|
|
9-8-2003 |
KONU: Yaşam ayrıntılarda gizli.. |
Görüntülenme
317 |
Bir yıl iki yıl hatta üç,beş,on değil yıllardır bu kent, kendi içinden kendi gelişimine ket vurmayı;kendi evlatlarını kendi elleriyle ve kurduğu puşt düzenler ile kösteklemeyi beceri sandı..
Bandırma’nın ekonomik ve sosyal,kültürel gelişkinlik ölçütünün namzetlerine göre çok daha gelişkin olmasına ve Türkiye’de ilk 35’in içersine girdiğine bakıp,aldanmayın...Daha da kötüsü bu tabloya bakıp da kendi kendinizi sakın ola ki avutmayın..!
Bu gelişkinlik ve büyüme;kentin bugünkü yapısı ve sahip olduğu niteliklerle gelecek vaadetmesi içerdeki dolap beygirlerine rağmen gerçekleşmiştir...
Geçtiğimiz günlerde kentimizin tanınmış siyasetçilerinden biri ile Bandırma üzerine söyleşiyoruz...Bandırma için çarpıcı ve acı bir tanımlamada bulunuyor: “Çatrıktan öte olmayan kent..!”
Kuşkusuz,burada sorunu kentin kendisinde değil Bandırma öznesini kişisel beklentilerine,siyasi çıkarlarına ve rant hesaplarına kurban edenlerde aramalı...
Aynı şekilde,gazeteci dostum Tarık Sürmelioğlu ile Bandırma’yı söyleşiyoruz...Bandırma’nın Balıkesir’e göre sahip olduğu kentsel hareketliliğin siyasi,sosyal ve kültürel yaşamda “basitlik” özelliği taşıdığına dikkat çekiyor.Mevcut hareketliliğin kentsel gelişimi çağdaş ve demokrat bir kent kimliği ile zenginleştiremediğini belirterek, bu hareketliliğin temelinde basit rant hesapları olduğuna vurgu yapıyor.
Sürmelioğlu,bir adım daha ileri atarak,bu basitliğin ve ucuz rant hesaplarının Bandırma gündeminde ne tartışılıyor veya neyin polemiği yaşanıyor ise bir anda sorunun kişiselleştirilmesine çanak tuttuğunu;kişiselleştirilmiş kentsel sorunlardan ise yine birilerinin kazanç kapısı aradığına dikkat çekiyor...
Acı..ama bu söylenenlerin ya da saptamaların gerçekliği yok mu?
***
Bu nokta da,Bandırma’nın çirkinleşmesine neden olan olayların faturasını bu kentte yaşayan insanlara çıkartmanın hiçbir mantığı yok...!
Tam tersi, kurumlaşmış bu bezirgan düzeni, kentte yaşayanlara da hiç haketmedikleri halde fatura çıkartıyor... Vatandaşını en doğal insan hakkı olan içtiği ve kullandığı su ile eziyor; yaptığı yol ile eziyor;topladığı çöp ya da sonu gelmeyen ve iflah olmaz bürokrasisi ile eziyor...
***
Hiçbir ufka sahip olmayan insanların temsil ettikleri kente vizyon ve ufuk kazandırabilmeleri mümkün mü? Taşra zihniyeti ve küçük hesapları ile kent yaşamını zehirleyenlerin kendilerine yarattıkları dünyanın sahteliğini filme çekip film diye gösterime soksanız,bunun kendi yarattıkları kentsel gerçeklik olduğunu dahi anlama özürlü olanlar ile Bandırma nereye , nasıl ve ne zamana kadar yürür..?
Öteye gitmeye gerek yok..!
Bandırma-Balıkesir karayolu üzerine sağlı sollu dizili sanayici ve işadamlarının mekanlarına bir çay olsun içmeye gidip, mevcut tesislerinin bugünkü haline nasıl geldiğini bir sorun...Bin ah işiteceksiniz...En basit alt yapı hizmetlerini bile kendileri yapmak zorunda kalanların en küçük sorunları için bile çaldıkları kapıların nasıl basit hesaplarla aralandığına ya da kapandığına tanık olacaksınız...
Örnek mi ?
O kadar çok ki...!
***
Bandırma haketmediği şekilde garip ve çaresiz bir kent...Çapsızların kendilerini “çapım” diye yutturduğu; kentin sonsuz derecede elverişli olanakları ve sunduğu fırsatların belli eller ve kişiler eliyle har vurup harman savrulduğu bir kent...Bandırma,bal tutan parmağını yaların manşei,vicdan,insaf,akıl güdülmediği kent...
O’nun içindir ki Bandırma’da piyanonun tuşlarına sert vurmak;akortsuzluktan akort çıkartmak;kulakları tırmalasa da ses vermek gerek...!
Çünkü,yaşananları Bandırma haketmiyor..Bir kent ucuz ve basit hesaplara dün olduğu gibi bugünde kurban edilmek isteniyor...
