06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

23-8-2006 KONU: Öztaylan'ın solcu olduğunu kendisine söylemeyin! Görüntülenme
234
20 Ağustos 2006 Pazar günü Hürriyet gazetesinde Bekir Coşkun’un ‘Onuncu Köy’ isimli köşesinde yayınlanan yazının başlığı şöyle idi:

“ Kavak ağacında iki harf..”

“ Sağ iktidarlar meydanları ve parkları hiçbir zaman sevmediler.
Meydanlarda ve parklarda insanlar toplanıyorlardı çünkü. Özellikle meydanlarda emekçiler bir araya gelince bağırıyorlardı.
Taksim ya da Kızılay meydanlarının böyle binalarla doldurulup küçültülmesi asla raslantı değildir.
Meydanları daralttılar ki içine kimse sığmasın.
Parklar ise çağdaş kültürün paylaşıldığı, kılık kıyafeti ile modern yaşamın sergilendiği, en kötüsü kızlarla oğlanların iel ele gezdiği alanlardı.
Parkları da düşman bildiler.
Bu günlerde sıra Kuğulu Park’ta anlaşılan..”


Bekir Coşkun’un solculuk kriterlerini baz aldığımızda Bandırma Belediye Başkanı Cemal Öztaylan’ın rahatlıkla SOLCU hatta döşediği Çin granitlerini de göz önüne alırsak, KOMÜNİST olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz..
Evet, ÖZTAYLAN BİR SOLCU ve BİR MAOCU KOMÜNİSTTİR..Ya da en hafif ifade ile, Öztaylan, sol’a ve dolayısıyla da komünistlere yardım ve yataklık yapıyor..

Şimdi okurlarımız, bu da nasıl iş..adamın hayatı sola ve komünistlere küfür etmekle geçiyor, diyebilirler..
Doğru..!
Onun için, yazımızın başlığını , “Öztaylan’ın solcu olduğunu kendisine söylemeyin” koyduk zaten.. Çünkü, o hala kendisini sağcı sanıyor..!

Ne demiş, Bekir ağabey..?
“Sağ iktidarlar meydanları ve parkları hiçbir zaman sevmediler..”
Öztaylan, sevdi...Hem de ne sevgi..!?
Seveyim derken, koca meydanı öldürdü..Kentin merkezi oldu size havaalanı gibi meydan..Yukarda iniş sorunu yaşansa bizim meydana rahatlıkla herhangi bir uçak iniş yapabilir..
Kaymak gibi.. Çin granitinden..
Erol Tarlı’nın meyhanesinden aşağı doğru baksanız liman kenarında dolaşan kimse tanıyıp, karşılıklı el sallama pozisyonuna bile girebileceksiniz..
Yeni, Öztaylan’ın insanlar meydanlarda toplaşıp, muzır işler yapacaklar diye hiçbir derdi ve davası yok..
İşin garipliği, Bekir ağabey, Bandırma’da konuya biraz yabancı kalıyor ama bu kentte ‘solcular’ da meydan alerjisi var..
Öyle ki, meydan denince bizim ‘solcular’ı alıyor bir titreme..Sanki astıma yakalanmışlar..Ne tarihsel doku kalıyor ortada ne de yeşil..
Yeşil sorunu önemli..Ben de bir ara konuya değindim..Ertesi gün Öztaylan telefonda..

- Yazmışsın yine Engin..
- Yazdım Başkanım..
- O ağaçları yeniden dikmek için söktük..
- Tamam da..
- Bugünkü meydandaki yeşil oranını biz ikiye üçe katlayacağız..
- Tamam da..On beş yirmi yıllık ağaçları söktün gittin..
- Dikeceğiz len..yeniden dikeceğiz.. ( Eyvah, yandık.. sanki s...keceğiz, der gibi..)
Olmuyor, ne ben derdimi ona ne de o bana anlatabiliyor..
Efendim, Çin’in sadece graniti yokmuş..Hıyarı da varmış.. Onları diktiğinde üzerine oturacağım hıyarı özenle seçecekmişim..
Aman ne güzel..
Protokol sırasına göre ise, ben de vatandaş da dötü kurtardık , diye seviniyorum..

Olayın esprisi bir yana meydan şekillendikçe ve işler bittikçe bugüne kadar aşina olmadığımız bir tablo da beraberinde ortaya çıkıyor..

Genelde vatandaş beğeniyor..
Çevre esnafa soruyorum, esnaf da beğeniyor..
‘Solcu’lar beğenmiyor..
İlginç..!?

