkılarak yerine şeriat yönetimi kurmaktır.
***
Bu,her iki siyasal sorun da,Cumhuriyetin ilanından günümüze diridir..Sürekli kendisini yenileyerek,ülkenin siyasal, sosyal ve kültür yaşamını dolaylı veya dolaysız etkiler.
Etnik temelde ayrımcılık ile şeriat özlemciliğinin böylesine etkin bir şekilde Cumhuriyet yönetimini sarsması ve gelişimini olumsuz etkilemesi,sadece içsel dinamiklerle anlaşılabilecek bir olay değildir.
Her iki siyasal yönelimin ardında, emperyalizm olgusu vardır. Mondros ve Sevr anlaşmaları ile Osmanlı’nın fiili olarak parçalanmasına imza atan ve Anadolu’da (Türkler dışında) devletçikler kurulmasına yol veren emperyalizm,azınlıklar ve işbirlikçileri aracılığıyla bu emeline kavuşmanın davasını güttü..
Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir taraf olarak emperyalist ülkeler ittifakı ile imzaladığı Lozan, bu oyunun ters yüz edilmesidir. Onun için Lozan önemlidir..
Lozan’ı anlamayan bir kişinin,ne Ulusal Kurtuluş Savaşını,ne Cumhuriyet Devleti’ni ne de Cumhuriyet değerlerini anlayabilmesi mümkün değildir.
Çünkü,Lozan karşıtlığı,Mondros ve Sevr’in kabulüdür..Bu kabul,ulus olarak Türklere anayurt tanımaz..Bunun içindir ki,yıllardır emperyalizm ve işbirlikçileri,Mustafa Kemal’in zorbalıkla Anadolu gerçeğini Türkler lehine oynayarak,uyduruk bir Türk ulusu yarattığını ve Anadolu azınlıklarının haklarını gasp ederek bu uyduruk ulusun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğu savını ileri sürerler..
Bunlara göre, Cumhuriyet Devrimleri de, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, Anadolu’ya zorla empoze ettiği, Anadolu ve Anadolu insanının gerçeği ile bağdaşmayan devrimlerdir.
80 yıllık dava budur..!
Bu dava, sadece bu coğrafyada yaşayan bir kesimin değil, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin davasıdır..
Olayın bu yönünü ve içeriğini anlamadan, sorunu sadece tarafların taleplerine indirgeyerek, hak ve özgürlükler sorunu olarak öne çıkartmak Türkiye’nin ve Türk insanının kazanılmış haklarından taviz vermek, ulusal değer ve kazanımlardan vazgeçmek,ülkenin adım adım zayıflamasına ve parçalanmasına güç vermek demektir.
***
Olayın küçümsenerek geçiştirilecek hiçbir yanı yok..
Öyle ki, geçtiğimiz günlerde Jandarma,bir çok köyde, Cumhuriyetin kazanımları ile şeriatın bu kazanımlar karşısında insanlara ve topluma ne sunduğu ile ilgili hazırladığı afişi kahvelere astı..
Olay oldu..!
Öylesine olay oldu ki, iktidar partisi temsilcileri tarafından konu,Vali Atıl Üzelgün’e kadar taşındı..
Üzelgün’ün,bilgisi dışında asıldığını belirttiği afişlerin toplatılacağını belirtmek zorunda kaldığı iddia ediliyor..!
***
AKP tarafından, “Durduk yerde Jandarma, Cumhuriyet ile Şeriatı kıyaslayan bu tür bir afişi neden astı? Toplumda gereksiz tartışma ve polemikler yaratmak provakasyona davetiye çıkartmak demek değil mi?” soruları ile örülen tepki kendi içerisinde sorgulanabilir.
Amma,Cumhuriyetin 80.yıldönümünün kutlandığı bir ortamda,Cumhuriyetin ilanının üzerinden 80 yıl geçtikten sonra,Cumhuriyet yönetimi ile şeriatın kıyaslandığı bir afişin gördüğü tepki de düşündürücüdür.
Hele hele, gelişen tepkiler üzerine Jandarmanın astığı bu afişlerin Cumhuriyetin Valisi tarafından indirileceğinin beyan edilmesi daha da acıdır.. Tersi, bir duruş sergilendiğinde ve Cumhuriyete sahip çıktığında Sayın Üzelgün görevinden mi alınacak?
Ayrıca, Devlet veya TSK bünyesinde özellikle şeriat konusunda bir toplumsal aydınlatma süreci içersine girilecekse, bunun daha organize ve daha hiyerarşik yapıda olması gerekmez mi?
