|
|
25-6-2003 |
KONU: “Kentin akciğerlerini koruyalım” kampanyası ve GÜMÇED |
Görüntülenme
467 |
90’lı lı yılların özellikle ikinci yarısında Bandırma’da çevre hareketleri önemli bir atılım ve dolayısıyla dışa açılım dönemi yaşadı...
Bunda,kuşkusuz,GÜMÇED’in ve GÜMÇED nezdinde de Sedat Kutbek’in büyük rolü ve emeği var.Sonrasında S.O.S Çevre Gönüllüleri Platformu oluştu.Gönüllülük temelinde gelişen S.O.S’in bugünlere taşınmasında ise Nesrin Aydoğmuş’un büyük emeği ve rolü var.
Çevre hareketi açısından olayın dramatik yönü GÜMÇED’in bugünlere taşınamaması ve kkapanması idi.Çevre hareketi içersinde yer almış bir çok isim bunu Kutbek’in şahsına da bağlasa bu inandırıcı değil.Zaten,hareketin kendisi salt bir kişinin “imanı”na kalmış ise sorgulanması gereken bu olmalı...
Kentimizde gelişen çevre hareketi sadece yeşilin korunup geliştirilmesi ekseni üzerinde biçimlenmedi...
Çok geniş bir ilgi ve hareket alanı belirlenerek,tarih ve kültür varlıklarının korunmasını da içine aldı.
Bu nokta da,bir saptama yapmakta yarar var.
Gerek S.O.S ve gerekse de GÜMÇED’in başlangıçtaki diriliğini sürekli kılamaması ve kamuoyunun ilgi odağından yavaş yavaş uzaklaşması çok yönlü irdelenmeli.
Bunun öncelikli nedeni çevre sorunlarının,tarihi ve kültürel dokunun korunması ile ilgili sorunların aşılmış ve çözülmüş olmasından kaynaklanmıyor.Tam tersi, sorunlar daha da ağırlaşarak sürüyor.
18 Nisan 99 seçimleri öncesinde Bandırma’da gerçekleştirilmiş ankette,kentin öncelikli sorunları arasında çevre sorunları 1.sırada yer alması raslantısal değildi.Ekonomik sorunların böylesine insanların ve toplumun belini bükmediği koşullarda,bunun anormal bir yanı olmadığı gibi,bu gerçeklik çevre hareketini tetikledi.
Kentimiz ve bölgesinde çevre hareketinin sönümlenmesinin en önemli nedeni bence tam bu nokta da başlıyor.Bireylerin ve toplumun öncelikleri alt üst oldu.Ekonomik sorunlar,geçim zorluğu öne çıktı.Bu koşullarda,işsizlikten kırılan bireylerin,ocağında bir tencere yemek kaynatamayan ailelerin çevre sorunlarından öte geçim sorunlarını öne çıkartmaları kaçınılmaz.
Bandırma ve bölgede,çevre hareketini kamuoyu nezdinde daraltan,kan kaybetmesine neden olan bu gerçeklik oldu.Doğal olarak,bu koşullarda çevre hareketi,kent varoşlarının değil kent orta sınıfının,aydın kesimlerin uğraş ve sorumluluk alanına girdi.
GÜMÇED,bu toplumsal ve ekonomik “gel- git”ler sürecinde Bandırma’da yeniden örgütlenme sürecine girdi.Av.Remzi Kısa,Ziraat Teknisyeni Bayram Aydın ile Mehmet Durmaz örgütlenme yetkisini alarak,kuruluş çalışmalarına başladılar.
Bu süreçte birden çok dar kapsamlı toplantı yapılarak,bir çok kesim ve kişi ile karşılıklı görüş alış verişinde bulunduklarını biliyorum.
Sonuçta ise,kuruluş süreci tamamlanarak,Bandırma’da GÜMÇED yeniden kuruldu.Lokal çalışmalarını da başarıyla yürüten kurucular kurulu,derneği ilk kongresine de başarıyla taşıdı.
Bandırma’da artık GÜMÇED var ve ileriye dönük çalışmalara fiilen başlanmış durumda.
GÜMÇED’in Yönetim Kurulu ; başkan Mehmet Durmaz,Başkan yardımcısı Hüseyin Ata,Sekreter Erol Akun,Sayman Nüvit Erten ve üye bazında da bendenizden oluşuyor.
Yönetim Kurulu toplantıları,üyelerinin katılımına açık...Daha da önemlisi,sivil toplum örgütlerinin yaşadıkları sıkıntılar dikkate alınarak,Yönetim Kurulu,üyelik kabulünde “aktif üyeliği” ön koşul olarak kabul etmiş durumda.
Yönetim Kurulu, dernek çalışmaları kapsamında hareket alanını üç alana yayacak...
Birincisi,doğal yaşamın korunması...
İkincisi, tarihi değerlerimizin korunması..
Üçüncüsü,kültür varlıklarının korunması...
Tüm bu hareket alanlarının başlı başına bir ilgi odağı olduğu; bu ilginin ise doğrudan kadro sorununa endeksli bulunduğu bir gerçek...
