|
|
11-6-2003 |
KONU: Sayın Üzelgün’e açık mektup... |
Görüntülenme
234 |
Türkiye’de bor madeni ve türevleri çok tartışıldı.Eti Holding A.Ş. ve Eti Bor A.Ş. Genel Müdürlükleri de bu tartışmalardan ve yaşanan polemiklerden gerektiği şekilde nasibini aldı.
Tartışmalarda temel sorun,dünya bor rezervinin %70’ine yakınına sahip Türkiye’nin yaklaşık 250 alanda kullanılan bor’u neden ve niçin gerektiği şekilde değerlendiremediği ve ileri uç ürünleri üretimine dönük sanayiyi niçin kuramadığında odaklaşıyordu...
Bu tartışma halen sürüyor...
Ancak,atlanmaması gereken bir gerçek var. Eti Holding A.Ş. ile Eti Bor A.Ş. Genel Müdürlüğü bağlı bulundukları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile eşgüdüm içersinde her yıl milyonlarca dolarlık yeni yatırım alanları belirler...Bunların kimisi hedef proje kapsamında olmakla birlikte kimileri başlanmış ve bitirilmesi hedeflenen projelerdir...Bunun yanı sıra mevcut tesislerin rehabilitasyonu yönünde de ciddi ve planlı,programlı yatırımlar,çalışmalar yapılır.
Türkiye’de Kamu İktisadi Kuruluşları bünyesindeki işletmelerin yatırıma yönelebilmeleri gerçekten güçtür. Bu güçlük doğrudan kaynak sorunu ile ilişkili bir sorun olmayıp,Ankara’da öbeklenmiş,SİYASETÇİ-BÜROKRAT-MÜTEAHHİT üçgeni ile kendisini dışa vuran mafyasal organizasyonun iradesi ,isteği ve yatırımın,bu üçgenin çıkarlarına denk düşüp düşmemesiyle ilgilidir.
Bor sanayinin yaratılmasına dönük projeler,bugünü kadar uluslararası şirketlerle de ilişkili olan bu güçlerin sürekli çok yönlü engellemeleri ile karşılaşmış ve bir çok proje,ancak,yıllar sonra yaşama geçme şansına sahip olmuştur.
Eti Bor A.Ş. Genel Müdürlüğü nezdinde,her işletmenin kuruluş öyküsü,bu nedenle Türkiye üzerine oynanan çok yönlü oyunları ve işbirlikçilerini ele veren başlı başına bir kitap konusudur.
Kuşkusuz,yazmasını ve okumasını bilene..!
Örnek mi istiyorsunuz?
***
“5.59 yıl olan geri ödeme süresi,19.8 milyon dolarlık yıllık döviz geliri,6.68 trilyon TL. yıllık net katma değeri ile karlı bir yatırım olması nedeniyle ve dünya bor pazarındaki pazar payımızın kaybedilmemesi için,mevcut 20.000 ton/yıl kapasiteli tesise ilave olarak,45.000 ton/ yıl kapasiteli II.Sodyum Perborat Tesisi yapılmasının uygun olacağına karar verilmiştir...”
Türkiye’nin döviz diye IMF ve Dünya Bankası kapılarında dolanıp durduğu ve 1 milyar dolar için komşuları ile savaşa girme riskine bile katlandığı ortamda Eti Bor A.Ş: Genel Müdürlüğü’ne ait bu satırların anlamını buyrun çözün!..
Yıllardır Eti Bor A.Ş. Genel Müdürlüğü nezdinde dile getirilen bu yatırım acaba neden ve niçin yatırıma çevrilip,istihdam ve gelir temin edilemiyor?
Ortada bilinmeyen ve aşılamayan güçler ya da güç ve çıkar ilişkileri mi var?
Devam edelim...
***
Eti Bor A.Ş. Genel Müdürlüğü bünyesinde 1972 yılında Ruslar’ın kurduğu 120.000 ton/yıl kapasiteli Sülfürik Asit Fabrikası var...
Bandırma-Erdek karayolu üzerine kurulu fabrika,işlevini tamamlamış ve dökülüyor...Tesisin en büyük özelliği ise, hem Eti Bor A.Ş. içersinde Borik Asit Fabrikası’nın asit ihtiyacını hem de ülkenin Sülfürik Asit ihtiyacını karşılaması...Küre ve Murgul da üretilen pirit konsantresi değerlendirilerek asit üretiliyor.
Bugüne kadar 3 milyon ton sülfürik asit üretmiş emektar bir tesis...
Dünya bor rezervinin %70’ine sahip Türkiye,bu emektar fabrikayı devre dışıbırakıp,çağın gerekliliklerine uygun bir teknolojik donanıma sahip yeni bir sülfürik asit fabrikasını projelendirip,hizmete açabilmek için 1993 yılından beri mücadele ediyor!
10 koca yıl olmuş...!
93’de ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen yeni tesis için ödenek,ancak,5 yıl sonra DPT’ndan çıkabilmiş!
Acaba,kimler,neden ve niçin engelledi?
Bitmedi..!
