|
|
2-7-2003 |
KONU: 2 Temmuz...Bir katliam ve düşündürdükleri |
Görüntülenme
443 |
“Nerede din ve ulusalcılık varsa,orada kesinlikle savaş da vardır.Tarih bu kanlı din ve ulusalcılık savaşlarıyla doludur.Durum böyleyken,dini ya da ulusalcılığı ortadan kaldırmaya çalışmak hem olası değil hem de doğru değildir.Yapılması gereken şey,dinler ve halklar arasında hoşgörü yerleştirmektir.Bütün dinlerin ve dinsizlerin ve ulusların birarada ve barış içerisinde yaşamalarının tek yolu hoşgörüdür.”
Bu sözler Aziz Nesin’e ait...2 Temmuz 1993 günü öğleden sonra,Madımak Oteli gerici güruh tarafından kuşatılıp,taşlanmaya ve “Sivas Aziz Nesin’e mezar olacak” , “Şeytan Aziz” , “Yaşasın Şeriat” sloganlarının atıldığı saatlerde, Nesin, odasında bu satırları yazıyordu...
Evet,Madımak katliamının üzerinden 9 yıl geçti..Ne yazık ki,Madımak katliamı,bu ülkede ne ilk katliamdı ne de son katliam oldu...
***
20 Aralık 1978...
Kahramanmaraş’ta “Güneş ne zaman doğacak?”isimli film gösterimde...Gösterim anında sinemada bomba atılıyor...Hemen ardından, “Sinemayı Alevi komünistler bombaladı” söylentileri kentte yayılıyor...Bir gurup sağcı genç,olayın zanlısı olarak hedef gösterdikleri iki sol görüşlü öğretmeni linç ederek,öldürüyor...Ölen öğretmenlerin camide cenaze namazı kılınırken,yeni bir söylenti ile kent çalkalanıyor: “Cenaze törenine katılanlar camileri ateşe verdiler..” Sonrasında Alevi yurttaşların oturdukları mahallelere saldırılar ve kıyım başlıyor...Tornovida ile gözü oyulan kadınlar,satırlarla parçalanmış erkekler,anasının karnı parçalanıp çıkartılıp öldürülen bebeler...Yakılan ve yıkılan evler,işyerleri...
Sonuç; Resmi rakamlara göre 100’den fazla ölü...Ecevit hükümeti,olaylar sonrası 13 il de sıkıyönetim ilan ediyor...Binlerce yurttaş Maraş’tan göç ediyor...
***
Temmuz 1980...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın öldürülmesi sonrasında Çorum’da ipler geriliyor.27 Mayıs günü Alevi ve Sünni yurttaşların oturdukları mahalleler arası barikatlar kuruluyor.Sokağa çıkma yasağı çatışmaların başlamasını engelleyemiyor.4 Temmuz günü Alaaddin Camii’ne Aleviler ve komünistler tarafından bomba atıldığı söylentisi kentte yayılması ile birlikte kıyım başlıyor.
Sonuç; Resmi rakamlara göre en az 25 ölü...Kayıp insan sayısı 100’ün üzerinde...Çorum’dan binlerce yurttaş göç ediyor...
***
Oysa ki,olaylar yatışıp da gerçekler su yüzüne birer birer çıktığında bir tek camiiye bile hiçbir şekilde saldırı gerçekleşmediği anlaşılıyor...Maraş’ta sinemaya bomba atarak olayları ve katliamı ateşleyenlerin sağ görüşlü oldukları öğrenilirken,olayın zanlılarından birisi sonraki yıllarda Meclise milletvekili olarak giriyor...(Yanlış anımsamıyorsam Ökkeş Şemdinler)
***
1-2 Temmuz 1993...
