06 Eylül 2010
   
    Köşeler Sayfası

28-6-2003 KONU: AKP’nin alternatifi GP..! Görüntülenme
213
AKP İstanbul İl Kongresi’nde yerel seçimlere değinen Başbakan Erdoğan,yerel seçimlerin zamanında yapılacağı sinyalini verdi.
Bu önemli idi...Çünkü,muhalefet partileri,baskın bir yerel seçim olgusu ile karşı karşıya kalmamak amacıyla istim üzerinde siyaset yapar duruma gelmişti.Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları hem muhalefet partilerini hem de muhalefete mensup yerel yönetimleri ve yöneticilerini rahatlattı...
2003 yılı başında AKP, yerel seçimleri öne almak yönünde belli çabalar içerisine girmesine karşın,neden ve niçin bu çabalarından vazgeçerek normal seçim takvimini işletmek zorunda kaldı.
Bunu sorgulayalım...
Birincisi, 3 Kasım seçimleri ile tek başına ve büyük bir sayısal çoğunlukla iktidar olan AKP,iktidarının ilk aylarında olumsuz ve zaman zaman beceriksizliğe varan kararsız politikaları nedeniyle kamuoyuna aslında iktidara hazır olmadığı imajını verdi.
İkincisi,ekonomik ssorunların aşılması ve çözümünde IMF ve Dünya Bankası’na endeksli ekonomik politikalar geniş toplumsal kesimlerin varolan tepkisini daha da büyümesini beraberinde getirdi.Özellikle,özelleştirmeye dönük, “ne var ise satarız” anlayışı çalışan kesimlerin tepkisini kamçıladı...
Üçüncüsü,Irak’a yönelik müdahale;Kıbrıs sorunu;AB ile ilişkiler konusunda AKP iyi bir sınav vermediği gibi Türkiye’nin hem bölgesel hem de uluslararası planda konumunu ve itibarını sarsan politikaları tepki gördü.
Dördüncüsü, kadrolaşma...Başbakan Erdoğan’ın “geçmiş iktidarlardan daha fazlasını yapmadık”savunumuna karşın,AKP’nin bürokratik atamaları dikkat çekti ve belli kesimlerin tepki göstermesini beraberinde getirdi.
Beşincisi,milletvekili dokunulmazlığı”konusunda verilen sözler tutulmadı.Bir dönemin yolsuzlukları kamuoyunun gündemine taşınırken,aynı dönem İstanbul Büyükşehir belediyesi bünyesinde yaşanan ve yargıya taşınmış yolsuzluk ve suistimaller kamuoyunun gündeminden kaçırıldı.Ya da Balıkesir SEKA’da yaşandığı gibi “yandaşlara” özellişterme adı altında kamu kaynakları ve varlıkları peşkeş çekildi.
Altıncısı,Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi sonucunda toplumsal sınıflar arasında uçuruma dönüşmüş gelir farklılıklarının kapatılması ve işçi,çiftçi,esnaf,emekli gibi toplumun alt gelir gruplarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi yönünde ciddi hiçbir adım atılmadı.
Tüm bu ve buna benzer nedenlerden dolayı,AKP iktidarı,daha ilk aylarında geniş toplumsal kesimler için erken hayal kırıklığına ve hüsrana neden oldu.
Seçim sonrası yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP oylarının,hızla eridiğinin gözlenmesi ve Meclis dışı muhalefet partileri içerisinden Genç Parti’nin hızla oylarını yükselttiğinin tesbit edilmesi,AKP’nin yerel seçimlerin tarihi konusunda fren yapmasını beraberinde getirdi.
İktidarda daha 1 yılını bile doldurmamış AKP,siyasal hesaplaşmayı erkene aldı ve GP ile hesaplaşmaya girdi.
Türkiye’de yerel seçimler normal tarihinde gerçekleşecek ise bunda tek etken GP’nin yükselişidir!
Türkiye’de bugün için AKP iktidarının alternatifi,Meclise girmeyi başarmış CHP değil, Meclis dışı GP’dir...
Başbakan Erdoğan bu gerçeği görmenin ve tesbit etmiş olmasının ötesinde,bunu telafuz ederek,AKP iktidarının siyasi muhatabının GP olduğunu açıkladı...
ÇEAŞ ve KEPEZ’e el koyarak,AKP ile GP arasındaki siyasi rekabeti,doğal kulvarından kopararak, “belden aşağı”ya indiren AKP iktidarı,Uzan ailesi ile hesaplaşmada iktidar erkini kullanıyor.
Bu hesaplaşmanın paydaşı çok...Uzan Grubu ile derdi olanlar, başta Aydın Doğan olmak üzere AKP yanında saf durarak,operasyonun kazasız belasız nihayete erdirilmesi ve Uzanlar’ın ekonomik ve siyasi gücünün bitirilmesini hedefliyor.
Bu hesaplaşmanın önümüzdeki sürecin “belalı” kavgası olacağını öngörmek kehanet olmasa gerek!
***
Yerel seçimlere bir yıldan az bir süre kala, bir yandan GP ile siyasal hesaplaşma içersine giren AKP iktidarı öte yandan yüzünü yerel seçimlere dönmüş durumda.
Başbakan Erdoğan’ın esnaf kredi faizlerini %30’a düşürmesi ve sicil affı bunun tipik göstergesi...Erdoğan’ın özellikle ülkenin orta sınıflarının desteğine büyük ihtiyacı var.