Buna izin vermemek gerek...!
***
Bandırma’nın “O kafa”sı bugünkü Bandırma tablosunda dahli olanların kafasıdır...Bandırma,bu kafalarla hesaplaşmak,sorunları kişiselleştirme yanlışına ve basitliğine düşmeden özlenen Bandırma’yı yaratma düşü önünde engel olanları kamuoyunun gündemine taşımak ve hesaplaşmak zorunda...
Bir yandan “Bandırma prangaya vurulmuş” diye bağrınılırken öte yandan “yavuz hırsız ev sahibini evinden kovarmış” deyişine uygun kente pranga vurarak cukkasını zuladan doldurma sevdasına yenilenleri bu kentin insanları artık tanımak durumunda..
***
Bu kente damar damar yol açılıyor... Bilinçsizce, öngörüsüzce ve cahilane olmanın ötesinde ufak tefek yüzdelikler ve kirli hesaplara, ittifaklara çanak tutmak için; çanakta orta olmak için küçük kafalar işgal ettikleri büyük makamların sonuçta bu kenti temsil ettiğini unutarak oyun oynuyor.
Bu ve benzer oyunlar geçmişde de oynanmasına ve senaristlerine de, oyuncularına da sonuçta hiçbir getirisinin olamayacağı görülmesine karşın bıkmadan usanmadan kentin emeği, onuru, insanı yemlik olarak kullanılmak isteniyor.
Bu oyun tutar mı?
Çok zor..! Hatta olanaksız... Çünkü, Bandırma’nın kendisi çirkinleşmesinde birincil derecede rol oynayanlardan bir an önce kurtulmak istiyor. Toplumun istencini gözardı edenlerle toplumun hesaplaşması ise kaçınılmaz...
Saçma sapan bir uygulama!
Yaz sezonunun başlaması sonrası özellikle tatilini Erdek’te geçiren şikayet üzerine şikayet alıyoruz.
Konu, Erdek belediyesi otobüslerine binecek yurttaşlardan bilet talep edilmesi ve bileti olmayanların otobüslere alınmaması..
Dün sabah olaya bizzat tanık oldum.Kamplar bölgesinde otobüs durağında otobüs bekliyoruz.Bilet yok..!Çünkü,yol güzergahında veya kamplar bünyesinde otobüs bileti satan herhangi bir nokta da yok..!
Araç gelip,durağın önünde yavaşlıyor..
Şöför soruyor:
- Biletiniz var mı?
-Hayır,yok..!
-Biletsiz alamayız..Belediye Başkanlığının kararı var...
- Parasını verelim..?
-Hayır..!Biletiniz var ise binebilirsiniz..
Araç,hareket edip gidiyor.Benimle birlikte durakta bekleyen başlıyor küfür etmeye...
Aradan on dakika geçiyor.Bir sbaşka belediye aracı geliyor...
- Biletiniz var mı?
- Hayır, yok..!
- Bileti bizden alabilirsiniz.Biraz sonra otobüs gelecek...
Biletler alınıyor ve araç hareket edip gidiyor.Hemen ardından belediye otobüsü geliyor...Durakta bekleyenler otobüse biniyor...
Şimdi,bir turizm ve tatil beldesinde akla ve mantığa aykırı bu uygulamanın sorumlusu kim diye hayıflanırken,Bester FM’den Hakan ile Bandırma’ya indiğimizde söyleşiyoruz...Uygulamaya neden olan gelişmeleri anlatıyor.Tam anlamıyla traji komik bir mizah öyküsü...
Özellikle bir turizm beldesinde yerel yönetimin asli görevlerinin başında yaşamı kolaylaştırmanın ötesinde hizmetleri kaliteli kılmak gibi bir sorumluluğu olmalı...Sadece bileti olmadığı için durakta yarım saat,45 dakika ağaç olan tatilciye uygulamaya neden olan abuk sabuk kaygılarınızı nasıl anlatacaksınız?Kim dinler..?
Ayrıca,durakta bekleyen vatandaşın biletinin olmaması onun suçu mu? Zaten, uygulamanın mmantıklı hiçbir yanı olmadığı içindir ki,otobüsten önce bir başka araç yola çıkartılıp duraklarda bilet satıyor...
Kaymakam Dayıoğlu ve Başkan Sarı,bu uygulamaya müdahale edip, duraklarda insanların mağdur edilmelerine son vermeli...Tatil amaçlı bölgeye gelen insanların yaşamı kolaylaştırılmalı..
Ayrıca bu Erdek ekonomisine de darbe..Yola çıkan vatandaş ya Erdek’e ya da Bandırma’ya iniyor...Gelecek ,gezecek,işini görüp,alış verişini yapıp ihtiyaçlarını karşılayacak...Bunu zorlaştırmanın ve insanların zamanını çalmanın mantığı ne?
Sürmelioğlu’nun
başına gelenler...