Sivas’ta Geleneksel 4.Pir Suldan Abdal Şenlikleri gerçekleşiyor...Günler öncesinden etkinliği engellemeye ve özellikle Aziz Nesin’in Sivas’a gelişinin önüne geçmeye dönük belli odakların çabaları ve eylemleri yoğunlaştırılıyor.Sivas’ın çeşitli semtlerinde “Müslümanlar” imzalı bildiriler dağıtılarak “cihad” çağrısında bulunulurken,Sivas dışından otobüsler dolusu insan ,öğrenci yurtlarına taşınıyor.
1.Temmuz da başlayan etkinliklere ve katılımcılara yönelik bir saldırı gerçekleşmemekle birlikte,kentte gerilimin yüksek olması dikkat çekiyor.
Etkinliklerin 2.günü,Buruciye Medresesi’nde kitalaplarını imzalayan yazarlar,sözlü tacize ve hakarete uğruyor.Otele dönüşte taciz saldırıya dönüşüyor.
Saat 13.30...Cuma namazından çıkan güruh,Hükümet konağı önüne giderek,etkinliklere izin veren Valiyi protesto ederek,sloganlar atıyor.
Saat 13.45...Vali Ahmet Karabilgin,Tugay komutanı Ahmet Yücetürk’ten yardım istiyor.
Saat 14.00..Güruh,Hükümet Konağı önünden Kültür Merkezi önüne geliyor.Burada etkinlikler için toplaşmış 1500 kişilik gruba saldırıyor.Saldıraya uğrayanlar Kültür Merkezi’ne sığınıyor.
Saat 14.15...Valilik,Tugay Komutanını arayarak yardım talebini yineliyor.
Saat 14.30...İçişleri Bakanı’na Vali tarafından faks çekilerek bilgi veriliyor.Başbakan Çiller’e faks ve telefonla bilgi veriliyor.
Saat 14.40...İçişleri Bakanlığı Müsteşarı’na güvenlik güçlerinin olayları önlemede yetersiz kaldığı belirtilerek,takviye kuvvet isteniyor.Kayseri ve Tokat Valilikleri aranarak,acil kuvvet isteniyor.
Saat 14.45...Hafik,Yıldızeli,Kangal,Şarkışla,Zara Kaymakamlıklarından takviye güç isteniyor.Tugay’dan takviye talebi yeniden yineleniyor...
Saat 14.50...Kültür Merkezi önünden yeniden Hükümet konağı önüne gelen güruh,eylemini sürdürüyor.
Saat 15.00...Atatürk caddesindeki Etibank bitişiğinde bir cafe taşlanıyor...
Saat 15.15...Güruh,Hükümet konağı önünden yeniden Kültür Merkezi’ne yöneliyor...
Saat 15.30...Kültür Merkezi taşlanıyor.Valilik yardım taleplerini yineliyor..
Saat 15.55...Emniyet,ilk müdahele girişimini copla yapıyor ama sonuç alamıyor.
Saat 16.00...150’si Emniyet Müdürlüğü’nden toplam 442 polis ve jandarma devrede ama güruh dağıtılamıyor.
Saat 16.30..Sayıları artık 5 bini bulan güruh,Madımak Oteli’ne yöneliyor ve otel taşlanıyor.Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner,telsizle kendisine durumu bildiren astlarına “Müdahale etmeyin” diyor...
***
Otelde sıkışıp kalan ve dışarı çıkamayan 100’ü aşkın davetli,ulaşabildikleri milletvekillerini,Bakanları arayarak yardım istiyor.Yanıt ortak: “Merak etmeyin,gereken yapılacak!..”
Saat 17.00 civarında iktidar ortağı SHP-CHP’nin Genel başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü,Aziz Nesin ile telefonla görüşerek,en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini ve kimsenin kılına dahi zarar gelmeyeceğini,herkesin kurtarılacağını söylüyor.Şenliğe katılan SHP’li milletvekilleri ortadan kayboluyor...
***
Saat 17.00...Vali,Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğulları’ndan kitleyi yatıştırmak üzere konuşma yapmasını istiyor..Karamollaoğulları kkonuşmasına, “Bir defa şöyle bir fatiha okuyalım.Sonra şunların ruhuna el fatiha okuyalım”diyerek başlıyor..Konuşması, “mücahit temel” sloganları ile karşılanıyor.
