|
|
10-10-2003 |
KONU: Kirliliğin kaynağına yönelinmeli.. |
Görüntülenme
166 |
Balıkesir merkez basını, kendi içerisinde son yılların en yoğun polemiklerinden birini daha yaşıyor.
Konu, “şantaj gazetecilik..”
Basın mesleğine yıllarını vermiş isimler, sahibi bulundukları gazetelerde “şantaj gazetecilik” olayının ısrarla üzerine gidiyorlar.. Kuşkusuz, kimse yazılan çizelenlerin, ithamların, iddiaların altında kalmıyor. Herkes kaleminin yettiğince birbirine yanıt verip, birbirini suçluyor.
Sonuçta, karşısındaki kişinin “şantaj gazetecilik” yaptığını iddia eden de, bu suçlamalara hedef olanlarda, artık, düzeyli olmaktan çoktan çıkmış yaşanan polemiklerden karşılıklı zarar görüyor.
Çünkü, Balıkesir’de ne zamandır ak ile kara çoktan birbirine karışmış durumda. Öyle ki, kamuoyunda icraatlarıyla, yolsuzluk ve suistimalleri ile basının hedefi olmuş bir çok kurum ve kişi, bu polemiği kendi lehine çevirerek, yaratılan itiş-kakış ortamından sıyrılmanın çabasını sergiliyor.
Tarık Sürmelioğlu, “şantaj gazetecilik” başlıklı yazısında yaşanan polemiklerin nasıl milinden çıkıp, anlamsızlaştığına ve sonuç almaktan uzaklaşıldığına dikkat çekmiş...
Doğru mu?
Doğru..!
Çünkü, polemik neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde “sonuç” barem kabul edilerek ele alınıp, irdeleniyor.
Oysa ki, yerel ve bölgesel basını adım adım içerisine alan ve kendisini “şantaj gazetecilik”, “paralı haber”vs., olumsuzluklarla dışa vuran kirliliğin nedenleri ele alındığında daha sağlıklı ve objektif sonuçlara ulaşılacak.
Bundan genel olarak imtina ediliyor. Çünkü, olayın bu yönü sorgulandığında, basında kirliliği tartışanların da yaşanan kirlilikten fazlasıyla nasiplendiği anlaşılacak. İşte bu hiç kimsenin işine gelmiyor.. Gelmediği içinde, ranta bağlı basın içi hesaplaşmalar, polemikler karşılıklı itham ve iddialarla, farklı kümeleşmeler ve parçalanmalarla devam ediyor.
Birincisi, yerel ve bölgesel basında yaşanan kirliliğin kaynağı, kartelci yaygın basında yaşanan ve egemen olan kirliliğin uzantısıdır.
Yerine göre iktidar yerine göre muhalefetle flört eden; ulusal ve uluslararası güç ve çıkar odakları ile işbirliği içerisindeki yaygın basının varoluş ve yaşamasındaki temel etken, tartışılmaz gücündeki en önemli unsur “şantaj gazetecilik”, “paralı haber” dir..
İkincisi, yaygın basının haber ve yorumda bağımsızlığı da düşünülemez. Çıkara endeksli ve sürekli değişkenlik gösteren amaçlara bağlı olarak kamuoyunu belli güç ve çıkar odakları lehine yönlendirme, yanlış bilgilendirme çabası içerisindedir.
Üçüncüsü, yaygın basının bu konumu ve niteliği, tek yönlü bir ilişki örgüsünün sonucu olmayıp, çok yönlü ilişki ve çıkar örgüsünün sonucudur. Basın ve yayın organları bu ilişki örgüsünde “basit” birer araçtır. Gazeteci ve köşe yazarları da,uluslararası ayakları da bulunan bu kirli ilişki örgüsünün kullanımında olan “basit” birer aracın, işlemesi için gerekli olan “basit” araç konumundadır.
Bu sistemin işlemesinin ve motivasyonun tek unsuru PARA ve SUNULAN AYRICALIKLARDIR.
Yaygın basın ve yayın organlarının “taşra” temsilciliğini yapan arkadaşlarımız, bu sistemin en altında yer aldıkları ve yaşananları yakından izleme şansına sahip oldukları için, ÜLKEYE ve HALKA YABANCILAŞMIŞ aynı zamanda İŞBİRLİKÇİ bu yapıyı çok iyi bilir, tanırlar.
Dördüncüsü, yaygın basın ve yayın organlarının içinde yer aldığı sistem ve yapı, aynı zamanda MAFYASAL BİR ORGANİZASYONDUR. Bunlar ihale ve iş takipçisidirler..! Kara para aklayıcılarıdır..! Konumları itibariyle bürokrasi, siyaset dünyası, ekonomi dünyası içerisindeki ilişkileriyle KAPALI BİR KUTUDURLAR..
