06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

12-7-2003 KONU: Sn.Rektör bu çığlığa kulak verin! Görüntülenme
252
Bu ülkenin gerçek sahipleri gençliğimiz üzerine bugüne kadar çok şey söylendi...Ancak,ne mutlu ki,ülkemiz gençliğinin hamasi nutuklara ve içi boş,samimi olmayan methiyelere ihtiyacı yok...Buna aldırdığı da yok..!
Gerçek olan, gençliğe dönük bu tür gayri ciddi ve gayri samimi çabalar içerisine girenlerin, gerçekte, ülkemiz gençliğinin bugün içine sürüklendiği sorun ve sıkıntıların da birincil derecede sorumlusu oldukları...
Mustafa Kemal’in gençliği,mevcut durumu kabullenen yani statükocu,düşünmeyen ve sorgulamayan bir gençlik asla değildir. Hoş, Mustafa Kemal’in gençliğini sürüm sürüm süründürmenin; bu gençliğe potansiyel suçlu muamelesi yapmanın; itip kakıp,aşağılamanın; hiçbir şekilde hak etmediği mahrumiyet yüklü bir yaşama mahkum etmenin; Anayasal teminat altında olan kendisini adaletli,sağlıklı ve özgürce geliştirme olanaklarını ve hakkını yaşamın hemen her alanında budamanın piri bir ülkeyiz...
Gençliğine güvenmeyen bir ülkenin geleceğini güvence altına alabilmesi mümkün mü?
Hayır..!
Bu ülkenin kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal, NUTUK’unu okurken,özellikle anlatımlarının Türk gençliğine dönük olduğunu, gençliğe seslendiğini ve Türk gençliğinin bu topraklarda nelerin yaşandığını çok iyi bilmesi gerektiğini söylerken gerçekte havanda su mu dövüyordu?
Mustafa Kemal nereden bilecekti ki, güvendiği ve Cumhuriyeti emanet ettiği gençliğin sonraki yıllarda böylesine garip ve biçare konulacağını...
Aşağıda okurlarımızın bilgisine sunduğumuz email bir yüksek öğrenim öğrencisinin çığlığıdır...
Bu çığlığı özellikle Sn.Rektör Necdet Hacıoğlu’nun duymasını istiyorum.Ya ötesi... Hepimizin çoluk çocuğu var...Yapmayın..!Bu ülkenin gençliğine hak etmediği ve vicdanen reva görülmesi mümkün olmayacak uygulamaların, anlayışların dışında tutun... Gençlerimizin yaşamlarını karartıp,anne ve babalarının umutlarını kırmayın...Yazıktır... Günahtır... Birilerinin egolarını ya da şişmiş biryerlerini mutlu etmek için gençlerimizi kurban etmek alışkanlığından artık vazgeçelim... Emaili okuyacak okurlarımız, eminim ki,içten ve samimi olarak dile getirilmiş bu duygu ve düşünceler karşısında benimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşacaklardır...
Belli bir yaş sınırına gelmiş insanlar için, mevkiisi ve toplumsal kariyeri ne olursa olsun, gençliğimizi biçare ve çaresiz koymak kadar talihsiz bir şey olamaz. Bu ülkenin gençliği bunu hat etmiyor... Bu ülkede, boğazından kesip, çoluğunu çocuğunu okutup iş güç sahibi olması için olmadık özverilerde bulunan çileli anne ve babalara bu tür yakışıksız davranışları reva görmeye kimin hakkı var?
Evet, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Sayın Hacıoğlu, bu çığlığı duymalı... Bu çığlığı kendi çığlığımmışçasına kendilerine sunuyorum... Buyursunlar, bu çığlık sonrası makamlarında iç huzuru ile görevlerini ifa etsinler.. Buyursunlar, sorumlusu oldukları gençlere karşı kendi evlatlarına duydukları gibi içten sevgi ve saygı göstersinler...Türkiye, 3.sınıf muz cumhuriyeti değil... Türkiye, gönlünüzde ve kafanızda ne var ise, o...!
Ben, Sn.Hacıoğlu’nun bu gençlerimizi eğitim ve öğretim yaşamlarına yeniden kazandıracak; olmadık duygu ve düşüncelerden onları kurtaracak ve ailelerinin umutlarını yeniden tazeleyecek kararlar alacağına inanmak istiyorum...
Şimdi, buyrun, bir meslek yükseköğretim okulu öğrencisinin yazdıklarını okuyalım:
“ Engin Bey merhaba...
