|
|
2-4-2007 |
KONU: SONKURŞUN ve Öztaylan.! |
Görüntülenme
948 |
Bandırma Belediye Meclisi Nisan toplantısı yarın gerçekleşiyor..
Bu toplantı önemli.. Çünkü, Mart ayı boyunca kamuoyunun gündemine gelmiş ve tartışma konusu olmuş bir çok şey bu kez Meclis gündemine gelecek.. Gelecek de ne olacak..? Hiçbir şey..
Çünkü, yerel yönetimle ilgili gündeme taşınmış iddialara Başkan Öztaylan, ‘Meclis’de konuşacağım’ demesine karşın sürekli konuşarak, aslında yanıt verdi..
Somut olarak belirtelim:
SONKURŞUN, yerel yönetimle ilgili yaşanan polemiklerin, birbiri ardına ortaya konan iddiaların, Meclis üyelerinin ifşaatlarının yaşanan süreci ‘erken tetiklediği’ ve bu sürecin hem Belediye hem de Bandırma açısından ‘kayıp’ içerdiğine başından beri dikkat çekti.
Neden?
Çünkü, önümüzde bu yerel yönetimle katedeceğimiz daha iki yıllık bir süreç var.. Onun içindir ki, SONKURŞUN, sık sık AKP ilçe yönetiminin, Meclis üyelerinin bu sürece müdahale etmesini ve gittikçe tırmanan gerginliği yumuşatarak, yaşanan sorunları çözmeye ve aşmaya davet etti..
Bu davetimiz bir nebze de olsa başarılı oldu. Geçtiğimiz hafta AKP İlçe Başkanı Adem Şener ve bir çok AKP’li Meclis üyesi ile biraraya geldik.. İstisnasız hepsi bu sürecin ‘yumuşatılması’ gereğinin altını çizerek, Bandırma’ya hizmetin öne konmasını, bu gerçeğin gözetilmesini dile getirdiler..
Doğru olan budur..
Bu gerçeğe sırtını dönen ve bildiğini okuyan ortada tek kişi var:
O da Başkan Öztaylan..!
Öztaylan’ın Bandırma için bir ‘vaka’ haline gelmesi yeni bir olay değil.. Bir anlamda bu ‘filmi’ Bandırma daha önce defalarca görüp, izlemişti.. Yerel seçimler öncesinde ‘hayır, aynı filmi vallahi yeniden izlemeyeceksiniz’ diyen Öztaylan, hepimizi yeniden aynı filmi görüp, izlemeye adeta memur etti.
Vekilliği ile birlikte izlediğimiz film siyasi tükenişi ve dondurmacı dükkanına dönüşü ile son bulmuştu..Bu kez, kendi beyanıyla Bandırma’dan terki diyar eyleyip İstanbul’a tüyecek.. ‘Tüyecek’ sözcüğünü bilinçli kullanıyorum..Çünkü, bu gerçekte şahsının beyanları ile bir kaçısı ifade ediyor.. Artık, bu ‘kaçış’ tekil bir eylemi değil, çoğul bir eylemi ifade ediyor. Çünkü, düne kadar Bandırma Belediye Başkan yardımcılığından fiili olarak başkan olmaya niyetini utangaç bir şekilde dışa vuran Recep Eraydın da, görev sürecinin bitişi ile birlikte Bandırma’dan ayrılıp, İstanbul’a yerleşeceğini söylüyor..
Evet, ortada ilginç bir tablo var..
Bandırma Belediye Başkanı gün sayıyor.. Artık, Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı da gün sayıyor..
Merak etmeyin, kimse ‘iftira’ falan atmıyor.. Bu gerçek, ikilinin ifadelerine ve şahsi beyanlarına dayanıyor..
“Bandırma bizi dinlesin.!”
