06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

17-10-2003 KONU: Kamu ihaleleri mercek altına alınmalı Görüntülenme
206
AKP hükümeti, kamuoyuna sürekli olarak kamu kaynaklarının yolsuzluk ve suistimallerle yağmalanmasına izin vermeyeceklerinin açıklıyor.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, bu konu ile ilgili yeni bir yasa tasarısı hazarlığı içersinde olduklarını belirterek, kamunun zararı giderilinceye kadar hortumcunun rahat edemeyeceğine işaret etmiş..
Çiçek, daha önce yaptığı açıklamalarda da, Cumhuriyet Savcılarını, yolsuzluk ve suistimal olaylarında daha kararlı davranmaya davet ederek, siyasi iktidarın bu nokta da hukukun ve yargının arkasında olduğunu belirtmişti.
Kuşkusuz,bu anlayış ve yaklaşım önemli. Olayın, pratikte ne ölçüde iktidar tarafından rasyonalize edilebileceğini ise zaman gösterecek.
Çünkü, yolsuzluk ve suistimalle, lafla mücadele edilmez.Aynı zamanda, iktidarın bu konuda ne ölçüde samimi olup olmadığının ayırdı da icraatları ile ortaya çıkan sonuçtur. AKP’nin yaklaşık 1 yıllık iktidarında bu yönüyle çok da temiz bir sicile sahip olduğu da iddia edilemez.
Yolsuzluk ve suistimal,organize bir eylemliliktir. Demokratik hukuk devletinde, bu organize yani mafyasal odak ve yapılara karşı mücadelede örnek ülkeler var. Örneğin, İtalya..
İtalya’da uluslararası mafyaya karşı mücadelede Cumhuriyet Savcıları, iktidardan öte halkın demokratik sahiplenmesi ve mafyaya karşı tepkisini yığınsal olarak ortaya koyması sayesinde ve bu gücü arkalayarak hukuksal planda yol alabilmişlerdir.
Yoksa, toplumsal ve uluslararası boyutu olan bir sorunu basit kriminal bir sorun olarak görüp,mafyaya,yolsuzluk ve suistimal olaylarına karşı hukuksal mücadele verebilmek mümkün değildir.Bunu veriyorum ve başarıyorum diyen kamuoyunun gözünü boyuyor, yalan söylüyordur.
***
Türkiye’de yolsuzluk ve suistimal olaylarının en yoğun ve en organize olarak yaşandığı alan kamusal alandır. Bu olaylar tekil olmanın ya da üç beş kişinin niyetiyle sınırlı olaylar olmayıp, organizedir. Bir çoğu ulusal sınırları aşmakta uluslararası boyut taşımaktadır.
Örneğin, bor madeni üzerinde oynanan oyunları ulusal bazda değerlendirebilmek mümkün değildir. Çünkü, madenin kendisi uluslararası önemdedir. O nedenle, bor madeni üzerine oynanan hemen her oyun, uluslararası nitelik taşımaktadır.
Keza, Nesim Malki cinayetiyle ortaya dökülen ilişkiler yumağına, para transferlerine bir çok devletin ve istihbarat biriminin adının karıştığı da unutulmamalıdır.
Bu koşullarda Cumhuriyet Savcıları, siyasi irade tarafından ne kadar cesaretlendirilir ise cesaretlendirilsin, bu olayların üzerine gidebilmek sadece cesaretle ilgili bir sorun değildir.
Öyle ki, DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’in başına gelenler olayın sadece bir cesaret sorunu olmadığını da bize sunuyor.Dönemin Adalet Bakanı’nın kendi savcısına bile sahip çıkmakta sergilediği beceriksizlik biliniyor.
O nedenle,zzaten toplumda ciddi bir güven bunalımı yaşayan siyasi partilerin, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, Cumhuriyet Savcılarına sunabilecekleri fazla bir şey yok..
Burada yolsuzluk ve suistimal olaylarına karşı toplumsal hassasiyetin, refleksin sivil toplum örgütleri aracılığıyla öne çıkması hatta yerine göre meydanlara inmesi önemli..
Sivil hassasiyet,takip ve denetim arttıkça; toplumsal duyarlılık ve yurttaşlık bilinci toplumsal yaşamı sardıkça demokratik mekanizmalar daha pozitif çalışacaktır.
***

