|
|
12-6-2003 |
KONU: Oyun aynı oyun...
Bıkmadılar..! |
Görüntülenme
218 |
Mustafa Kemal’in Cumhuriyetin yönünü “muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” olarak belirlemesi ile birlikte Türkiye’de yıllanmış bir oyun yeniden sahneye konuldu...
Mustafa Kemal’in Türk insanının yüzünü Cumhuriyet rejiminde “Batı”ya dönmesine işaret ettiğinden hareketle ,toplumun önemli bir kesimi bu işaretin “Avrupa Birliği” olduğu saplantısına vardırıldı...
Mustafa Kemal’in söyleminin ulusal ve devrimci içeriği bilinçli ve sistemli olarak boşaltıldı...Yaşamı boyunca mandacılığa karşı durmuş ve emperyalizmle mücadeleden daha fazla emperyalizmin işbirlikçilerine karşı mücadeleyi gözetmiş Mustafa Kemal’in , AB sevdalılarınca bir “mandacı” olduğu iddia edilmedi...
Yarın edilirse de kimse şaşırmasın!
Mustafa Kemal’in kurduğu ve Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirdiğim en büyük iş diyerek övündüğü CHP’nin, lideri Baykal’ın bile CHP’nin Altı Ok’unu “nenesinin dedesinin resmi” ile bir tuttuğu koşullarda aymazlığın son durağının neresi olacağını kimse kestiremez!
Ulusal ve devrimci niteliklerini yitirdiği içindir ki,CHP, tüm ülke genelinde mum gibi eriyor.Erimesinin dahi nedenlerini anlamakta güçlük çeken CHP,bunu engellemenin çözümünü merkeze yönelmekte buluyor...
Aylar önce yazdım ve yine vurguluyorum: CHP yine bölünecek...Ve bu büyük bir olasılıkla yerel seçimler öncesinde yaşanacak..!
Bu kehanet değil...Zerdüşt böyle buyuruyor...CHP’nin Zerdüşt’ü, ne yazık ki,artık,IMF ve Dünya Bankası olmuş durumda...Derviş’in CHP’ye yönelmesinin altında da bu misyon vardı ve Derviş’in konuşmaya başlaması,bu yönüyle,CHP için şalterin indirildiğini gösteriyor...Uluslararası sermaye çevreleri,CHP’nin ülkemiz siyasetindeki izini silmek istiyor..CHP’nin siyasi yaşamdaki izinin silinmesi ise ulusal ve devrimci geleneğinden kopartılıp,içerisinin boşaltılması ile mümkün görünüyor.
CHP,bu yönüyle yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde kurucusu ile de,Mustafa Kemal ile de hesaplaşacak....Bu kaçınılmaz...Baykal’ın, Derviş’in ve Tanla’nın açıklamaları bunu işaret ediyor...
***
Ülkemiz siyaseti belki Cumhuriyet tarihinde görülmedik ve yaşanmadık şekilde tek düze biçimlendiriliyor...
Mevcut siyasi partiler hızla ülkeye ve halka yabancılaşarak,IMF,Dünya Bankası ve AB ile ABD’li emperyalistlerin talepleri doğrultusunda şekillendiriliyor...
Bir yanda ulusal bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin kararlılıkla gözetilmesini savunanlar öte yanda “küreselleşme” ve “yeni dünya düzeni” adı altında Türkiye’yi hızla yeni sömürge bir ülke konumuna taşıyanlar...İşbirlikçiler...
Ulusal bağımsızlığı ve ulusal egemenliği savunanlar,Lozan’ı ve Cumhuriyeti ve Kuvayı Milliye değerlerini savunanlardır...
Bu değerleri çağın gerisinde kabul edip,ulus devleti,ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik noktasında emperyalistlerle pazarlık konusu yapanlar ise adım adım Sevr’e yönelmektedirler.
Bunlar için Kıbrıs başağrısı, Kürt sorunu insan hakları sorunu,Ermeni soykırımı ise tarihsel bir yanlıştır...Ulusal kurtuluş savaşı olarak tanımlanan savaş dahi,ne idüğü belirsiz bir topluluktan ve güruhtan Türk ulusu gibi bir ulusun çıkartılması yönünde tarihsel bir zorlamadır.Bu zorlamanın mimarı ise Mustafa Kemal’dir..Ama,bu zorlama tutmamıştır! Günümüzde yaşanan etnik ve dinsel sorunların altında bu zorlama yapmaktadır...Çünkü, Anadolu, Türklerin kendisine teslim edilemeyecek kadar değerli bir coğrafyadır.. O nedenle,Türkiye sözcüğünün bile kullanılması zuldür!
