|
|
11-8-2003 |
KONU: Yavuz hırsız evine kadar kovalanmaz..! |
Görüntülenme
277 |
Genelde yaygın ve yazılı basından okurlar aşinadır.Yaz mevsimi ile birlikte köşelere bir not düşülür: “ ...............yıllık tatilini geçirmek üzere yazılarına 15 gün ara vermiştir..” diye... Bizim böylesi bir hakkımız yok..! Nerede ve nasıl olursan ol,gün akşama kavuşmadan gazete de ol ve işini yap, kuralı işler bizde..
Bende öyle yapıyorum... Yaz tatilimi geçirdiğim kamptan sabahları gazeteye gelip gün akşama kavuştuktan sonra kampa geri dönüyorum... Sonuç olarak memnunum... Çünkü, amaç kendimiz olmaktan öte bir yılın kahrını çeken eşimiz ve çocuklarımız tatil yapmış oluyorlar...
Ancak, gazetecinin tatili falan olmuyor... Olaylar bir şekilde yine sizi bulup,üç-beş saat kafa dinlemeyi özlediğiniz ortamda sizi yine teslim alıyor.. Siz de zaten buna dünden razısınız.. Eşinizin,çocuklarınızın yüzü de asılsa, gözler kaşlar oynasa da bildiğinizi okuyorsunuz... Velhasıl, gazetecinin tatili yok..!Tatil yapıyorum diyen de,eğer gerçekten gazeteci ise yalan söylüyordur... İnanmayın..!
***
Hafta sonu kampa konuklarımız geldi.. (Sanki başka işleri yok!?) Muhabbet bir anda derinleşti..Konu Bandırmaspor ve hatlar aracılığıyla Bandırmaspor’a sağlanan yüzlerce milyarın akıbeti...
Karşımdaki tutturdu, “Biliyorsunuz ama yazmazsınız” diye..Kimisi, “Engin ile inatlaşma yazar”diyor kimisi “Bu iş Engin’i de İlkHABER’i de aşar”diyor... Buyrun, ortasını bulun..! Sonuçta, iddiayı ortaya atan konunun ortasını da buldu: “Önemli olan deftere yazmak değil.. Önemli olan gazeteye yazmak...”
Şöylee, göz ucuyla bakıyorum... Birileri gaza mı getirmek istiyor diye... Yok..! Karşımdakiler gayet ciddiler..Olumsuz da olsa karşımdaki bir insanda böylesi bir kanaatin oluşmasına içten içe üzülüyorum... Bandırmaspor konusunda bu kadar olumsuz yargıların pekişmesi de üzüntü verici...Bu yargıyı hemen hepsi pekiştirircesine, “Bandırmaspor Bandırma halkının umurunda mı? Bandırmaspor, Bandırmaspor’dan beklentisi olanların, sırtından rant sağlayıp düzen kuranların umurunda” hükmü ile iyiden iyiye dağılıyorum..
Bu yargısız infaz..!Yargıladık ve bir güzel astık..!Bandırmaspor’un Bandırma için anlamını bu koşullarda ve bu ortamda savunabilmek güç...
***
Önce,Bandırmaspor’un Bandırma için anlamına değinelim...1965’den beri sürekli kendisinden karşılıksız olarak vermiş; kentin ismini ulusal bazda onurla taşımış ve bir çok başarıya imza atmış bir kulüp...Son yıllarda içine düştüğü yönetim aczine bakıp kısa yoldan yargılamak yanlış...!
Çocukluğumun Bandırmaspor maçlarını anımsıyorum...Eski stadyum hınca hınç , heyacan ve coşku ile dolardı...Alınan her başarılı sonuç ile stadyum bayram havasında boşalırken,alınan her başarısız sonuç üzüntü ile karşılanır,bütün hafta sohbetlerin konusu Bandırmaspor olurdu...
Bandırmaspor’un Bandırmalılık kimliğinin oluşmasında büyük rolünün olduğuna inanıyorum.Her kent yaşamın değişik alanlarında ortak değerler ve güzellikler yaratır.Kent kimliği bu değer ve güzellik çeşitliliği üzerine imar edilip, korunur, güçlendirilir...Bandırmaspor, yıllarca bu kentin kimliğinin oluşmasında vazgeçilmez bir yapıştırıcı,etkin unsur oldu...
Ya günümüzde..?
Demoralizasyon,basit bir sözcük değil...Demoralizasyonu besleyen en önemli unsurların başında ise bireyin kente,bireyin bireye yabancılaşması geliyor...Kent yaşamında bireyin sosyal ilişki örgüsü yabancılaşma ekseninde öylesine daralıyor ki,birey gün geçtikçe kentine,semtine, mahallesine hatta oturduğu apartmandaki komşularına,bir adım ötesi aynı evi paylaştığı eşine,çocuklarına yabancılaşmaya başlıyor...Demoralizasyon, yabancılaşmanın sonucu olarak değerlendirilebilir.
Oysa ki,bir kentte sosyal ve kültürel,sportif etkinliklerin çoğalması yabancılaşmayı törpüleyip,geriletiyor. Günlük yaşamın stresi etkinlikmler içersinde boşaltılıyor.