Bu önemli..
İlkHABER olarak hep kamuoyunun gündemine bunu taşıdık..Kimi zaman haber yaptık kimi zaman yorumlarımızla bu olaya dikkat çektik.
Ama az ama çok, devletin genel bütçeden ayırdığı trilyonlar Bandırma ve bölgeye akıyor. Bir anlamda milletin parası millete yatırım ve hizmet anlamında yeniden bölgeye dönüyor.
Peki, bu trilyonlar gerçekten de amacına uygun olarak mı kullanılıyor yoksa millet, kendi parasıyla rezil mi oluyor?
Ya da kamu ihaleleri ile yatırım ve hizmete akması gereken para,kurulu düzenler içerisinde birilerinin daha da zenginleşmesine hizmet mi ediyor?
Türkiye’de deneyimlerimizle olgunlaşmış bir yargı var: Ankara’da gerçekleşen kamu ihalelerinde, daha olayın başında iktidar partisi ya da temsilcileri %10 payını alır, diye..
Bu %10’luk pay, Ankara’nın puslu havasında siyasi iktidar temsilcileri ile bürokratlar arasında adaletli bir şekilde bölüşülür diye de, halkın yargısı daha da pekişmiştir..
Bu olayın Ankara ayağı ve sadece bir yönü..
AKP hükümeti, 3 Kasım sonrası ilk iş olarak IMF’in ve Dünya Bankası’nın isteği doğrultusunda Kamu İhale Yasası’nı yeni biçimiyle çıkardı.
Değişen ne oldu?
Hemen hiçbir şey..!
Eğer, Ankara’da egemen olan yolsuzluk ve suistimal düzeni ile siyasi, idari, ekonomik, hukuksal ve sosyal planda hesaplaşmadan birilerinin, “verdiğimiz krediler yağmalanıyor” dürtüsüyle Meclis’den çıkartılmasını sağladığı yasanın pratik işlevi olmayacaktır.
Olmadı da..!
AKP hükümetinin çıkardığı yeni kamu ihale yasasına rağmen, kamu ihalelerinde geçmişi aratmayacak olaylar yaşanmaya devam ediyor.
Örnek mi?
Bandırma doğalgaz ihalesi ile ilgili AKP’li vekiller ancak ihalenin gerçekleştiği günün akşam saatlerinde kazanan firmanın Anadolu Gaz olduğunu söylediler..
Oysa ki,aynı gün öğle saatlerinde,daha ihale sonuçlanmadan bir CHP’li vekille yaptığımız telefon görüşmesinde, ihaleyi kazanacak firmanın Anadolu Gaz olduğunu çoktan öğrenmiş bulunuyorduk..
Bir başka örnek, daha da düşündücü ve kaygı verici.
Bandırma-Balıkesir giriş yolu yanlış anımsamıyorsam, 1995 ya da 1996 yılında ihale edildi.İhale bedeli 100 milyar bile değildi..İhaleyi kazanan Arslanlar firması, %40 düzeyinde kırım yaparak ihaleyi kazanmıştı..
Sene 2003.. Gelen ödeneğin 2 trilyon lirayı bulduğunu ya da geçtiğini sanıyorum.. Hala, 13.5 km.lik Bandırma giriş yolu bitirilebilmiş değil..
Durum böyleyken, aynı firma, Bandırma’nın özlemle beklediği, Bandırma-Susurluk duble yol ihalesini de kazanmış durumda..İhale ile ilgili üzerinden günler geçmiş olmasına rağmen AKP ve milletvekilleri tarafından basına yapılmış ayrıntılı bir açıklama yok..! Kırımın yine %40’lar seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Yerel yönetim olanakları ile bile 6 ay da bitirilebilecek 13.5 km.lik karayolunun inşaatını yaklaşık 7-8 yıldır bitiremeyenlerin 36 km.lik Bandırma-Susurluk duble yolunu kaç yılda bitirebileceklerini varın siz hesap edin..!
AKP İlçe Başkanı İsmail Çolak, konuyla ilgili teşkilatlarının da rahatsız olduğunu ve ihalenin iptaline yönelik girişimlerde bulunacaklarını belirtiyor.. Çolak, milletvekili İsmail Özgün’ün bu yol ile ilgili 2003 bütçesinden 1 trilyon liraya yakın ödeneğin de tahsis edilmiş olduğunu söylüyor ve şunu da ekliyor:
“Bandırma kamuoyu, milletvekillerimiz ve bizler, basın bu ihaleleri takibe alacağız. Süresi içerisinde yolun bitirilmesi için denetim görevini yerine getireceğiz. Bu konularda hepimize görev düşüyor.”
Doğru mu söylüyor ?
Evet..!
Yine aynı şekilde Bandırma’da havai elektrik hatlarının yerin altına indirilmesi ile ilgili gerçekleşmiş ihale sonrası gelen ödeneklerle yapılan iş arasındaki uçurum da dikkat çekici..
Yani, kamu ihalelerinde, yolsuzluk ve suistimal sadece ihale aşamasında ve ihale anında yaşanmıyor. Bunu müteahhit firmalar da çok iyi biliyor. Firmanın bir kamu ihalesini alabilmesi ve işini döndürebilmesi için siyasi iktidar ve bürokratlarla paylaşım içerisinde olması gerekiyor. Bu paylaşım, Ankara’dan yerele taşınıyor. Çarkın istenildiği şekilde dönmesi için, yerel de dağıtılması gereken paylar dağıtılıyor. Yolsuzluk ve suistimal düzeni, böyle adım adım, merkezi yönetimden yerele taşınmış oluyor.
Bandırma, bunu en bariz şekilde, İçme Suyu Projesi’nde yaşadı..