Saat 1 8.00..Başkan Karamollaoğulları,kalabalığın Kültür merkezi önündeki Ozanlar Anıtı’na tepki duyduğunu ve kaldırılması ile öfkenin yatıştırılabileceğini belirterek,İçişleri Bakanı’ndan anıtın yıkılmasını talep ediyor.İzin gecikmiyor ve belediye araçları ile Pir Suldan Abdal heykeli,güruhun da katılımı ile parçalanıp,yıkılıp,yollarda sürükleniyor.Heykelin yıkılması sonrası söz alan Karamollaoğulları, “Gazanız mübarek olsun.Artık dağılabilirsiniz”diyor ama güruh dağılmıyor...
Saat 19.45...Madımak Oteli önünde toplaşan kalabalık,içeri girmeye çalışıyor.Önce otelin önündeki araçlar ve sonra otel ateşe veriliyor.İtfaiye yangına müdahale edemezken,MADIMAK İÇİNDEKİLER İLE BİRLİKTE YANIYOR...
Saat 20.30...İtfaiye yangına müdahale ediyor.İtfaiye merdiveninden aşağıya indirilen Aziz Nesin aleyhinde sloganlar atılırken,Sivas Belediye Meclis üyesi Cafer Erçakmak,merdivenlerden inen Nesin’e saldırarak, “O adamı kurtarmayın,o öldürülmeye müstahak adamdır,bunlar hayvan” diye bağırıyor...(Olaylar sonrası Almanya’ya kaçtı/kaçırıldı ve Interpol Bülteni ile aranıyor)
Saat 20.55..Otel önündeki kalabalık güvenlik güçlerince havaya ateş açılarak dağıtılıyor...Takviye kuvvetler geliyor...
Sonuç: 35’i yanarak ve boğularak ;ikisi kurşunlanarak öldürülmüş 37 İNSAN...8’i ağır olmak üzere 24 yaralı...
***
12 Mart 1995...
İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde ticari bir aracı gasp eden kişiler,otomatik silahlar ile dört kahvehaneyi ve bir pastahaneyi tarayarak,iki kişiyi öldürdü.Olay sonrası mahallede yaşanan gerilim ve çatışma ortamında 18 kişi yaşamını kaybederken,olayların sıçradığı Ümraniye’de de 5 kişi yaşamını kaybetti...
***
Ben,ülkemizin insanlarının tanık olduğu tüm bu olayların ve katliamların basit , dar ve hatta sığ bir yaklaşımla sağ-sol,Alevi-Sünni, Kürt-Türk, Ülkücü-Komünist çatışması olarak yorumlanmaması gerektiğine inanıyorum...
Hatta bu toplu katliamlarla tekil terör eylemlerinin birlikte ele alınması ve birlikte değerlendirilmesi gereğine inananlardanım...
Örneğin,Sivas ile akrabalık bağlarım var ve gider geliriz..Anadolu uygarlığında ve kültüründe sahiep olduğu zenginliklerle istisnai bir konuma sahip Sivas’ta sünnie ve aleviler arasında yakıcı ve sürekli bir gerilim yoktur.Bu,belli eller ve güçler tarafından zaman zaman tetiklenir ve sonrasında da ateşlenir.
Bugün,Sivaslı,ister sünni olsun ister alevi,Madımak utancını kader ortaklığı içerisinde birlikte yaşıyor.Katliamın Sivas’a ve Sivaslı’ya neler kaybettirdiğini en iyi onlar biliyor.Zaten,olayların gelişimi ve aşama aşama Madımak Oteli’nin yakılmasına varılan olaylar, Devletin içine sürüklendiği acz,yaşananların raslantısal olmaktan öte,belli eller ve güçler,odaklar tarafından planlandığını da ele veriyor.