Ben Erdek Meslek Yüksekokulu 2003 yarı yılı döneminde Y.A ile ilgili olarak meydana gelen olayları yaşamış ve bugün mağdur olmuş bir öğrenciyim. Olayın başında haksızlığa uğramış olduğum konu devamsızlık yüzünden haksız bir biçimde bir senemi kaybetmemdir.Haksızlığa uğrayış biçimim ise hem söz konusu hocanın devamsızlığı olan bazı öğrencileri şahsi odasına çağırıp yoklama cetveline sonradan imza attırarak devam etmediği günlerde okuldaymış gibi göstermesi hem de iki sene boyunca devam zorunluluğu şartı koşmaması şeklinde meydana gelmiştir.Bu iddia önce bir dedikodu şeklinde kulağımıza geldi, sonradan ev arkadaşım Ö.U'a da yoklama cetveline sonradan imza attırdığı ve Y.A Beyin "Bunu kimseye söyleme" diyerek uyardığını arkadaşımın kendi ağzından duyarak öğrendim.Daha sonra rektörlüğe yazdığımız şikayet dilekçesi ile olayın araştırılmasını sağlamaya karar vermiştik ki aşağıda bahsedeceğim sebeplerden dolayı yollamaktan vazgeçtik.Ama olay basında da yer alınca ve savcılığa da bu ve diğer konular hakkında suç duyurusunda bulunduğumuzda olayın soruşturulacağından umutluyduk.Ama okulumuz kapanmadan hemen önce elimize (7 arkadaşımla birlikte) hakkımızda disiplin soruşturması açıldığına dair bir kağıt tutuşturuldu.Geçtiğimiz hafta soruşturma açılan diğer arkadaşlarımdan öğrendim ki okuldan yarı yıl uzaklaştırılmışız .Disiplin soruşturması konusunu daha iyi anlamanız için biraz olayların yaşandığı günlerden bahsetmek istiyorum.Önce şikayet dilekçesini neden rektörlüğe yollamaktan vazgeçtiğimizi anlatayım.Sizin de elinize ulaşan toplanmış imzaların sahiplerinden bir kısmı daha henüz hiç bir şey yapmamışken korku yaşadıklarını söyleyerek imzalarını çekmek istediler. Biz de hoca hakkında soruşturma açılırsa bu imza sahipleri iddialarına ve şikayetlerine sahip çıkmayarak olayı tersine çevireceklerini bildiğimizden rektörlüğe bildirmekten vazgeçerek herkesin bildiklerini savcılıkta anlatması yönünde karar aldık.Savcılığa gitmemizin hemen öncesinde iki arkadaşımızın olayı gazetenize bildirmesiyle ortam çalkalanmaya başladı.İmzasına sahip çıkmayan öğrenci grubu korkularından dolayı bizlerden uzaklaştılar ve bununla kalmayıp Y.A'a kişisel özür ve ihbar dilekçeleri yazmaya başladılar. Amaçları kendilerini temize çıkarmak olduğundan fakat imzalarının da gazetenizde yayınlanarak deşifre olduklarını düşünerek bu dilekçelerde aklımızın almadığı yalanlara baş vurdular.Kimisi boş kağıda imza attırıldığını, kimisi arkadaşlık dayatılarak psikolojik baskı yapıldığını, kimisi sadece devamsızlıkların affı için imza aldığımızı söylüyor ve hocaya tam anlamıyla yalakalık denebilecek sözler sarfederek gizliden gizliye yalvarılıyordu.Ben bunların içeriğini nerden biliyorum?Ev arkadaşım Ö.U da bu dilekçelerin sahiplerinden biriydi.O'na niçin gerçeklerden korkup yalan söylemeyi seçerek bizi riske attığını sorduğumda cevabı "kendimizi kurtarmak için" oldu.Tabii yakın arkadaşlarımızın bu hareketiyle duygusal çöküntümüz de başladı. Ha bir de dilekçelerde bir takım isimlerden de bahsedilmiş.Dilekçelerin hocaya verildiğini duymamızla disiplin soruşturmasının açılması bir oldu.Suçlamalar bu çocukların yazdıklarından yola çıkarak aldatma, kandırmaya dayalı imza toplamak ve olayın basına bildirilmesiydi.Basınla ilgili iki arkadaş hariç kimsenin bilgisi ve sorumluluğu olmadığını söz konusu arkadaşlarla anlaşıp isimlerini dahi vererek belirttik savunmamızda. Diğer konuda ise imza atan iddia sahipleri ile tek tek yüzleşmeyi talep ederek, boş kağıda imza attırma ve aldatmaya yönelik hiç bir iddianın doğru olmadığını belirttik.Ayrıca ben özür dilekçesi sahiplerinden Ö.U'ın korktukları için böyle bir şey yaptıklarını bana kendi ağzıyla söylediğini söyleyerek soruşturmacı karşısında yüzleşmek istedim.İddialar asılsız olduğundan ve savunmamızın da kusuru bulunmadığını bildiğimizden, olayı basına sızdıran iki arkadaşımız haricinde bir endişemiz yoktu.Her şey çok netti.Ancak Y.A belki rektörlükle arasının iyiliğinden tüm suçunu ört bas ederek bizlerin kafasını koparma yoluna gitti ki; anlattığım kadarıyla uygulamanın demokratikliğini siz değerlendirin.Yani şikayetlerimiz yenir yutulur cinsten şeyler değildi ama hocayla ilgili bırakın cezayı tek bir soruşturma, araştırma dahi yapılmadı.Şimdi bazı arkadaşlar hukuki yoldan bu cezanın iptalini isteme yoluna gidiyorlar.Ben aynı uygulamalara maruz kalan kız arkadaşımla