Bu döngü nasıl kırılır?

Bu kısır ve rezil döngü, soygun düzeni, devletin ve milletin kendi parasına, kaynaklarına sahip çıkması ile kırılır..
l Bölge milletvekillerini,kamu yatırım ve hizmetleri ile ilgili ihale aşamaları ve sonrası ödenekler konusunda kamuoyuna sürekli bilgi aktarmaları konusunda zorlamalıyız..!
l Yatırım ve hizmet hangi kamu birimini ilgilendiriyor ise, ilgili daire müdürünü işin takibi ve bir an önce sonuçlanması yönünde kamuoyuna bilgi vermeye zorlamalıyız..
l İktidar ve muhalefet partileri temsilcilerinin kamu yatırım ve hizmetlerini takip etmeye, denetlemeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye zorlamalıyız..
l Sivil toplum örgütlerini, kamu yatırım ve hizmetlerinin takibi ve denetimi konusunda işlev sahibi kılmaya zorlamalıyız..

Bu konuda gerçek anlamda misyonunu büyük ölçüde yerine getiren yerel bölgesel basındır.. Gerek haber ve gerekse yorumlarıyla büyük bir sorumluluğu kamuoyu ile paylaşmaktadır.
Kuşkusuz bundan rahatsızlık duyanlar her zaman olacaktır..Olsun..!
Kamuoyunda, kamu ihalelerine, yatırım ve hizmetlerine ilgi, hassasiyet arttıkça, sivil denetim sıkılaştıkça yolsuzluk ve suistimal alanı daralacaktır. Bu doğrudan orantılı bir olaydır.

enginarican@enginarican.com

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?