06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

22-8-2003 KONU: Böyle ölüm olmaz olsun..! Görüntülenme
205
Üç kardeşler.İkisi çay ocağında çalışıyor...Mustafa Karagöz ise Kurtuluş Caddesi üzerinde bir lokanta işletiyor...30 yaşında,evli ve iki çocuk babası...Ekmeğini iki eli ile kazanıp,Melisa isminde iki yaşında sarışın güzeli kızı ile Bedri Can isminde 6 yaşında esmer güzeli oğluna bakıyor...
***
Çocukların en büyük hobilerinden birisi baba veya annelerinin işyerine birlikte gitmek,işyerindeki hummalı çalışmaya bir ucundan ortak olmaktır.
Ben,bunu Ozanım da yaşarım.. Her günün sabahında Ozan, benimle birlikte gazeteye gelebilmek için türlü pazarlıklar yapar. Olmadı, kahvaltısını bana karşı pazarlık konusu yapar...Eğer, o gün gazeteye birlikte gelmişsek,bahtiyar olur. Kapı önünü sular, bilgisayarda oynar, benimle birlikte yemek yer ve gün batımında eve döner... Mutludur... Ertesi sabah Ozan ile aynı pazarlıklar kaldığı yerden devam eder...
Bedri Can,oğlumdan bir yaş küçük...
Sabahları O’da babası ile birlikte lokantaya birlikte gelmenin,müşterilere hizmetlenmenin,bir de caddenin karşısında bulunan çiçekleri sulamanın,;baba eteğinde dükkan önünde fırsat bulur ise oynamanın mutluluğunu yaşıyordu.
Müşteri önüne konan her kap yemek, Karagöz ailesinin ocağına taşınan aş;küçük Melisa ile Bedri Can’a giynek ve oyuncak demekti...
Evet,kimi çocuklar yaşam kavgasının gerçekte ekmek kavgası olduğunu tez öğrenirler...
***
17 Ağustos Pazar günü, sabah 08.30 sıralarında, Bedri Can yine babası ile birlikte lokantanın yolunu tuttu.
Kurtuluş caddesinin bir yanında çiçeklerin sulanması Bedri Can’ın görevi idi.Lokantada plastik su kabına su doldurup,caddenin karşısına gecerken baba lokantanın önünde onu izliyordu.
İşte herşey o anda oldu..
İnönü caddesinden Kurtuluş caddesine giren bir araç karşıya geçmek isteyen Bedri Can’a vurdu ve altına aldı.
Baba şaşkın...Sürücü şaşkın..Caddede izleyenler şaşkın...
Ya Bedri Can..?
***
Baba bulunduğu yerden fırladı... Yaşıyordu...Ama çekip aracın altından Bedri Can’ı alamadan,sürücü telaş ile aracı hızla sürüp kaçmanın derdine düştü...Yaşayan Bedri Can,sürücünün telaşına,korkusuna yenildi...Aracın arka tekerleklerine küçük gövdesi daha fazla dayanamadı.Göğsü ezildi,ciğerleri patladı...
Baba Mustafa Karagöz’ün deyişiyle,bir kedi yavrusu gibi gözlerinin önünde ezildi,gitti...!Bedri Can’ın Can’ı bitti...
Araç durmadı,ardında Bedri Can’ı bırakıp olay yerinden kaçarken vatandaşlar durdurdu...Aracından dahi inmedi..!
Baba, hala bir umut ile Bedri Can’ı kollarına alıp araca koşturdu...Devlet Hastanesi’ne çabuk,dedi..
Araçta hiç konuşmadılar...
***
Sürücü suskun...Baba Karagöz suskun..Bedri Can çoktan susturulmuş,baba kolları arasında hastane önüne geldiler.
Hastane önünde inen baba Karagöz anlatıyor: “Araçtan indik..Kollarımda Bedri Can..Ardıma döndüm,araç yine kaçıyor.Hastane içersine girip,çocuğu doktorlara bırakıp,polise koştum.Araç kaçıyor, dedim..Çıktılar,çoktan kaçıp gitmişti..”
***
Bedri Can’ın öldüğünü yarım saat baba Karagöz’den gizlediler.6 yaşında babasının gözleri önünde çiçek sulamaya giderken göz göre göre ölen Bedri Can’ın ölüm raporları düzüldü ve bir gün sonra küçük bedeni toprağa defnedildi.
Böyle ölüme binlerce kez lanet olsun..!Böyle ölüm olmaz olsun..!
***
Bedri Can’ın katili 5 gündür bulunamıyor...Biliniyor ama bulunamıyor...Aile acısını bastırıp,biricik oğullarının en azından katilinin bir an önce yakalanarak yargı önüne çıkartılmasını istiyor...
Konu ve ailenin çaresizliği ,milletvekili Sedat Pekel’in önüne kadar gitmiş..!
Aile, “Çocuğumuzun katili kent sokaklarında dolaşıyor ama yakalanamıyor.. Arkası,çevresi varmış ” diyor...
Bedri Can, kabrinde katili yatağında yatıyor..!
Araç biliniyor.. Sürücü biliniyor... Ama yakalanamıyor..
Ben, dün bu yaşanmış olay ile vurgun yedim.. Ailenin çaresizliği çaresizliğim,acısı acım oldu..Lanet ettim..Gece,iş dönüşü Ozanım’ın gözlerine nasıl bakacağım...Bu başı yastığa nasıl koyacağım...

Bulun katilini..!
***
Bandırma ve bölge trafik ile ilgili yaşanan olumsuzlukları bu sütunlarda defalarca yazdık...Haberlerini yaptık...
Yıllardır bitirilemeyen Bandırma giriş yolundan tutun da,kentin cadde ve sokaklarının araç ve yaya trafiği açısından güvenli hale getirilmesi için kaç Bedri Can’ın ölmesi gerekiyor...?
Bir sinyalizasyonun,bir trafik uyarı levhasının karşılığı kaç can..?
Sorumlulukları görmek,duymak ve bilmek olanlara sesleniyorum:Çok mu zor..?
Evet,Sayın Belediye Başkanı,Başkan Yardımcıları,afilli müdürlük koltuklarını kapıp da babasının malı gibi hiç kalkmayacakmışçasına yan gelip oturanlar; Sayın Kaymakamım,Trafik Müdürleri, Karayolları Şube Müdürü... İktidar partisi temsilcileri, vekillerimiz...
Hiç canınızdan can böylesine ucuz, böylesine kolay hatta böylesine b..ktan bir şekilde gitti mi?
Bizde insan yaşamı neden ve niçin bu kadar ucuz ve kolay..?
Olanağınız yok ise görevleri olanak yaratmak olanlardan isteyin..! Yine bulamıyorsanız, buyrun vatandaştan isteyin..Can bizim canımız...
***
Bedri Can’ı kim öldürdü?
Bedri Can’ı hepimiz öldürdük... İlgisizliğimizle, yetkisizliğimizle ve en acısı sorumsuzluğumuzla,kayıtsızlığımızla,cehaletimizle ve el birliği ile öldürdük..

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?