Gözünüzün önüne getirin...Toplumun çok değişik sınıflarından insan birbirini tanımasa ve günlük yaşam içerisinde biraraya gelmese de ortak bir amaç için stadyumlara koşuyor...Amaç,takımlarının başarılı olması...Binlerce insan,belli bir süre içerisinde ve belli bir mmekanda aynı kentte yaşıyor olmanın getirdiği dayanışma ve birlik havasıyla takımını destekliyor... Birlikte sevinip birlikte üzülüyor...Bundan daha muhteşem bir olay var mı?
Sorun,bu kader ortaklığının yaşamın her alanında çeşitlendirilerek,arttırılması...İşte bunu başarmalıyız...Bandırmaspor geçmişde bunu başardı...Yıllarca başardı...
Şimdi,yani bugün için bu başarı toplumsal yaşamımızda lokal bir ilgi yaratıyor ise bu eksiği doğruymuşçasına öne çıkartmanın ve Bandırmaspor’un gereksizliği sonucuna ulaşmanın hiçbir haklı yönü yok...
Örneğin,BANVİT...
BANVİT,kurduğu basketbol takımı ile bu kente,özellikle de bu kentin gençliğine nefes aldırdı. Her BANVİT maçında, yüzlerce ve binlerce çocuk ve gencin kapalı spor salonu önünde toplaşması kadar gurur ve onur verici ne olabilir?
Bandırma’nın sorunu bu örnekler değil... Bandırma’nın sorunu bu örnekleri çoğaltamaması...
Kuşkusuz bu örneklerin çoğaltılamamasının sorumlusu vatandaş değil..Bunun sorumlusu öncelikle yerel yönetimler...
Bakmayın siz,her seçim döneminde seçim beyannamelerine kentin spor,kültür ve sosyal yaşamı ile ilgili yazılmış afilli sözlere...Hepsi hikaye..!Olay,daha seçim öncesi siyasi partiler ve diğer sivil toplum örgütleri içerisinde olgunlaştırılıp, seçim programlarına yansıtılabilmeli... Bizde, sosyal, kültürel ve sportif aktiviteler adayın projeksiyonu ile sınırlı.. O da genelde yok..!
Örneğin, Başkan Ünlü’nün programında yer alan “GENÇLİKEVİ”ni görmek isteyenler buyursun görsünler...Bandırma eski genelevi, daha sonra belediye arşiv binası olarak kullanılan bakımsız ,rutubetli tarihi binada “GENÇLİKEVİ”ni bulan,gören bize de haber versin..!Oyun bu..!Hoş olmayan,Bandırma’yı ve Bandırma insanını,gençliğini aşağılayan çirkin ve basit bir oyun bu..!
***
Biz yine dönelim Bandırmaspor’a...
Bandırmaspor hasta..!Bandırmaspor’un hastalığı Bandırma’nın hastalığı aynı zamanda...
Çünkü,Bandırmaspor’un yönetim sorununun çözümü ancak yerel yönetimin aktif çabası ile mümkün.Oysa ki,geçmişden bugüne yerel yönetimin sağlıklı,kenti içine katan bir Bandırmaspor politikası,çabası olmadı..
Bandırmaspor,hep yerel yöneticiler tarafından yük olarak;sorunlu bir delikanlı olarak görüldü...
Oysa ki sorun Bandırmaspor’da değil, öncelikle yerel yöneticilerde idi...Siz çocukluk dönemini ve hatta delikanlılık yyıllarını başarı ile geçirmiş bir insanın uzun erimli ihtiyaçlarını görmezden gelip,O’nun bağımsız gelişiminin ön koşullarını yaratmayı zul ve yük olarak kabul etmişseniz,sorunu Bandırmaspor’da değil kendinizde arayacaksınız.
Hep konuşuldu ve tartışıldı... Bandırmaspor’un kulüp olarak bağımsız ve kendisine yeter olanaklarla gelişiminin sağlanması için kurumlaşması gereğine; kendi mali olanaklarına kavuşmasına dikkat çekildi...
Ama,bu,bir türlü gerçekleştirilmedi.
Bandırmaspor’a sadece Başkan Ünlü’nün başında olduğu dönemde sokulan paranın bir trilyonu aştığına dikkat çekiliyor.
Bu para,senin benim,herkesin cebinden Bandırmaspor’a aktarıldı...Bu para aktarılırken toplu ulaşıma, arabesk kültürün ve kentsel keşmekeşin sorumlusu dolmuş hatları eklendi...Belki bu kez başarılır, denilerek yaşanan olumsuzluklara ses çıkartılmadı...
Ancak, olmadı, oldurulmadı...
Daha da kötüsü, Bandırmaspor’a aktarılan yüzlerce milyar,farklı rant hesaplarına kapı araladı.Söylentileri iddialar kovaladı.. Kimi iddialar mahkemelere yansıdı...
Karşımdaki avukat dostum konuşuyor.. Kızgın ve öfkeli... “Bir kalemde bir kesekağıdı içerisinde 75 milyar 500 milyon lira alınmış olmasına rağmen, paranın izini süremedim ve müvekkilim susturuldu” diyor...