Çünkü,AKP iktidarının izlediği IMF ve Dünya Bankası’na endeksli ekonomik politikalarının çalışan kesimlere,işçilere, memurlara, emeklilere,çiftçilere verebileceği hiçbirşey yok!
Onun içindir ki, esnafa müjdeler veren Erdoğan,konu toplu sözleşme görüşmeleri olduğunda “0”zam öngörebiliyor...Tarım Bakanı,çiftçilere “gözünüzü toprak doyursun” diyerek beddua edebiliyor...
Aynı şekilde,bir yandan yerel yönetim reformu ile yerel yönetimleri rahatlatacağını açıklayan AKP iktidarı,öte yandan yerel yönetimlerin İller Bankası paylarını dörtte üç oranında aşağıya çekerek,yerel yönetimleri ekonomik açıdan darboğaza sokup,iş göremez durama getirerek,yerel seçimlerde avantaj elde etmeyi amaçlayabiliyor...
***
AKP sandıktan iktidar olarak çıkmış ama hala iktidar olamamış bir siyasal parti görünümü veriyor.Erdoğan bunu da itiraf ediyor...
Kadrolarının geleneksel düşünce yapısı nedeni ile Cumhuriyet Devleti’nin kurumları ve değerleri ile her fırsatta gerilim ve çatışma yaşayan AKP, iktidarının meşruiyetini Batı’da arıyor...Batı da,Türkiye’ye yönelik niyetlerini siyasal iktidarın “sığınmacı” tavrı nedeniyle “zafiyet” olarak çok iyi değerlendirerek,rüyamızda göremeyeceğimiz ve doğrudan ulus devleti parçalamaya dönük yıllanmış emellerini “paket” olarak AKP eliyle ülkeye dayatıyor...
İşbirlikçilikte CHP’nin Baykal-Derviş-Tanla yönetimiyle yarışan AKP iktidarı,Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan ve ulus devleti ortadan kaldırmaya dönük emperyalizmin dayatmalarının sonucu Meclis gündemine taşınan yasalara el ve gönül birliği içerisinde “evet” diyor!
***
Bu nokta da AKP ‘nin işbirlikçiliği ile CHP’nin işbirlikçiliğini birbirinden ayırmak gerek...
AKP’nin siyasal derdi,Cumhuriyet yönetimi ve değerleri ile...Ne yazık ki,Cumhuriyet yönetimi ile Cumhuriyet dieğerlerini savunma noktasında zafiyete uğramamış,deforme olmamış bugün için tek kurum Türk Silahlı Kuvvetleri’ (TSK) dir..
Keza, işbirlikçi ve gerici iktidarlar,partiler,siyasetçiler eliyle yıllardır çok yönlü olarak Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Cumhuriyet Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal’in ulusalcı,devrimci,halkçı ve laik niteliği ve özü boşaltılmaya çalışıldı...Ancak, Mustafa Kemal’in ulus nezdindeki konumu,saygınlığı ve duyalan sevgi yok edilemedi..Bu yöndeki çabaların önündeki en büyük engel de yine TSK ..!
AKP, kurulu düzeni aşmanın ve kendi siyasi iradesini topluma bir yaşam tarzı olarak kabul ettirebilmenin yolunu Batı’da görüyor...Çünkü,Batı,Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve AB’ne üye olmasının yolunun TSK’nın geleneksel konumundan uzaklaşmasında ve Kemalizmin ideolojik yapısının tasfiyesinde arıyor.Farklı çıkarlar bir nokta da kesişiyor.
CHP’nin varoluş nedenlerini ve kurucusunu reddinin temelinde ise işbirlikçilerin parti yönetiminde etkin olması yatıyor.
***
İşte bu gerçekliktir ki,Türkiye’de demokrasi ve insan hakları diye gerçekten derdi ve kavgası olan insanlarla,işbirlikçilerin ve Batı’nın demokrasi ve insan haklarından ne anladıkları ve gerçek niyetler sağlıklı bir şekilde sorgulanmalı...
Batı ve Batılı işbirlikçilerimiz,demokrasi ve insan hakları adı altında ülkenin ve halkın emperyalist emellere kurban edilmesini;SEVR’i amaçlıyor..!
Bu ülkenin demokrasi ve özgürlük kavgası veren insanları ise LOZAN’ı hareket noktası olarak kabul edip,ülkenin ve toplumun daha fazla demokratikleşmesi ve özgürlüklerin alanın daha da genişletilmesi mücadelesinin içsel dinamiklere dayanılarak ve ulusal çıkarlar gözetilerek verilmesi gereğine inanıyor.
Aradaki büyük fark bu..!
Çünkü,bu ülkenin insanları, daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük talebinde bulunurken,Misak-ı Milli’yi sorgulayalım, demiyor...
Ya da,demokrasi ve özgürlük adına,artık,emperyalizmin gelişmekte olan ülkeleri parçalama ve yutma politikasının aracı olmuş “ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı” adı altında ulus devletin parçalanmasını savunmuyorlar..!
***
Başbakan Erdoğan,önümüzdeki yerel seçimler için partililerine sesleniyor ve 3 Kasım da olduğu gibi AKP’nin sandıkları silip süpürmesini istiyor...
“Bire bir çalışın”, “insanları bire bir markaj edin” diyor...!
Türkiye, Cumhuriyet tarihi için belki de kader oylaması olacak, bir yerel seçime hazırlanıyor...

 
Köşe Yazıları
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?