Bandırma, artık bu ikilinin nesini dinleyecek..! Bandırma, önümüzdeki iki yılın yerel yönetim açısından muhasebesini yapıp, görev süreleri bittiğinde sadece bu ikiliye ‘güle güle’ diyecek..!
Ardınızdan hayırla anılıp anılmayacağınızı da önümüzdeki iki yıllık performansınız belirleyecek..Bu kadar..Başka ne diyelim..!? Giderken, beslemeliği iş edinmiş sineklerinizi de yanınızda götürün.. Oltanıza yem yaparsınız..
Şimdi iddialar iddiaları kovalıyor..Ama bu olayda ilginç olan bir yön var..İddialara gazetelerinde yanıt arayanlarla ilgili Başkan Öztaylan da, basına yönelik değişik rant beklentisi içeren iddialar ortaya atıyor.
Kimsenin aklına da şu soruyu sormak gelmiyor..
Gazete sahipleri ile ilgili ortaya attığınız ‘benden şunu-bunu istediler’ pazarlıklarını ne zamandır yapıyorsunuz ve nerelerde, hangi koşullarda, hangi ünvanla pazarlıklar ya da görüşmeler yaptınız..?
Bu bir..
İkincisi, yerel yönetimin karar ve icraatları ile ilgili iddialar son bir-iki ayın konusu..Bu zamana kadar basının yerel yönetimle ilgili iddiaları gündeme getirmemesi, eleştirel bir tutum takınmaması için ne verdiniz..?
Üçüncüsü, bu pazarlıklar ve karşılıklı talepler seçim öncesinden mi başlıyor..?
Döndüncüsü, basın ‘alıcı’ da siz ‘verici’ misiniz..?
Beşincisi, eğer, basın ile ilişkiler bugüne kadar bu şekilde ve karşılıklı çıkar amaçlı yürütüldü ise, başka kimlerle ve hangi çevrelerle, ne zamandan beri, hangi platformlarda benzer pazarlıklar yürüttünüz..?
Altıncısı, madem ki, ‘birileri’ ve bazı ‘kurumlar’ böylesi çıkar amaçlı talep lerde bulundu, neden ve niçin zamanında kamuoyunun önüne çıkıp, ‘benden çıkar amaçlı taleplerde bulunuyorlar’ , ‘bunlar yarın benim başıma çorap örer ha..’ demediniz ya da Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmadınız da son bir-iki aydır iddialar gazete sütunlarına taşınınca konuşma ihtiyacı hissettiniz..?
Sn.Başkan, bence ortada çıkar amaçlı bir şantaj ve tehdit, yetkilerin kötüye kullanılması var ise, bunu siz bir yöntem olarak kullanıyorsunuz..Ve keyfiyet yüklü yönteminizin masumiyetine kamuoyunu inandırmak için basın kuruluşlarını ve sahiplerini, yazar-çizer takımını zan altında bırakmaya çalışıyorsunuz.. İstiyorsunuz ki, herkes ‘goy goycu’ olsun.. Sövgülerinizi ninni niyetine dinlesin..
Kuşkusuz, bu sağlıklı bir ruh halini yansıtmıyor..
Hoş.. Öztaylan’da bunu reddetmi yor..Bu da ayrıca sorgulanması gereken bir olay ve sadece Öztaylan ile sınırlı bir olay da değil.
Seçim sistemi ve siyasi partilerin işleyişindeki anti-demokratik yapı, temsil yetkisini daraltmakta ve çok yönlü, farklı sorunlara yol açmakta.
Öztaylan’ın başkan adayı olarak belirlenmesinden, Meclis kadrosunu biçimlendirme yetkisine bile sahip olaması gözönüne alındığında bugün yaşanan sorunlar daha iyi anlaşılır.
Bu sistem, başkan öğüten bir sistemdir..Bu sistem, ülkeyi ve kentleri siyasi irade adı altında iradesizliğe mahkum eden; türedi oligarşik yapıları halkın başına bela eden bir sistemdir.
