|
|
17-9-2003 |
KONU: Çömez: Suskunluğumuz yanlış anlaşılmasın..! |
Görüntülenme
219 |
AKP bölgemiz milletvekili Turhan Çömez ile geçtiğimiz hafta sonu bir vesile ile biraraya gelerek,güncel sorunlar üzerinde söyleşme olanağı bulduk.
Çömez, Hüseyin Balyalı ve İlyas Yılmazyıldız’dan sonra mevcut milletvekilleri içerisinde en hareketli en atak ve en girişimci vekil olarak dikkat çekiyor.
Karşısına hangi sorun soru olarak çıkarsa çıksın,büyük bir ilgi ve anlayışla,mütevaziliğini bozmadan önce konuyu anlamaya ve uygun yanıtları bulmaya veya hemen o anda çözümün ta kendisini biçimlendirmeye ,üretmeye çalışıyor.
Bu,siyasi yaşamımızda pek alışıla gelmiş bir vekil refleksi değil.
Sevgili Balyalı, sorunları Ankara’da ilgili kurumlar ve Bakanlıklar nezdinde takip etmesi ve proje üretmesi;hizmet ve yatırımları nasıl nasıl ama bir şekilde yatırım programına sokması,bütçeden pay ayırması ile tanınmıştı.
Hala,milletvekilliğinin üzerinden yıllar geçmesine karşın Balyalı’nın çalışmalarının sonuçları ile yürüyoruz.
Yılmazyıldız da ‘faksmatik’ özelliğine karşın koşuşturmayı seven,halk ile iç içe olmak için insanüstü bir çaba sarfeden, konulara malik olmaya çalışan,atak kişiliği yanı sıra girişimci özelliklere sahipti.Görev yaptığı dönem içerisinde partisinin konumu nedeniyle Bandırma ve bölgeye adı ile birlikte anılabilecek büyük hizmetler getirememiş olsa da,varlığı ve kişiliğinin zenginliği ile Bandırma ve bölge için kazançtı.
Çömez, bu kişiliklerin olumlu niteliklerinin her ikisine de sahip.Göreve seçildiği günden bugüne Çömez’e yönelik en ciddi eleştiri, “siyaseten oturuşmamış yapısı”...Siyaseten olgunlaşmamış ve bir karara bağlanmamış hizmet ve yatırımlar konusunda hemen söz vermesi ve sonrasında verdiği sözlerin yerine getirilememesi durumunda güç durumda kalması..
Çömez ile siyasete ve vekilliğe bakış açısını konuşuyoruz.
“ Bir daha milletvekili seçilip seçilmemeyi dert edinerek siyaset yapmıyorum. Tam tersi,bu tür kaygılardan uzak durmanın rahatlığı içerisinde vatandaşla bire bir ilişki kurmayı seviyorum. Zaten, vekillik görevim de bunu gerektiriyor. Sonuçta, elbet vekillik süremiz dolacak ve nasip olursa yeniden sandığa gireceğiz. Eğer, görevimi layıkıyla yapmış isem seçmen bana sahip çıkar ve ben, her koşulda o sandıktan çıkarım. O zaman, vekil seçilip seçilmeme kaygısına bugünden neden gireyim?” diyerek haklı olarak soruyor.
- Doğru mu?
- Doğru...
Bunun en güzel ve çarpıcı örneği Yılmazyıldız’dır.Sonuçta, ön seçimlerde “kurtların arasından sıyrılıp” Balıkesir 1.sıraya oturmayı ve ipi bir şekilde başarıyla göğüslemesini bildi.
Yüzü vatandaşa ve bölgeye dönük olanların, vekillik misyonunun sorumluluğunun bilincinde olup, bunun gereğini yerine getirenlerin sandık korkusu olmaz..!