Geçtiğimiz günler başkanlık makamındayız..
Öztaylan, araneya sürülecek boğa gibi burnundan soluyor.. Öfkeli.. Gün yüzü güneş yüzü görmemiş sinkaflı sözcükleri özenle sıralıyor..
Milletvekiliyken böyle değildi diye içten içe hem düşünüyor hem de onu izliyorum..
Kim bilir, belki de böyleydi..Elinde bir evrak öylesine sallıyor..Hem sallıyor hem sıralıyor..
Konu, meydanın tarihsel dokusunun döşenen borularla bozulduğu iddiası..
Gülmeden edemiyorum.. Gerçekten de komik şeyler bunlar.. Birileri Bandırma ile dalga geçer gibi muhalefet yapma adına laf üretiyor..
“ Bu borular döşenecek..Meydan sathını bozmadan boru döşemenin sırrı ne ise, şikayette bulunan bunu da belirtmeli..Satıhı bozmadan lazerle mi delip, yürüyeceğiz..”
Böyle söylüyor Öztaylan diyemeyeceğim..Bağrınıyor..
Söze giriyorum..
- Belki, Anıta dokunacaksın diye kaygılanıyorlar..Zaten sağından solundan dokunmuşsun..
Vay anam vay..
Sen misin bunu söyleyen..
Atatürk, birilerinin tapulu malıymıymış..mış da mış..
Doğru..

Bandırma’daki temel problemlerden biri, özellikle de CHP’nin, AKP ile Öztaylan’ı birbirine karıştırmak..
Aslında sorun sadece AKP ile Öztaylan olayı da değil..Bölgemizdeki bir çok belediye başkanı AKP’den seçilmiş olmasına karşın laik eksende siyaset yapmanın ve hizmet üretmenin derdinde..
Bu da muhalefetin işini zorlaştıran bir unsur..
AKP ile belediye başkanlarını örtüştürseler bir türlü örtüştürmeseler bir türlü..
Çünkü, AKP, yamalı bohça gibi...AKP ile bir şekilde yolları buluşmuş ancak farklı siyasi geleneklerden gelen bir çok ismin seçimlerde, belediye başkanlıklarını ve meclis üyeliklerini kazanmış olması siyasi anlamda ortaya ucube bir tablo çıkartmış bulunuyor..
Öyle ki, bir çok belediye başkanı ya da meclis üyesi muhalefet temsilcilerinden daha ağır üsluplarla AKP’yi eleştirir konumda ise, muhalefet ne yapacak..!?
Kuşkusuz, olayı bir de şu pencereden bakmakta yarar var..
İktidar olmak sürecinde yaşanan sürecin adaylar nezdinde kimlik bunalımı içeriyor olması iktidar olduktan sonraki süreçte kimlik bunalımını iktidarın ta kendisine taşır..Yanlış anlaşılmasın.. Tayyip Erdoğan ve iktidarın iri isimlerinin de aynı kimlik bunalımından fazlasıyla etkilendikleri gözlemlenmekte..

Tayyip değişti mi, değişmedi mi..? Hikmetyar’ın dizinin dibindeki Tayyip ile Bush ile rendevu peşinde koşan Tayyip aynı Tayyip mi..?
Kadı’ya kefil olan Tayyip ile Amerikalılar’ın deliğe süpürmemesi için rica konusu edilen Tayyip aynı Tayyip mi..?

Örneğin, Cemal Öztaylan..
Öztaylan’ın halen Bandırma DYP İlçe örgütünde üyeliğinin bulunduğunu biliyor musunuz..!?
İstifa etmemiş.. Etmediği içindir ki, ilk üyeliği geçerli ve Bandırma’da aslen DYP üyesi ama AKP’den belediye başkan adayı olmuş ve seçilmiş, bir siyasi kişilik söz konusu..
Bu, Bandırma’nın değil Türkiye’nin gerçeğidir..Ve bu gerçek, siyasetin kimlik yitiminin en somut ifadesidir..
Peki, bu sadece AKP’ye mahsus bir özellik mi..?
Hayır..!
CHP’li Meclis üyelerinin seçimlerden kısa bir süre sonra partilerinden istifa edip, ikisinin AKP’ye geçişleri bunun bir başka türlü ifadesidir..
Onun için kimse kimseye laf dokundurtmaya kalkmasın..Kişilerle uğraşacağına sistemi sorgulasın..

