|
|
23-9-2003 |
KONU: To be or not to be..! |
Görüntülenme
175 |
BANSİAD’ın aylık olağan toplantısında gerek Metin Yalçınkaya’nın ve gerekse de bölgemiz milletvekilleri Sedat Pekel ile Turhan Çömez’in konuşmaları dikkate değer...
Yalçınkaya,konuşmasında özellikle kentsel eşgüdüme ve uyuma dikkat çekmiş.
Şöyle diyor:
“Çok iyi biliyoruz ki,şehre gelecek yatırım ve hizmetlerde seçilmiş olan milletvekili ve belediye başkanı ile devleti temsil eden bürokratların birbirleri ile olan uyumları,diyalogları,ileri görüşlükleri, güçlerini,yetkilerini birleştirerek hizmetlere odaklanmaları sonucunu getirmekte,kısır döngü,siyasi çıkar ve şahsileştirmeler, uyumsuzluklar ise maalesef hiçbir hizmetin gerçekleşmemesine sebep olmaktadır..”
Bu tesbit doğru mu?
Evet,doğru..!
Kentsel iradede oluşabilecek bir ritim bozukluğunun Bandırma’ya geçmiş yıllarda neler kaybettirdiğini hepimiz biliyoruz.Bildiğimiz içindir ki, deniyimlerimiz ile ortaya çıkarttığımız matematiksel denklem gayet basit ve somut:
milletvekili + belediye başkanı + bürokrat = yatırım + hizmet
Kuşkusuz bu matematiksel denklemin sağlıklı işlemesi ve denklemin işlevli olması sadece saç ayaklarının eşgüdüm ve ahenk içerisinde biraraya gelmeleri ve çalışmaları ile de sınırlı değil...
Neden ve niçin?
Çünkü,milletvekili,belediye başkanı ve kamu yöneticileri?bürokratlar arasında sağlayacağınız uyum ve hedef ortaklığı her zaman ve her koşul da size yatırım ve hizmet olarak yansımayabilir.
Hele ki,içinde yaşadığımız siyasi ortamda...
O zaman başka ne gerekli?
Gerekli olan, kentlilik bilinci çerçevesinde kentsel iradenin bu saç ayaklarına eklemlenmesidir. Kentsel iradenin hizmet ve yatırım talebi ile kent yönetimine asli unsur olarak taşınması ise sivil toplum örgütleri aracılığıyla olur.Bunu yaptığınızda denkleminiz şöyle değişir:
milletvekili + belediye başkanı + bürokrat + sivil toplum örgütleri = yatırım + hizmet
Doğru olan budur..!
O nedenle,BANSİAD’ın belirlemesi bir yere kadar doğru olmakla birlikte eksiktir..!
Bandırma, bu doğru ve gerçekçi, demokratik, katılımcı denklemi gerçekleştirdiği her ortamda, Ankara’ya ne için gitmiş ve hangi Bakanlığın kapısını çalmış ise,sonuç almıştır..!
Bandırma,uzun bir süredir deneyimleriyle oluşturduğu bu demokratik denklemi, DANIŞMA MECLİSİ’ni tek yanlı, Başkan Ünlü’nün keyfiyetiyle askıya aldığı içindir ki,koca kentin beklentileri kollektif niteliklerinden adım adım sıyrılalarak AKP milletvekili Turhan Çömez’in kişisel girişkenliğine,ataklığına ve insiyatifine mahkum edilmiştir.
Böylece Ünlü, seçime bir yıl kala siyasi ve yerel insiyatifini kendi elleriyle AKP’ye teslim etmiş bulunmakta. Ünlü, kendi eyleminin ve demokrasiye inançsızlığının bedelini çoktan ödemeye başladı ve bu bedel önümüzdeki günlerde daha da ağırlaşacaktır.
Bu durum, Yalçınkaya’nın konuşmasında bile kendisini dışa vurmakta.Yalçınkaya’nın konuşması bir bütün olarak ele alındığında özellikle Çömez’e yönelik bir “rica” ve “minnet” konuşması olduğu görülecektir.
***
Burada durmak ve sorgulamak gerekiyor.Sivil toplum örgütlerinin(STÖ) demokratik varoluş gerekçelerinden ve işlevlerinden uzaklaşmaları toplumsal yaşamımızda farklı sorunları karşımıza getiriyor.
Yalçınkaya’nın , “tabii ki bizlerde” , “duyarlı fertler olarak” gibi, demokratik bir toplumsal yaşamda STÖ’lerin varlığı ve konumu ile bağdaşmayan “yuvarlak” ve “diplomatik” ifadeler STÖ’lerin demokrasinin asli unsuru olduğu gerçeğini gözardı etmeyi beraberinde getirmekte.BANSİAD da,diğer sivil toplum örgütleri de varlık ve konumlarına,işlevlerine uygun olarak kent yaşamına izleyici değil aktif bir unsur olarak dahil olmuş olsalar, bugünün Bandırma gerçeği farklı olurdu.