Bu gerçeği de anasından emdiği süte ihanet etmemiş polisi de, savcısı da,siyasetçisi de, bürokratı da bilir, izler. Daha da önemlisi, halk, hergün tüketimine hizmet ettiği bu gazetelerin, dergilerin ve gün boyu karşısına çakıldığı televizyonların gerçekte kime/ kimlere hizmet ettiğini çok iyi bilir.. Onun içindir ki, yaygın basın ve yayın organlarının halk nezdinde inandırıcılığı ve güvenirliği dibe vurmuş durumdadır.
Beşincisi, bu kirlilik, basın ve yayın organları sahipleri ile bu söktörde çalışanların meslek örgütlerini de (özellikle yönetimlerini) içine almış durumdadır. Bilirler ama ya çıkarları olduğu için ya da işlerinden edilmek korkusu ile susmayı iş edinirler..! Bu alanda faaliyet gösteren sendikaların ise çoktan defteri dürülmüştür.
Onun içindir ki, ülkemizde basın ve yayın sektörü denetimsiz ve sahipsizdir. İşbirlikçi ya da bir diğer ifade ile “mütareke basını”dır..! Ülkeye ve halka yabancıdır..!
DOLARIN DENETİMİ VE EGEMENLİĞİ ALTINDADIR. ORTAK DİLLERİ, İMANLARI, KIBLELERİ, AHLAKLARI, KÜLTÜRLERİ, MESLEKİ HAYSİYET VE ONURLARI DOLARDIR.
Bulundukları gücü ve konumu yitirmemek için bunlar analarının donunu bile pazara çıkartıp,haber diye milletin önüne koyarlar..!
İncitici ama bu gerçektir..!
***
Yerel ve bölgesel basın,ya da bir diğer tanımlamayla Anadolu basını,işte bu egemen basın ve yayın anlayışının,ranta endeksli yapının kuşatması ve tehditi altındadır.
Öyle ki,Anadolu basınını doğrudan bloke ederek,tasfiyeye yönelik yaygın basın tekellerinin zaman zaman ciddi girişimleri de olmuştur.Kimi zaman,yerel ve bölgesel bazda güçlü basın ve yayın kuruluşları satın alınmış,kimi zaman bu basın ve yayın organlarının etkisini kırmak amacıyla bölge gazeteleri,ekleri çıkartılmış kimi zaman da uzun vadede kendileri için tehdit olabilek Anadolu basınını,kendi anlayışları ve amaçları doğrultusunda içeriden ele geçirmenin yolları aranmıştır.
Devletin de ulusal bir basın ve yayın politikasına sahip olmaması, İstanbul merkezli kirliliğin Anadolu basınına taşınmasını beraberinde getirmiştir. Öyle ki, Anadolu basını ve çalışanları, ödüllendirme, ayrıcalıklar sunma gibi yöntemlerle yabancı vakıfların faaliyet örgüsü içerisine sokulmuştur.
Devletin ilgisinden ve teşvikinden uzak olan; ekonomik sorunlar altında varolmak ve yaşamak için cebelleşen; çalışanları açlığa ve geleceksizliğe mahkum edilen yerel ve bölgesel basın ve yayın organları bilinçli olarak yaratılmış bu koşullarda MODEL OLARAK İstanbul basınını ÖRNEK almaya mahkum edilmiştir.
***
İşte, mücadele edilecek ise, bu olaylar ve olgular bütününe karşı durulmalı ve mücadele edilmelidir.. Basındaki kirliliğe karşı mücadelenin samimiyet ve ciddiyetinin ölçütü de budur..!
Yoksa, olay ve olguları bir yana itip, sistemi tartışmaktan ve sorgulamaktan imtina edip kişileri öne çıkartanlar; kişilerin kamuoyu nezdinde didik didik edilmesi için yanıp tutuşanlar, bunun için ittifak arayışı içerisine girenler, birbirinin kelle avcılığına soyunanlar şişkin egolarını bir şekilde doyurmanın derdini gütmüyorlar ise, farklı ve sinsi hesapların, amaçların figüranlığına soyunuyorlar demektir.
Bunların kıblesi de yoktur. Bugün “A” kurumunu hedef gösterip, şu veya bu kişiye karşı cihad ilan ederlerken, yarın birbirlerini hedef olarak görüp/ göstermenin gafletine düşerler.
Genel olarak, bu durum, farklı çıkarların farklı konumlanışlar içerisine girip, çatışma düzeyinde ortaya çıkmasıdır. Dile getirilen iri lafların ardında hep küçük hesaplar ve aşağılık oyunlar vardır.
Onun içindir ki, Balıkesir merkez basını bu tuzağa düşürülmesine izin vermemeli...
Engin ARICAN
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|