Rahmetli Doç Dr.Hablemitoğlu, Sivas katliamının arkasında Alman emperyalistlerinin ve çok uluslu şirketlerinin rolünmün bulunduğunu; olaylar sonrasında Alman istihbaratı ile ilişkili 6 kişinin Ankara’dan Almanya’ya sahte kimlik ve pasaportlarla güvenlik içerisinde kaçırıldığını,öldürülmeden önce Bandırma’daki panelde açıklamıştı...
Bu altı provakatörün kimliklerinin,devletin ilgili istihbarat birimlerince bilindiğine de dikkat çekmişti.
Kuşkusuz, Madımak katliamında emperyalizm faktörünü öne çıkartarak,olaylarda provake edilerek, İNSAN YAKANLARIN EYLEMLERİNİ KÜÇÜMSEMİYORUM...
Ancak,bu ülkenin insanları Türkiye’ye dönük çok yönlü oyunu artık görmek zorundalar...
Maraş ve Çorum olayları ile katliamları öncesinde ABD’li istihbaratçıların ve elçilik uzmanlarının bölgede cirit attığı;bölgedeki alevi ve sünni yarttaşlarla ilgili incelemelerde bulundukları biliniyor.
Keza,tarihimizdeki bu katliamlar zincirinde özel bir yere sahip 1 Mayıs 1977 katliamında da olay gününden önce Intercontianel Oteli odalarının CIA ajanları tarafından tutulmuş bulunduğu ve alanda toplanmış binlerce insana bu odalardan da ateş edildiği biliniyor.
O zaman sormak gerekiyor: Yüzyıllarca yıl bu topraklarda kardeşçe yaşayanların birbirini vahşice boğazlamasından yarar umanlar kimlerdi?
Kimler ve hangi odaklar,ülkemiz aydınları,sanatçıları,bilim insanları,siyasetçileri,gazetecilerinin,sendikacılarının infazı için kalem kırdı?
Bu kanlı oyunda,ülkemiz insanına düşen misyon ise TAŞERONLUK OLDU..! Bu taşeronlar kimi zaman karşımıza ülkücü,kimi zaman şeriatçı,kimi zaman sol,kimi zaman etnik kimliğe bürünüp piyasaya sürüldü...Veya piyasaya çıkmış olanlar farklı amaçlar için tepe tepe kullanıldı...Fazla uzağa gitmeyin...Olayın bu yönünün ayırdına varamayanlar hala tepe tepe TAŞERON olarak kullanılıyorlar...
Bakın,ilginçtir...Madımak katliamında İslamın Sünni kesimi kullanılmaya müsait idi ve kullanılmıştır...Katliam sonrası ise Alevilerin Devlete ve düzene karşı büyüyen tepkisi ve hoşnutsuzluğundan yararlanmak amacıyla PKK,bölgeyi örgütlenmede yumuşak karın olarak görmüş ve Alevi köylerine,mahallelerine yönelmiştir...
İşte,Türkiye,bu kanlı ve kaotik ortamdan kimlerin siyasi ve ekonomik rant sağladığını sorgulamalı; olayların ardındaki uluslararası boyut taşıyan ilişkilerin izini sürmelidir.
***
Madımak,Mustafa Kemal Türkiyesi için bir utançtır...
Madımak, din adına İslam’a sürülmek istenen kara bir lekedir...
Madımak,ulusal kurtuluş savaşında direriş odağı olmuş,bayrak olmuş Sivas’a yaşatılmış kahredici bir utançtır..
Madımak,insansoyu ve insanlık tarihi için utançtır...
Madımak,Cumhuriyet Devleti için bir utançtır..
***
Şair Şükrü Erbaş,Madımak katliamı karşısında, “kimse temizim demesin...”diyor...Doğru söylüyor...
Erbaş’ın dizeleri ile yazımızı sonlandıralım:
“Bir otel odasında gencecik çocuklar
çırpındıkça bir yudum soluk için
üzerine benzin döküp oynayanlar
onlar bir gün öpmeye eğilince çocuklarını
dudaklarında duman ve yanık et kokusu
boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?”
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|