***
İşte,ideolojik ve siyasal alanda hızla belirginleşen bu farklılık,kendi içinde birbirini tarihsel bir hesaplaşmaya davet etmektedir. Türkiye, koşar adım bu hesaplaşmaya doğru gitmekte...Halk,bu oyunda ,Mustafa Kemal Türkiyesi’ne sahip çıkamayan ve Cumhuriyet değerlerine karşı yabancılaşmış siyasi kulvarı 3 Kasım seçimlerinde reddetti.
Yaklaşık 15 milyon seçmen oy kullanmak için sandık başına gitmedi!..
Bu konuşulmuyor,tartışılmıyor ve sorgulanmıyor...
***
Türkiye ve Türk halkı,yine iradesi dışında kendisine biçilen kefeni yırtmalı..
***
Aylar öncesinden ABD ve AB ülkeleri tarafından Kuzey Irak’ta biçimlendirilip adım adım Türkiye’ye dayatılan bir oyun var...
Bu oyun,başı ile de sonu ile de kanlı bir oyun!
ABD ve İngiltere’nin başını çektiği uluslararası suç çetesi,Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabani’yi önce “egemen güç” haline getirip,ardından elleriyle besleyerek devletleştirdi...Yarın Irak,ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini kazandığında işbirlikçiliği tüm dokuları ile içselleştirmiş Barzani ve Talabani ile karşı karşıya kaçınılmaz olarak gelecek...Zaman zaman Araplarla Kürtler arasında yaşanan çatışmaların altında yatan neden de bu!
Bitmedi...
Türkiye’nin Kuzey Irak’ta biçimlendirilen son duruma Genelkurmay’ın tepki duyması ve K.Irak’ta Türk askeri bulundurulmasına ABD ve İngiltere’nin,diğer AB ülkeleri ile birlikte nasıl tepki verdiği biliniyor.
PENTAGON,Türkiye’den PKK/KADEK’e af çıkartmasını talep etti...
PENTAGON’un “af talebi”, “pişmanlık yasası” olarak içerde şekil değiştirdi...
Tüm bu gelişmeler yaşanırken,PKK/KADEK, “pişmanlık yasası”na karşı “genel ve koşulsuz özgürlük” çağrısında bulunarak,kampanya başlattı... DEHAP, kampanyayı üstlendi ve basın bildirileri, gösterilerle bu kampanyanın kamuoyunda yer etmesine çalışıyor...
Ancak,bir anda kampanyanın içeriğinin değiştiğine dikkat etmek gerek...DEHAP, “sayın” Abdullah Öcalan’ın da “koşulsuz” serbest bırakılmasını talep ediyor..!
Bu gelişmelerin kamuoyu açısından süpriz bir yanı var mı?
YOK...!
Bölücü terör örgütünün lideri yarın, mağdur olarak,siyasal yaşamımızda “özgürce” yerini alırsa kimse şaşırmasın...!
Çünkü, “kürt sorunu” olarak uluslararası arenada işlenen sorunun ardında hami olarak ABD ve AB ülkeleri var...!
Nasıl mı?
***
PKK/KADEK ile ABD arasında üst düzeyde iliş kurulduğu ve CIA elemanlarının bu ilişkilerde kilit rol oynadığı biliniyor...Bilginin ötesinde bu ilişki ile ilgili belgeler,itiraflar ortada uçuşuyor..
AB üyesi ülkelerin üst düzey yöneticileri zaten yıllardır, “kardeşlik ilişkilerini” geliştiriyor...
Öteye gitmeye gerek yok..!Balıkesir’de DEHAP7ın kamuoyuna dağıttığı bildiride şu görüşlere yer veriliyor:
“ Dünyada halkların özgürlük ve demokrasi bilinci ve mücadelesinin artış yönünde ivme kazandığı son yıllarda bu durum 21.yüzyılda otoriter,statükocu ve baskıcı sistemlerin aşılmasının bir zorunluluk olduğunu ortaya koymuştur.Nitekim Irak savaşında olduğu gibi halkların adalet,özgürlük ve demokrasi taleplerinin bastırılması,Ortadoğu’ya fiili müdahalenin gerekçesi olmuştur..”
Yani,ABD ve İngiltere,Irak’a adalet,özgürlük ve demokrasi için fiili müdahalede bulunmuş!
Böyle demek zorundalar..Çünkü,hep yazdık..ABD ve İngiltere,Irak nezdinde,ulus devleti parçalayarak,bir devletten devletçikler yaratarak,Irak’ın enerji kaynaklarına el koymak istiyor diye...