Biz yine meydana dönelim..
Siyaseti meydana kitleyenler; muhalefet etmeyi, ‘iktidar kardeşim, yapacak..bulacak.. verecek..alacak..” noktasında görenler, “dün iktidardın.. neden yapmadın” sorusuna da şimdiden yanıt aramanın arayışı içersine girmeliler..
Ancak, burada şuna dikkat çekmekte de yarar var..
Bandırma’da AKP ile CHP karşı karşıya değildir..Daha doğrusu zaman zaman CHP İlçe Başkanı Mustafa Öz, partilileri ile AKP’yi ve Hükümetin icraatlarını ağır bir üslupla eleştirse de AKP ilçe örgütünün bir tepkisini görmez..
Sn.Adem Şener’in bu konularda bir sindirim sorunu olup olmamasından öte gerçekte CHP’lilere karşı söyleyebileceği fazla bir şey yoktur.. Susar.. Kuşkusuz, susması da bir şeydir..
AKP’li İl Genel Meclisi ya da Belediye Meclis üyelerinin de muhalefet partisi olarak CHP ile laf yarıştırmak gibi bir dertleri yoktur..
AKP Milletvekili Turhan Çömez de, CHP ile polemiğe girmekte yarar görmez.. Yurt dışında olmadığı ender zamanlarda etliye sütlüye karışmadan sessiz ken turları düzenlemekte ve ziyaretlerini bir şekilde basına yansıtmakta mahirdir..

Geriye kim mi kaldı..?
Cemal Öztaylan..!

Bir solcu ve Maocu komünist olarak Öztaylan, CHP’nin solculuğunun gerçek bir solculuk olmadığını kanıtlamak istercesine CHP’nin karşısındadır..
Öztaylan’ın temel savı, böylesi muhalefet olmayacağı ve yapılamayacağında odaklaşır..
Peki, muhalefet nasıl yapılır..?
Sorunlu değil sorumlu muhalefet anlayışına ve yöntemine sahip olarak, eleştirdikleri her konuda öncelikle samimiyet ve beraberinde de ortaya konacak alternatifleri arar Öztaylan..
Bir konu eleştiriliyor mu, onun karşısında ne öneriliyor, buna bakar..Yani, Öztaylan’da üretim esastır..
Bu da hem solculuğundan hem de Maocu komünistliğinden sebeptir..
Ancak, bu nokta da trafiğin karıştığı da bir gerçek.. CHP’nin muhalefet anlayışını ve solculuğunu beğenmeyen Öztaylan için, sadece konuşan değil tüm CHP’liler ve sosyal demokratlar hedef kitledir..
Bir tekinin bile yerel yönetimde işinin görülmemesi; işi var ise terse çevrilmesi esastır..
Bunun da birden fazla örneği var..
Çünkü, ısrarla partizancılık yapmadığını iddia eden Öztaylan, tam da işin bu noktasında değme partizancıya parmak ısırtacak davranışlar içine girebilmektedir..
Bugünkü yerel iktidarın geçmişle kıyaslanmayacak yanlış karar ve icraatları da bu nokta da başlamaktadır.. Bu tehlikeli bir süreçtir ve Öztaylan, duygusallıktan acilen vazgeçip, vatandaşları ile davalı olmaktan kaçınmalıdır.

Evet, Bekir ağabeyin solculuk kriterlerine göre ‘solculuk’ payesi ile rahatlıkla onurlandırabileceğimiz Öztaylan, konu ‘park’ sorununa gelince tekliyor..
Şimdi öncelikle, Bandırma’da doğru dürüst park yok ki, Öztaylan mevcudu hiç etsin..Yok..Ama, bundan sonra solculuğunu geliştirmek adına Öztaylan’ın park sorununda da kalıcı adımlar atmasını beklemek hepimizin hakkı..
Öztaylan’ın solculuğu sağcılığı ile muhalefetin solculuğu veya sağcılığının bu kadar kendi içinde karmaşık hale gelmesi ise, kimsenin kafasını karıştırmasın..
Bu, siyasetin kimliksizleşmesinden kaynaklanıyor..
Solculuk, kimi yerde laf üretmek olarak algılanıyor ki, alakası yok..Solculuk, iş ve hizmet üretmektir.. Sağcılık, yan gel Osman memleket sanki bostan olarak yorumlanıyor ki, bu da gerçeği yansıtmıyor.. Öyle sağcılar var ki, iş ve hizmet üretmekte değme solculara parmak ısırtır..

Onun için esas olan, solculuk ya da sağcılıktan öte, önce insan olmaktır.. Kişi kendisini solcu ya da sağcı diye tanımlar ama insanlık meziyetlerinden nasibini almamış yani halk deyişi ile daha adam gibi adam olamamıştır..

İşte böyle sevgili yoldaş Cemal Öztaylan..!

www.enginarican.com


Engin ARICAN

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?