Bu sistemin, bugünkü siyasi partilerle değiştirilmesi hatta demokratik anlamda reformize edilebilmesi bile mümkün değildir. Çünkü, Ankara’da bu sistemden beslenmekte; çeşme başlarına kurulmuş olanlar bu sistem sayesinde varlıklarını koruyabilmektedirler.
Bu nitelikleri ile bu sistem, insani de değildir. Temsil gücünü ve yetkisini elinde bulunduranlar zaman içinde tüm insani niteliklerini adım adım kaybetmekte, adeta insanlıktan çıkmaktadırlar. Halk adına siyaset yaptıklarını ve halka hizmet için temsil makamlarına seçildiklerini iddia edenlerin bir süre sonra halkın başına bela olmaları bu nedenledir..
Bu sistem, yolsuzluk ve suistimallerin de kaynağı ve ana nedenidir. Yoksa sorun, Cemal Öztaylan’ın veya bir başkasının çok ahlaklı, çok erdemli, çok efendi olması ile de ilintili değildir. Onun içindir ki, Öztaylan’ın ‘bir yolsuzluğumu bulursanız ya da bir sustimalimi görürseniz kendimi Cumhuriyet Meydanı’nda asarım’ veya ‘bıyıklarımı yolarım’ sözleri ile Cumhuriyet Meydanı ile makamı arasında gidip gidip gelmesi ve söylenmiş sözlerin çoktan örselenmiş olması boşuna değildir.. Hatta bu beyanlar toplumun çok geniş kesimi tarafından ‘boş laflar’ olarak görülmektedir.. Onun için lümpen serşenişlerle, öfke patlamaları ile küfür ile Öztaylan’ın da katedebileceği bir yol kalmamış durumdadır..
Sn.Öztaylan üç yıllık icraatı konusunda yaptığı değerlendirmede, üç yıllık performansını bizzat kendisinin beğenmediğini deklare etti..
Eğer, ortada bir başarısızlık var ise, Sn. Öztaylan bu başarısızlığı asli işlerini bir yana bırakıp, siyasi parti başkanı gibi, millete laf yetiştirme noktasında aramalıdır.. Bunu yaparken de Meclis’de başkanlık makamını kullanma alışkanlığından vazgeçmelidir. Meclis’deki o makam, Bandırma’nın ve Bandırmalı’nın makamıdır. O makam, siyasi anlamda polemik üretmenin, gerginlik yaratmanın ve çatışmanın makamı değildir.. O makam, hizmet üretmenin, iş yapmanın adıdır..
Bırakın işi siyaset olan siyasi parti başkanları polemik üretsin ..! Yok, ‘ben her işi ve herşeyi yaparım’ diyenler görev sürelerini lafla tüketenlerdir ki, Bandırma’nın lafa değil, iş üretecek insanlara, kurumlara ihtiyacı vardır..
Evet, konu Bandırma ve Bandırma Belediyesi olunca, Sn.Başkanın ‘gardı’nın çoktan düştüğü biliniyor.. O, bir anlamda ‘groki’ durumda..Kendi ifadesi ile, ‘ imkan olsa bir dakika o makamda durmayacak’ olan Başkan Öztaylan’a Bandırma’nın iki yıl daha ihtiyacı var..Ama hangi eksende..? Hizmet ekseninde.. Arkamızda üç yıl ve başlanmış bir çok iş olmasına karşın, ne yazık ki, başlanmış işler yılan hikayesine dönmüş durumda.. Geçtiğimiz yıl Sonbaharda yazdığım bir makalede Öztaylan’ın kaderinin bu yaz ile belirleneceğini belirtmiştim.. Günler geçiyor..Öztaylan, siyasi kaderinin belirlendiği şu günleri iyi değerlendirmeli ve asli olan işine bakmalı..Sayılması gereken gün bu günlerdir...
Ötesini zaten Bandırma sayıyor..
www.enginarican.com
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|