İçimizdeki liboşlar ve işbirlikçiler,küreselleşmeciler,yeni dünya düzeni taraftarları,hala ABD ve İngiltere’nin Irak’a özgürlük ve adalet götürdüğü hayali ile avunsun..!
DEHAP bildirisi şöyle devam ediyor:
“ Irak savaşının ardından bölge yeniden yapılandırılırken,bölgede yüzlerce senedir çözümsüz kalan Kürt sorunu ve Kürtler,tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de temel gündemi oluşturmuştur.Bu durum Türkiye’de KADEK güçlerinin geleceğinin ne olacağı tartışmalarının artmasını ve buna karşı hiçbir çözümü getirmeyecek pişmanlık yasasını gündeme getirmiştir...”
Bölgeyi yeniden yapılandıran güç kim acaba? Bölge ülkeleri kendi iç,ulusal dinamiklerine ,halklarına dayanarak mı bölge yeniden yapılandırılıyor?
Yoksa,uluslararası suç çetesi,emperyal çıkarları için ulus devletleri parçalayıp,yeni devletçikler mi yaratıyor?
Bildiri böyle devam ediyor..İki temel unsur dikkat çekiyor...Hedef, MGK nezdinde ordu ve ulus devlet noktasında Kemalizm..!
Bu her iki unsurdan şikayetçi olan sadece PKK/KADEK ve DEHAP değil...
***
Haziran başında Avrupa Parlementosu’nda kabul edilen Türkiye Raporu var !
Hani şu,Hıristiyan Demokrat parlementer Arie Oostlander’in hazırladığı ve daha önce okurlarımızla paylaştığımız rapor!
Yaygın basın,genel olarak,bu raporu makaslayarak ve özet olarak verdi.İçeriğine girip,kamuoyunu bilgilendirmekten kaçındı!
Oostlander de,216 lehte oyla kabul edilen raporunda,Türkiye’nin AB’ne girmesini iki koşula bağlıyor:
Birincisi,MGK ve Türk Silahlı Kuvvetleri
İkincisi, Kemalizm...
***
Ooslander’in, Türkiye Raporu’nun Avrupa Parlementosu’nda kabul edildiği günlerde,AB üyesi ülkeler,İspanya’nın ulusal bütünlüğünü ve huzurunu tehdit ettiğini gerekçe göstererek,radikal BASK Partisi,BATASUNA’yı terör örgütleri listesine alarak,partinin malvarlıklarını dondurup,üyelerinin dolaşımını engelleyerek,birlik üyesi ülkeler içinde silah transferi ya da satışına ilişkin her türlü girişime engel olunması kararını alıyor...İspanya Anayasa Mahkemesi, BATASUNA’yı kapatarak siyasi faaliyetten men ediyor...
Ama konu Türkiye olunca uluslararası hukuk da,düzen de,işleyiş de değişiyor...
AB üyesi ülkelerin Türkiye Büyükelçileri eşleri ile birlikte başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’da bir çok yerleşim yerini ziyaret ediyor..
Sanki Türkiye 81 vilayetten oluşmuyor ve özel olarak gezecek başka bir bölge veya yer yok!..
Gelin Bandırma’ya..!
OLMAZ..!
Bir İskandinav ülkesi,binlerce Kürtçe kitap bastırıp,bölgeye göndermeye kalkıyor...!
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği’nden bir heyet,insan hakları ihlallerini yerinde incelemek üzere yine bölgeye gidiyor...
Gel,Bandırma İlçe Emniyetini,Jandarmayı ziyaret et!
OLMAZ..!
Tamam olmasın...Yapabiliyorsan,git,ABD’de Arizona çöllerine atılmış,Kanada’ya sürülmüş Kızılderilileri ziyaret et!
OLMAZ..!
İyi...Git,İngiliz egemenliğinde posası çıkartılan İrlandalı’ları ziyaret et..!
OLMAZ..!
İyi...Git kardeşim... Türkiye’nin doğusu da bir güney doğusu da,batısı da güneyi de... gör, kardeşim.. bizim insanımız konukseverdir.. Yemez yedirir,içmez içirir,yattığı çulu altına serer yatırır..gör kardeşim...
80 yıldır oyun aynı oyun,ninni aynı ninni...Kan serpip topraklarımıza gencecik fidanlarımızın bedenlerini harman yapar, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da,İzmir’de ayakkabı numaralarımızı okuduğunuz sosyatik popolarınıza kına yakarsınız!
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|