Ya da vekil seçildiği gün, bir daha vekillik payesinin ömrü billah babasının tapulu malı gibi kendisine ait olacağı kanısına saplanmayanların; kendisine bu payeyi layık görenlere tepeden bön bön bakıp aşağılamayanların; yurttaş umutlarının tacirliğine soyunmayıp ağzını her açtığında kamuoyunu yalanlarıyla doyurmayanların sandık korkusu olmaz..!
Çömez ile söyleşmeye devam ediyoruz..
Tüm siyasi partiler AKP’nin yerel seçimlerde adayını nasıl belirleyeceğine,kimin aday olarak gösterileceğine kurulmuş durumda.
Çömez’e soruyorum..
“ Ön seçim yapmayacağız.Adaylarımızı belirlerken 4 temel kriter kullanacağız.Birincisi, teşkilatın eğilimi.İkincisi,milletvekilinin eğilimi.Üçüncüsü,kamuoyunun eğilimi..Dördüncüsü,adayın yeterliliği..Bizlerin veya teşkilatın yargısından öte kamuoyunun adaya yaklaşımı ile adayın yeterliliği çok önemli.Bu yönde çalışmalar başlamış durumda.Kuşkusuz,başkan adayı konusunda milletvekillerinin de görüşü önemli.Çünkü,birlikte çalışacağız”diyor..
Çömez’e,yerel seçimlerle ilgili muhalefetin AKP’ye yönelik eleştirilerini soruyorum.Örneğin,Başkan Ünlü’nün,AKP ile ilgili açıklamalarına dikkat çekiyorum.
Sert tepki gösteriyor.
Türkiye’nin gündeminin ya da yerel gündemin, suni gündemlerle, toplumsal kutuplaşmaya ve çatışmaya neden olacak açıklamalarla gerilmeye çalışılmasının kimseye bir faydasının olamayacağına dikkat çekiyor.
“ Ben,milletvekili söçildiğim ilk günden bugüne partisini dahi sormadan hangi belediye başkanı kapımızı çalmış ise yardımına koştum. Bana kimse, geldik ama kabul edilmedik.. Geldik, görüştük ama sorunlarımızı dinleyecek vekil bulamadık, diyemez. Ancak, Bandırma’ya geçen geldiğimizde Sayın Ünlü’den ziyaret için rendevu istedim. Baştan, ‘tamam’ dendi ancak ardından eşi ile birlikte bir yere gidecekleri için talebimizi kabul edemeyecekleri bildirildi” sözleri ile Çömez, Ünlü’ye kırgınlığını da dile getiriyor.
Çömez ile söyleşimizden,özellikle yerel yönetimle ilgili iddialar konusuna özel önem verdiğini ve Su Projesi ile ilgili kesin hakediş konusunu yakından takip ettiğini gözlemledim.
“Bazı konularda suskunluğumuz kimse tarafından yanlış anlaşılmasın. Her konuyu ve her iddiayı yakından takip ediyoruz. Ancak, önümüze gelen her konu ve iddia ile ilgili kamuoyuna gereksiz açıklamalar yapmamızı kimse bizden beklemesin. Herşeyin zamanı var.AKP,iktidarının başından bugüne yolsuzluk ve suistimale dönük her iddiayı titizlikle inceliyor ve iddiaların ciddiyetine göre konuyu yargıya taşıyor” sözleri ile bu konuda daha fazla konuşmaktan imtina ediyor.
Çömez’e Başbakan Erdoğan’ın 3 Kasım’da sandıktan hükümet olarak çıkmalarına rağmen iktidar olamadıkları yönündeki açıklaması ile birlikte, AKP’nin iktidar olma çabasını AB ve ABD’ye taşıdığı yönündeki eleştirileri anımsatıyorum.