Bodrum'da çalıştığımdan biraz uzak kaldım ancak aynı yola başvurmayı planlamaktayım. Haksızlığa uğrayan haklılar olarak yola çıktık, ancak Y.A rektörlüğün desteğiyle bizi suçlu duruma düşürme peşinde.Yani bizi iftiracı pozisyonuna alacak.Kariyerine düşkün bir insan olan bu şahısın kendini temize çıkarmak için atacağı adımların bununla kalmayacağını düşünüyorum.Bu yüzden geç kalmadan bir şeyler yapmamız gerekiyor.Neler yapabiliriz biraz araştırıp ne gerekiyorsa yapacağım. Umudumuzu daha fazla kırmalarına izin vermek istemiyorum.Ayrıca belirtmeliyim ki bizden sonra konuyla ilgili başka öğrenci arkadaşlara da yeni yeni soruşturmalar açılmakta.Bu öğrenci kıyımına izin vermemek için desteğe ihtiyacımızın olduğu aşikar.Y.A 'la ilgili söylediklerimizin doğruluğunu ayrı ayrı şahitliklerimizle biliyoruz..Yalnızca bir dersine girip sınıfın ortasına çektiği sandalyede oturuşunu görseniz dahi haklı olduğumuzu anlarsınız.Bundan herkes şikayetçiydi. İmzalarından korkanlar bile.Öğretmen-öğrenci ilişkisinde adı geçen B.B'ın Y.A'a "Y" diye hitabettiğini bunun karşısında hocamızın kızarıp bozardığını biz, özür dilekçesi yazan bir arkadaşımızdan öğrendik. Bu insanlar imzalarına değil onurlarına sahip çıkmadılar.Y.A'ın eline söyledikleri yalanlar ile en büyük kozu verdiler.Sonuç ne olursa olsun haklılığımızdan biraz olsun şüphemiz yok.Tek sorun haklı konumdayken düşürüldüğümüz mağduriyetin umudumuzu zedelemesi.Bir kez olsun olay soruşturulmaksızın üzerimize gelindi.Y.A suçsuz ve hatasız değilse neden böyle uğraşalım ki...Neden hiç bir hocamız değilde, o.Neden yoklama almayan hocaların dersini takip ediyoruz da Y.A'ın dersine girmek istemiyoruz.Benim son senemde tek zayıfım yokken olayların psikolojik etkisiyle final sınavlarında 6 tane dersten kaldım.Bunun masrafını aileme yüklememek için çalışıyoruz şu anda hepimiz.Biz böyle gençleriz.Bizi tanıyın lütfen.Biz hayatı hafife alan serseriler değiliz.Durduk yere kimsenin akademik kariyeri ile uğraşacak insanlar da değiliz.Bizim derdimiz iki yıllık okulumuzu bitirip hayatımızı düzene koymaya bir yerden başlamaktı. Olmadı. Geçen dönemlerde sürekli devamsızlıkyapan öğrenciler şu anda mezun fakat ben ve bazı arkadaşlarım son dönemdeki piyangonun kurbanı olduk.Hocamız sonradan yoklama cetveline imza attırma uygulamasını yapmasa idi yine diyecek bir sözümüz olmazdı.
Şimdi sizde şöyle bir izlenim olmasın ; "Bunlar sınıfta kalınca hocaya çamur atmış olabilirler".Bu sınıfta kalma olayı içimizde mücadele veren arkadaşlarımızın az bir bölümünü kapsamakta.Hatta okulu birincilikle bitiren arkadaşımız da bizimle.
Hocanın uygulamaları B ile ilişkisinden sonra değişime uğradığından dolayı şikayetimizi olayın temelinden anlatabilmek adına her şeyi iki yıllık süreç içerisinde anlattık.Tacize uğrayan kız arkadaşlarımız, derste oturmasından kalkmasından rahatsızlığını belirtenler ve diğer sorunlarla karşı karşıya olanlar derdimizi paylaşacak ve çözüm arayacak kimseyi bulamadık...
Sizden ricam bu olayın arkasını bırakmamanız.Konumuzu ele aldığınız yazıdaki duyarlılığın bize nasıl bir güç verdiğini, bir arkadaşımızın koşarak bize getirdiği yazınızı coşkuyla okuduğumuzu ve umudumuzun nasıl da pekiştiğini çok iyi hatırlıyorum. Bir de sizden kişisel ricam şu an ki düşüncelerinizi benimle paylaşmak üzere mail atarsanız çok sevinirim. Bir de gazetenize ulaşamadığımdan dolayı konuyla ilgili bir şey çıktığında haberdar ederseniz netten takip ederim. Çok teşekkür ederim...

NOT: Yazıyı bitirmeden önce abimle görüştüm evimize disiplin soruşturmasıyla ilgili hiçbirşey gelmediğini söyledi. Ancak bu ev adresimizin değişikliğinden kaynaklanmalı. Gerçi soruşturmada yeni adresimizi bildirmiştim. İyi çalışmalar.”
***

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?