- Bandırmaspor’a... diyorum...
- Değil,diyor...
***
Evet, eğer, insanların ve kurumların Bandırmaspor için suskunluğu farklı hesaplara kapı aralamış ve birileri bu kapıdan utanmadan içeri dalmayı iş edinmişler ise Bandırma bunu affetmez..!
Yazıktır..Günahtır...
Başkan Ünlü’nün bu konulardaki hassasiyetini kamuoyuna taşıması ve özellikle Bandırmaspor konusundaki iddiaları rakamlarla aydınlatması gerek...
***
Ayrıca anlamadığım ve anlamakta güçlük çektiğim bir olay daha var.Hep tanık oldum ve hep yadırgadım..
Bandırmaspor yönetiminde görev alanlar,kendilerini bekleyen sorumluluğun gereği olarak gönüllü taşın altına el sokarlar..Özveridir ve saygı duyarım.
Ancak,bu özveri sadece isimlerinin yönetim listesine yazılması ve kamuoyuna takdim edilmeleri ile sınırlı değildir...Böyle oluyor ise,isminin yönetim listesine yazılmasını isteyenler Bandırmaspor’u kullanıyorlar demektir...
Bandırmaspor’un kullanılacak neyi var demeyin...Var..! İSMİ VAR..!Çok şükür,tüm olumsuz çabalara rağmen Bandırmaspor’un İSMİ DAHA BİTİRİLEMEDİ...!
Peki,yönetimde ismi olan ne yapacak?
Önce,pamuk eli kendi cebine gidecek..! Gitmiyor ve bundan imtina ediyor ise, birileri çıkıp zat-ı muhtereme cebini gösterecek..!
Bu genelde yapılıyor..Ancak,verilen paralar BİR ŞEKİLDE GERİ ALINIYOR..!
Neden ve niçin,bilinmez...Bu bazen öylesine utanmazca yapılıyor ki,yönetimde olup da pamuk elini cebine atmış olan zat,içerdeki parasını kurtarmak amacıyla futbolcu parselleyip,transfer edip,önce kendi parasını kurtarıyor...
Böyle yöneticilik olur mu,bilmiyorum... Ancak,bu işi bilen insanlarımız bunun nasıl bir yöneticilik anlayışı olduğunu da artık ortaya koymalılar...
Çünkü,bu koşullarda Bandırmaspor’un yönetim listesi çıkartamaması kadar abuk bir olay yok...Tuttuğunuz elinize yapışmıyor... Bir şekilde verdiğinizin karşılığını alıyorsunuz.
Bunun adı da özveri ve yöneticilik oluyor...!
***
Kampta başlayan “derin” muhabbet gazeteye taşınıyor...
Tamer Nalbantoğlu,muhabbeti bir söz ile sonlandırıyor: “YAVUZ HIRSIZ EVİNE KADAR KOVALANMAZ..”
Buyrun,sözün içinden çıkabiliyorsanız çıkın...
Neden kovalanmaz?
a-) Çünkü,hırsızın da özel yaşamı ve konut dokunulmazlığı vardır..
b-) Çünkü,hiçbir hırsız evine yakın yeri soymaz..
c-) Kovaladığınız hırsızın evinde sizi bekleyen süprizi bilemezsiniz..
d-) Hiçbiri...
***
Belediye eski başkanı Durgut Ergin, arkadaşımıza yaptığı açıklamada Bandırma İçme Suyu İsale Hattı ve Arıtma Tesisi Projesi’nin bir çok kişinin başını yakacağını söylemiş..!
Yanlış anımsamıyorsam, projenin kesin hakedişi geçtiğimiz Nisan ayında gerçekleşecekti. Üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen yerel yönetim kesin hakedişi imzalayamıyor.
Ben bir adım öteye giderek,saptamada bulunayım:PROJENİN KESİN HAKEDİŞİ İÇİN İMZA BULUNAMAYACAK...! BELKİ DE KESİN HAKEDİŞ, ÖNÜMÜZDEKİ YEREL SEÇİMLERDE İKTİDARA KİM GELECEK İSE ONUN ÖNÜNE GELECEK...!
Neden ve niçin mi?
“SU ÇÜRÜDÜ” isimli kitabımda projenin tüm safhalarına dikkat edildiğinde, kesin hakedişin, neden ve niçin, proje gibi yılan hikayesine döndüğü daha somut görülür...
Kesin hakedişi imzalamak için proje dosyasını önüne koyacaklar,işe önce projenin nasıl kuşa çevrildiğinden başlamalılar...
Olayın siyasi tartışma boyutu işin garnitürü... Bandırma’nın ise bu garnitüre karnı tok..!
Esas olan proje ile sonuçlanmış işin projelendirilmesi arasındaki uçurumun rakamsal ifadesi,kesin hakedişi imzalayacak sorumluların elini bağlamakta...Bunun rakamsal boyutu ise yaklaşık 15 milyon dolardır..!
Belediyenin personeli veya Bayındırlık elemanları bu hakedişi nasıl yapacak?
Engin ARICAN
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|