Bunu redediyor.. “ AKP’nin sandıktan tek başına iktidar olarak çıkması bir çok çevreyi,kişiyi rahatsız etti.Bu rahatsızlık hala belli düzeylerde sürüyor ve bilinçli olarak kamuoyuna AKP iktidarının kurumlarla,kişilerle kavgası varmış imajı verilmek isteniyor.Biz bu olayda taraf değiliz.Hiçbir kurum ve kişi ile sorunumuz yok!Ancak,bu ülke ne tek başına Genelkurmay’ın ne MİT’in ne şu veya bu kurumundur. Türkiye,halkındır. Bunu hepimizin iyi bilmesi gerek.Türkiye, kurumlar arası kavgalarla,kişiler arası gerilimlerle çok şey ve çok zaman kaybetti. Biz, seçim öncesi ne isek ve halkın önüne nasıl çıkmış isek, bugünde aynıyız. Yakıştırmaları bırakıp Türkiye’nin önündeki sorunları el birliği ile bir bütün olarak çözmek zorundayız. Ben, milletvekili olarak üstlendiğim uluslararası sorumluluklar gereği Genelkurmay Başkanımızla da, Ordu Komutanlarımızla da,diğer devletin istihbarat kuruluşu başkanları ile de biraraya geliyorum. İlişkilerimiz gayet sıcak ve olumlu. Yani, birilerinin kamuoyuna yansıtmak istediği gibi ortada bir gerilim veya kavga yok” diyor.
Çömez’e SEKA’nın satışının içine sinip sinmediğini soruyorum: “Sindiriyorum ve hiçbir sıkıntı da duymuyorum”diyerek , devam ediyor: “İhale basında konu edildi.İhalenin yapılış biçiminde bir keyfiyet ve yasadışılık yok.İhale herkese açık gerçekleşmiş.Ayrıca,zarar eden KİT’lerin bu zararı,hepimizin cebinden karşılanıyor.Buna kimsenin hakkı yok! SEKA’nın bu millete her ay bedeli yüzlerce milyar lira.Şimdi, tesis modernize ediliyor.Önümüzdeki yılbaşına kadar da SEKA’da üretime başlanması planlanıyor.İhale bedeli spekülasyon konusu yapılıyor ve ben,buna da anlam veremiyorum. Avrupa’da bir çok ülke özelleştirme kapsamında bir çok kuruluşu sembolik rakamlarla ihale ediyor.Çünkü önemli olan devletin zarar eder konumdan çıkartılıp,bu tesislerin üretime dönük,ekonomiye kazandırılması..” yanıtını veriyor.
Eti Bor’un Edincik altındaki dinlenme tesislerinin satışı ile birlikte Eti Bor’un da özelleştirme kapsamına girip girmediğini soruyorum..
“Hayır” diyerek söze başlıyor..: “Eti Bor A.Ş. kesinlikle özelleştirme kapsamında değil.Ayrıca,ben bor madeni konusunda aşırı hassasım. Hükümetimiz adına K.Irak’a gidip geldim.Açıkça ifade ediyorum ki, Amerikalılar’ın ve İngilizler’in Irak’a gerçekleştirdikleri operasyonun ardında ne kadar petrol var ise bunun bir diğer nedeni de bizim bor madenimizdir. Çünkü, bor, önümüzdeki yılların yakıtı.. O nedenle, bor madeni konusunda ulusal bir siyaset izlemeliyiz. Kuşkusuz,madeni çıkarıp,yıkayıp satmakla bunu gerçekleştiremeyiz.Bu konuda da hükümetimizin ve Bakanlığımızın,çok yönlü çalışmaları var.Ciddi ve uzun vadeli adımlar atılıyor. Bakanımızdan,ileri uç ürünleri tesisi yapımı gündeme geldiğinde Bandırma’ya yapılması konusunda da söz aldık”..
Hizmet ve yatırımlara giriyoruz..
Eğitim hastenesi konusunda Balıkesir’de yaşanan tartışmalara dikkatini çekiyorum.
“Evet,ortalık karışmış..Bakan ile görüştüm.Bir orta yol bulundu ve Balıkesir Devlet Hastanesi ile Bandırma Devlet Hastanesi’nin eğitim hastanesi yapılması,her iki hastaneye ortak bir yönetimin bakması prensip olarak kabul edildi.Bu yıl,Bandırma Devlet Hastanesi’ne 2 trilyon liraya yakın ödenek çıktı.Önümüzdeki yıl da çıkartacağımız ödenek ile 2004 yılı sonunda Bandırma Devlet Hastanesi ek binası hizmete girecek.