O nedenle GÜMÇED Yönetim Kurulu,varoluşu ile iddialı olmakla birlikte hiçbir konuda ACELECİ bir anlayış ve yaklaşıma sahip değil...
Önceliklerin belirlenerek,bu öncelikler doğrultusunda çok yönlü ve kollektif çalışma bilincinin,kültürünün gelişmesini öngörüyor.
Bu çerçevede,GÜMÇED’in bugün için öncelikli hedefi, “KENTİN AKCİĞERLERİ” olarak kabul edilen yeşil dokunun korunması,sahiplenilmesi ve geliştirilmesi...
GÜMÇED,önümüzdeki günlerde bu amaç doğrultusunda yaygın bir kampanyaya hazırlanıyor.
Bandırma’nın “akciğerleri” konusunda,ne yazık ki,fazla lüksü yok..!
Olmadığı içindir ki,Bandırma,sağlıklı nefes alamıyor.Çünkü,ciğerleri çalışmıyor...İşlevsiz ve hırpalanmış...Budanmış...Hastalıklı...
Onun içindir ki,Bandırma’da solunum yolu rahatsızlıklarında PATLAMA yaşanıyor... Hastanelerin çocuk servisleri solunum yolu rahatsızlıklarından dolayı çocuktan geçilmiyor...
GÜMÇED,işte bu soruna NEŞTER vuracak...!
Yaklaşık 100 binin üzerinde insanın yaşadığı Bandırma’da doğru dürüst,derli toplu ağaçlık bir alan (ormanlık alandan vazgeçtik koruluk dahi) kalmadı...
GÜMÇED,bu yönüyle beş kilit alan belirledi: Bandırma girişinde, Meslek Yüksekokulu arkasında Kayacık mevkiinde yer alan BANDIRMA ORMANI...
İkincisi,Ziraat Bahçesi olarak bilinen Atatürk Parkı...
Üçüncüsü,General Balcı Çamlığı ile Erdek yolu üzerindeki Garnizon’un boşalttığı alan..
Dördüncüsü,Malta Deresi’nin islah çalışmaları ile elde edilmiş alandaki ağaçlandırılmış alan...
Beşincisi, yerel yönetimin çalışmaları ile kentin cadde ve sokaklarına dikilmiş fidanların korunması ve sahiplenilmesi...
Geçmişi bir kenara bırakmak gerekiyor.. Bugünkü mevcut yönetimin kentin yeşil dokusunun korunması ve sahiplenilmesi konusunda gerekli çabayı ve çalışmayı gerçekleştirdiğini söyleyebilmek güç...!
“ Atatürk Bulvarı”nı yeşillendirdik”, “kent girişine fidan diktirdik” söylemi Bandırma gerçeğini kucaklamaktan uzak.Mevcut çabaların yeterli olmadığı da açık...
Atatürk Parkı’nda 40-50 yıllık çamlar kurumakta...
“Bandırma Ormanı”na dört yılı aşkın bir zamandır yerel yönetim elini bile sürmedi... İlgisizlik nedeni ile bir çok fidan kurumuş durumda...Malta deresi boyunca da dikilmiş fidanlar aynı kadersizliği yaşıyor.
Garnizon’un boşalttığı ve kullanıma sunduğu yeşil alanlardan söz etmeye gerek yok!Dikilmiş,bakılmış ve yetiştirilmiş ağaçlar bile korunamıyor...
Kuşkusuz,tüm bu yeşil alanların yerel yönetimin insafına ve tasarrufuna bırakılması düşünülemez.Sorumluluğu kent toplumu olarak yerel yönetim ile paylaşmak gerek.Ancak, bu konuda motor ve öncü gücün yerel yönetim olduğu da unutulmamalı...
GÜMÇED, sorumluluğun paylaşılmasında ve yeşil dukunun korunup,sahiplenilmesinde kamuoyu hassasiyetinin, bilincinin geliştirilmesinde kendisine biçilecek misyonu bugünden kabullenmeye hazır...
Bitmedi...
GÜMÇED bünyesinde bir grup arkadaşımız da kenhtin tarih ve kültürel dokusuna dönük çalışmalara başlamış durumda...
Bitmedi..
GÜMÇED’in ilgi alanları içerisinde Kapıdağı özellikli bir yere sahip. Gündemimizde, BANFAD üyesi Diş Hekimi ve Fotoğraf sanatçısı Bilkan Uçkan’ın sonbahara yetiştirmeye çalıştığı “Kapıdağı” konulu fotoğraf sergisi var..GÜMÇED, acil olarak Kapıdağı’nın Milli Park olarak kabulünü ve resmi olarak bunun tescilini talep ediyor...
Kuşkusuz,yaşanılan sorunların aşılması ve çözümü yönünde GÜMÇED’in etkin rol oynayabilmesi toplumsal tabana oturmasından ve kamuoyunun desteğini arkasına almasından geçiyor.
Onun içindir ki,doğal yaşamın,tarihi ve kültürel zenginliklerimizin korunmasında aktif olarak yer almak ve çalışmak isteyenler GÜMÇED’e ÜYE OLMALI...
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|