Kuşkusuz bu nokta da, AKP yöneticilerine de şu soruyu sormak gerek: Her fırsatta Cumhuriyet Devleti ve rejim ile sorunları bulunmadığını açıkça beyan eden AKP, şeriatla cumhuriyetin kıyaslandığı bir afişten neden ve niçin rahatsız oldu?
***
Geçtiğimiz günlerde Sarıköy Belediye Başkanı Cahit Soyer söyleşi yaptık..
Soyer, Cumhuriyetin 80.yılında bir çok yurttaşın, Cumhuriyet ile yaşam ve fikir düzeyinde çatışma içerisinde olduğuna tanık olmaktan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.Şu soruya tanık olmuş: Cumhuriyet bize ve Sarıköy’e ne verdi? Halimiz ortada..!”
Kuşkusuz kendi insanlarımızı lanetlemek,aşağılamak,öfkelenmek,cezalandırma yolu aramak bu soruya yanıt oluşturmuyor..
Mehmet Tıkız ile bu konuyu konuşuyoruz ve o da bir örnek verdi: “Geçtiğimiz günlerde dükkanın önünde bir simitçi çocuk ile konuşuyoruz.Ayağında ayakkabı,üzerinde elbise yok..Konu Mustafa Kemal’e geldi..Bana, ‘Bırak o sarhoşu ağbi..’demez mi..Sen nereden onun sarhoş olduğunu biliyorsun,diye sordum..Konuşmaktan kaçındı..Sonra, bilmem hangi hocanın etkisindeki camideki derslere gittiğini öğrendim..”
***
Kızacaksak,80 yıllık Cumhuriyeti tüm kazanım ve değerleri ile kuşa çevirenlere kızalım..Hiçbir ulus,Devletini kurduktan 80 yıl sonra ülkeyi ve ulusu daha da geriye götürecek siyasi akımların girdabına kapılmaz..Biz neyin hesaplaşmasını yarıda bıraktık,nerede eksik ve yanlış yaptık,onu bulup ortaya çıkartalım..Bu ülkeyi emperyalizme peşkeş çekip,işbirlikçilikleri ile egemenliklerini pekiştirmek isteyenler Cumhuriyet yönetiminin iki temel saç ayağını gıdım gıdım yiyip,tükettiler:Biri, ulusal bağımsızlık diğeri ise, ulusal egemenliktir..
Türkiye’nin bugün ulusal bağımsızlığı lafta kalmış ve ulusal egemenlik kavramı da halka yabancılaştırılmış ise,kim neyin derdine yanacak ise buyursun yansın..!
Mustafa Kemal’in,Cumhuriyetin ilanından sonra benim en büyük eserim dediği CHP’nin haline bakınca,yaşananların süpriz olmayan yönü daha da iyi anlaşılıyor..
Şimdi buyrun, 4-5 yıldızlı otellerin balo salonlarında, smokinlerinizi popyonlarınızı kuşanıp, şampanya eşliğinde Cumhuriyetin 80.yılını kutlayın.. Birbirinizi ödüllendirin.. Hamasi nutuklarla esin, gürleyin.. Sanki Cumhuriyet Balo Salonlarında kurulmuş!
Aynı Cumhuriyet iktidarları ve Cumhuriyetçiler değil miydi, Cumhuriyetin aydınları, sanatçıları Madımak’ta ateşin yalazında kavrulurken Ankara’da, Anıtkabir’in eteğinde “kormayın..yetişiyoruz” deyip de,semizlenmiş popolarını Sivas’a yetiştiremeyen..?
Güldürmeyin insanı..Şimdi,Anıtkabir’in hemen ötesinde Kızılay Bulvarı’nda uluorta kadınlar satılıyor..Lüks otellerin lobilerinde,barlarında pazarlıklar yapılıyor..Resmi ağızlar 10 milyon Türk insanının işsiz olduğunu fısıldarlarken, millet çöplükle karnını doyuruyor!
Mustafa Kemal Türkiyesi bu mu?
Bu millete,kim,yaşadıkları gerçeğin Mustafa Kemal’in 80 yıl sonrası ülküsü olduğunu anlatabilir?
Buyrun,anlatabiliyorsanız anlatın..!
Emperyalizmin ideologları ve işbirlikçileri, medyası, siyasetçisi eliyle küreselleşme ve liberalizm diye diye milletin öylesine kafaları ve ruhları yıkandı ki,insanlarımız neye,nasıl ve neden inanacağını bile şaşırdı..
Cumhuriyetin 80.yıldönümü kutlu olsun..!
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|