“TMO İdari tesisinin Fakülte’ye devri Yüksek Planlama Kurulu’ndan çıktı ve en kısa zamanda protokol imzalanacak.
“Bandırma-Susurluk karayolunun kamulaştırma faaliyetleri bitti sayılır.Karayolu inşaatı en kısa zamanda ihaleye çıkacak.Bu ihaleye özellikle Bandırmalı ve bölgemiz müteahhitlerinin girmesini istiyorum.Bu işi hızlandırır. (Bandırmalı müteahhitlerin ihale dosyasını almakta zorluk çektiklerini anımsatıyorum. Tepki göstererek,bizzat kendisine ulaşmalarını istiyor.)
“Asıl önem verdiğim projelerin başında Bandırma-İzmir arası hızlı tren seferleri var.İtalyanlar ile bu konuda görüştük ve yap-işlet-devret modeliyle bu projenin gerçekleşmesi mümkün.Bandırma-İstanbul arası İDO seferleri ile 1saat 45 dakikaya düştü.Bu projeyi de gerçekleştirebilirsek, Bandırma’nın çehresi değişir.(Liman yanaşma ücretinin düşmesine ve İDO transit akaryakıt olanağına kavuşmasına rağmen İDO bilet fiyatlarının düşürülmemesine dikkatini çekiyorum.. İDO bilet fiyatlarının 1 Ocak itibarıyla düşeceği sözünü veriyor..)
“Bandırma ve bölgemiz için dar alanda siyaset,siyasi çekişme yanlış.Bandırma bu yanlışa düşmemeli.Yıllardır siyasi sorumluluk üstlenmelerine karşın hizmet ve yatırımlar konusunda beklentilere yanıt vermeyenler bugün 1 yılını doldurmamış AKP iktidarını sorgulamaya başlarlarsa, bunda iyi niyet aranmaz.Herkes elini taşın altına sokup, iktidarımız döneminde bölgenin ihtiyaçlarına yanıt aramalı ve bulmalı.Biz bunun için varız..!”diyerek sözlerini tamamlıyor...
Yerel seçimler öncesi Bandırma’da geniş katılımlı bir toplantı yapacaklarını ve bu toplantıya kent planlamacılarına kadar ilgili her kişiyi çağıracaklarını belirten Çömez, “Kimin gündeminde hangi proje var ise bu toplantıya taşımalı.Kimin kafasında nasıl bir Bandırma var ise bunu toplantıya taşımalı.Bandırma,hem bugünkü durumunu iyi tesbit etmeli hem de önünü görmeli.Bu konuda,herkese,her partiye,her sivil toplum örgütüne büyük sorumluluk düşüyor”dedi.
Son olarak,Çömez’e Marmara ve Ekinlik adasına Fener Ortadoks Rum Patriği ile Rumların ziyareti ile Hahambaşının gerçekleşecek ziyareti konusundaki düşüncelerini soruyorum.
“ Gelsinler...Bizim rahatsızlığımız aynı toplumsal ve dinsel hoşgörüyü, konu Avrupa’daki camilerimiz olduğunda göstermedikleri nokta da başlar.Hoşgörü tek taraflı bir olay değildir.Karşılıklılık ve saygı içerir.Bu olmuyor ve gözetilmiyor ise,Atina’da bir caminin yapımı veya Batı Trakya’da camilerimizin onarımı konu olduğunda ortalık yıkılıyor ise burada durup,hepimizin iyi düşünmesi gerek.Biz,buradaki tüm kiliselerin bakım ve onarımını yapmaya hazırız. Buyursun,onlarda camilerimizi onarsınlar.Ama ne hikmetse olmuyor!Onun için bu konularda hassas olmalıyız”dedi.
Engin ARICAN
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|