Sürmelioğlu,ailesi Erdek’te tatil yapıyor...Ailece bulundukları kamptan ayrılıp Erdek’e yemeğe inmiş ve bir lokantaya girmişler...
Olacağı var ya,pilavdan kıl çıkmış..
- Kardeşim,bakar mısınız?
- Buyrun..!
- Benim pilavımdan kıl çıktı..
- Ne yapayım?Belki sizden düştü..?
Tartışma uzamış ve pilav değiştirilmediği gibi aynen parasını ödemek zorunda kalmış...Gazeteye geldi,öfkeli.. “ Yaz bunları..” diye benim başıma dikildi...
Evet,yaşam ayrıntılarda gizlidir... Yaşamın zenginliği ve renkliliği yanı sıra kalitesi de gerçekte ayrıntılarda ortaya çıkar...
Kuşkusuz,Erdek turizmine belli bir ciddiyet ve güzellikle hizmet eden işletmeler var...Ancak,45 günlük sezon kısalığını kendisine gerekçe yapıp, dükkanından adımını içeri atanı söğüşlenecek kaz olarak görenler de var...İşte,böylesi işletmeler ve böylesi işletmeci mantığına sahip olanlar Erdek turizmini içerden vuruyor...
Bu,Kaymakamlığın veya tek başına yerel yönetimin çözebileceği bir sorun değil...Turizmciler, dernekleri veya odaları aracılığıyla turizm sektörüne,işletmelerine belli bir disiplin ve kaliteli hizmet anlayışı taşıyabilmeli...Birbirini denetleyebilmeli.. Bu aynı zamanda sivil insiyatiftir.Başında kolluk gücü ve Zabıta görmek istemeyenler kendi sorunlarını kendi iç bünyelerinde çözebilecek anlayışa sahip olabilmeli... Güçlerinin yetmediği, sözlerinin geçmediği,keyfiyetin öne çıktığı durumlarda kolluk gücünden ya da zabıtadan yardım istemeli...
Aslında,tatilcinin söğüşlenmesi daha İstanbul’dan feribota binmeden başlıyor.Yenikapı’daki İDO terminalinde feribotun kalkışını bekleyen tatilci,kaza ile bir kafeteryaya adımını attığında fahiş fiyat gerçeği ile tanışıyor.Geçmişe göre tek güzellik,terminalde ve feribotta Şeker Su’yun satıldığını görmek...Ancak,hem terminalde hem feribotta bir küçük pet suyun fiyatı 1 milyon lira...Bir hamburgerin fiyatı 4 milyon 750 bin lira..!
Bunun adı SOYGUNDUR...!
Şeker Su firmasının kendisi bir küçük pet sudan bu oranda kazanç elde etmiyor..!PES DOĞRUSU...!
Kim kaybediyor...? Kimin kaybettiği firma bazında umurumda değil,önemli olan VATANDAŞ GÖZ GÖRE GÖRE SOYULUYOR...!
Bandırma-Erdek karayolu güvenli hale getirilmeli..!
Özellikle yaz sezonu ile Bandırma-Erdek karayolu araç trafiğinde yaşanan yoğunluk herkes tarafından biliniyor...
Ancak,bunu bilmek yetmiyor.Yetkili ve ilgili kurumların,kişilerin bu güzergahdakmi araç trafiğinin sağlıklı ve güvenli akması için gerekli düzenlemeleri yapmaları gerekli...
Bu yok..!
Bandırma çıkışı,Eti Bor Lojmanları önünde trafik aracının durması ile bu karayolundaki araç trafiği düzenli ve güvenli kılınamaz..!
Öncelikle sinyalizasyonun şart olduğu noktalar var...
Birincisi,Bandırma çıkışı Eti Bor Lojmanları önü...
İkincisi, Tatlısu kavşağı...
Üçüncüsü,Düzler çıkışı,yeni ve eski Erdek karayolu sapağı...
Dördüncüsü,kamplar yolundan yeni yola çıkış noktası...
Belki buna, Bandırma-Erdek-Edincik yol ayrımı da eklenebilir...
Bölge Trafik Müdürlüğü Bandırma’da olmasına karşın,Bandırma ve çevresindeki araç trafiği,belki de Türkiye’nin en karmaşık ,en denetimsiz,keyfiyetin en yoğun olarak sürdüğü yerleşim yeri...
Biliyorum ki,kızacaklar..Belki de kızmanın ötesinde ellerindeki olanakların,araç ve personel sayısının yetersizliğinden dem vuracaklar... Olabilir.. Ancak,yaşanan keyfiyetin ve karmaşanın hiçbir anlamlı karşılığı yok..!Çünkü,en başta tepeden tırnağa bir ciddiyetsizlik egemen...
Bandırma-Balıkesir-Bursa girişlerine buyrun bir bakın..!
Bandırma-Erdek karayoluna buyrun bir bakın..!
Kelimenin tam anlamıyla dökülüyoruz...
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|