Çünkü,STÖ’ler,demokratik bir toplumda,sadece öngörüde ve talepte bulunmaz.İşleyen sürecin aktif unsuru olarak takip ve denetim görevini de yerine getirir. Üyelerinin özlük haklarının koruyucusu olmanın yanı sıra yaşadıkları kentte yaşam koşullarını iyileştirmenin, yükseltmenin, çağdaşlaşmanın edilgen değil aktif demokratik baskı unsurlarıdır.
Türkiye’de STÖ’lere dönük çok yönlü ve hatta uluslararası politikalar izlenmekte. Demokrasi ve insan hakları gibi genel ve evrensel değerler öne çıkartılarak Türkiye gerçekleri gözardı edilip, STÖ’ler ulusal bazda belli ulaslararası güç ve çıkar odakları tarafından 5.Kol faaliyetlerinin önemli bir saç ayağı olarak kullanılırken, öte yandan STÖ’lerin ulusal demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak toplumsal yaşamda yer alması da çok yönlü engellenmekte.
Tüm bu ve benzeri faaliyetler sonucu,içe kapanık,statükocu,birbirini ödüllendiren,paye alıp paye satan,yönetim ağalıklarının ve koltuk kavgalarına sahne olunan, üyelerine bile yabancı bir sivil toplum örgütleri çöplüğü oluşmakta...
Türkiye ulusal ve yerel bazda bu çöplüğü temizlemeden STÖ’lerin toplumsal yaşamımızda demokratik bir konum ve işleve sahip olması mümkün görünmüyor.
BANSİAD, bir yere kadar bu kategoride değerlendirebileceğimiz bir STÖ değil...Yanlış bir anlaşılma riskinin şimdiden önüne geçelim..
***
Devam edelim...
BANSİAD toplantısının en önemli yanı,il olayının tüm sıcaklığı ile yeniden gündeme getirilmiş olmasında odaklaşıyor.
Yalçınkaya’nın Bandırma’nın güncel sorunlarının çözümünü doğrudan il sorununun çözümüne bağlaması da doğru bir yaklaşım.
BANSİAD,il sorununu uzun erimli değil,Yalçınkaya’nın konuşmasında öne çıktığı gibi,yerel seçimlere endeksliyor.
Bu da doğru bir yaklaşım..
Çünkü,Bandırma’nın yaklaşık 50 yıldır bir türlü aşamadığı sorunun yine zamana yayılmasının hiçbir inandırıcılığı ve mantığı yok..!
Bu nokta da,AKP ve milletvekili Çömez ile yollarımız ayrışıyor..
***
AKP ve Çömez,il konusunda ne diyor?
“Başbakan Erdoğan ve bir çok Bakan, Bandırma’nın il davasını biliyor ve hak veriyor.Ancak,şu anda il olayı gündemde yok.Önümüzdeki süreçte il olayı gündeme geldiğinde Bandırma tartışmasız il olacaktır..”
Bu açıklamaların ve yaklaşımların, bugüne kadar siyasi iktidarların, Bakanların, milletvekillerinin,muhalefet partisi liderlerinin açıklamalarından bir adım öte Bandırma için anlamı yok..!Yıllardır, Bandırma’ya aynı şeyler söylendi..
O nedenle,AKP ve Çömez,bugüne kadar il konusundaki sergiledikleri tutumun birkaç adım ötesine geçmek,farklı şöyler söylemek,bu farklılığı pratife geçirmekle mükellefler.
Çömez de bu gerçeği kabul ediyor..O zaman bu gerçeğin gereği yapılmak zorunda...
Bandırma,kendi içerisinde bunun MİLADINI yavaş yavaş ortaya koyuyor. Bu MİLAD, YEREL SEÇİMLER ÖNCESİDİR...!
O zaman, Bandırma’nın yerel seçimler öncesi kendi içerisinde şu soruyu olgunlaştırıp,AKP ve sayın Çömez’in önüne koyması gerekiyor:
- Bandırma’yı yerel seçimler öncesi il yapacak mısınız, yapmayacak mısınız?
Kuşkusuz,bu soruya iktidar kanadı, sorunun popülize edilmesine karşı olduklarını belirterek,il olayını seçime endekslemeyecekleri yanıtını da verebilir..
O zaman da şu soruyu sorma hakkımız var:
- Bugüne kadar mevcut tüm siyasi partiler, Bandırma’nın talebini sandığa endeksliyerek oyununu oynadı...Bu oyunu, mevcut siyasal sistemin paydalarından biz öğrendik..Sizler öğrettiniz..Şimdi, oyunun gereğini yerine getirme sırası AKP’de.. Buyrun,Bandırma’yı il yapın, Bandırma, sandıklarda AKP’ye yıkılsın..!
Kuşkusuz,siyasi etik açısından bu üslubun yakışıksız olduğunu biliyorum. Ama, bunu da, bu memleket egemen siyasi anlayışın kendisinden öğrendi.
Koca bir kent için,il olmak, “TO BE OR NOT TO BE” sorunu haline gelmiş ve getirilmiş ise bunda Bandırma’nın suçu ne?
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|