DPT’den ödenek çıktığı yıl 06.10.1998 günü ihale teklifleri toplanmış. İhale değerlendirmesi 1 yıl sürmüş ve 1999 yılında ihale iptal edilmiş!
2.ihale için teklifler 18.12.2000 tarihinde toplanmış ve ihale SNC-Lavalin-Fenco/Atilla Doğan konsorsiyumunda kalmış...
İhale bedeli 75.900.000 $...!
Yazdık...Bizim dışımızda da bir tek insan evladı konu ile ilgili yazmadı...
Yerli yabancı ortaklığı ile yapımı öngörülen tesisin belirlenmiş ihale bedeli ile Türkiye,3 tane sülfürik asit fabrikası yapar,diye...!
Bundan da vazgeçtik...Sonuçta,proje yaşama geçirilip,Türkiye yeni bir tesise kavuşsun..!
Ancak,öngörüldüğü gibi projeyi üstlenmiş yerli-yabancı konsorsiyum tesisi bitirme noktasına ve hizmete sokma aşamasına gelmiş olmasına rağmen,ŞİMDİ BUNA İZİN VERİLMİYOR..!
NEDEN ACABA...?
***
Hizmete girecek sülfürik asit fabrikası 240.000 ton/yıl kapasiteli...Yani,mevcut üretimimizi ikiye katlayacağız! Ayrıca,tesisin üretime geçmesi ile 10.5 Megawatt enerji üretilecek !
Hem istihdam sağlanacak hem gelir elde edilecek!
HANGİ AYMAZLIK,TÜRKİYE’NİN 1 $’A İHTİYAÇ DUYDUĞU BİR ORTAMDA, İŞSİZLİKTEN TOPLUMUN KIRILDIĞI BİR ORTAMDA BU TESİSİN AÇILIŞINA YOL VERMİYOR..?
NİÇİN ACABA?
***
Eminim ki,ağlanacak halimize dayanamayıp olup bitenleri öğrendiğinizde güleceksiniz...
Tesis inşaatının ilk aşamasında, hafriyat ve stabilize malzeme ihalesini ETİ BOR A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne çöreklenmiş ilk sermayesini KAÇAKÇILIKTAN sağlamış bir grup kaybedince, çalışmaları engellemek için kolları sıvadı...
Devlet nezdinde uyuşturucu ticareti yaptığı tescilli kara para aklayıcıları,tüm güçlerini ve olanaklarını tesis inşaatını durdurmak yönünde kullandı...
Dönemin,Eti Bor A.Ş.Genel Müdürlüğü’nün ve Vali Utku Acun’un devreye girmesiyle engellemeler aşıldı.
“Devletin işi durmaz” mantığı egemen kılınarak Gönen Köy Hizmetleri Ocağı Çalıoba mevkiinden stabileze malzeme çekilmesine izin verdi...DEVLETİN İŞİ YÜRÜDÜ...Çalıoba’dan 150 bin ton stabilize malzeme çekildi...
Sonra...?
Tesisin hafriyat ve stabilize malzeme işinin bitmesi sonrası hızla teknik donanıma ve üst yapı çalışmalarına girildi...
Tesis,kısa sürede ortaya çıktı...
Tesisin başlangıcında kullanılan stabilize malzemeye yeniden ihtiyaç duyuldu...Çalıoba’dan çekilecek 10 bin ton stabilize malzeme ile son çalışmalar bitirilip,tesis hizmete girecek...
“OLMAZ” dendi...
Önce,konuyu sorunun aşılması yönünde Eti Bor Genel Müdürlüğü,Vali Üzelgün’e resmi olarak taşıdı...Yardımcı olmasını istedi...
AKP milletvekili Turan Çömez, tesisin bir an önce hizmete sokulması için gerekli malzemenin Çalıoba’dan alınmasına dönük yardımcı olunması için Üzelgün’den rica etti...
Ancak,baştan konuya duyarlılıkla yaklaşan Üzelgün ‘in “OLMAZ” ı AŞILAMADI..!
Neden ve niçin acaba...?
***
Yerli-yabancı konsorsiyum,malzemenin niteliğinden dolayı Çalıoba’daki Köy Hizmetleri’ ne ait stabilize malzemeyi tercih etmiş olmasına ve daha önce aynı ocaktan 150 bin ton stabilize malzeme çekilmiş olmasına karşın, işin bitimi ve tesisin hizmete girmesini sağlayacak 10 bin tonluk bir malzeme alımına Üzelgün,neden ve niçin karşı çıktı?
Daha doğrusu,baştan “olur” verdiği çalışmaya sonra neden ve niçin karşı çıktı?
***
Biraz da Gönen’in Çalıoba köyünden söz edelim..Köyün hemen bitişiğindeki taş ocağının Çalıoba insanı için anlamı büyük...Çünkü,malzeme çeken firmalar köyün alt yapısından sosyal donatı alanlarına kadar her işini üstleniyorlar...Anadolu insanının cinliği böylece bir kez daha karşınıza çıkıyor.Küyün Camiisi,okulu,köyevi hep bu çalışmalardan nasiplenmiş...
***
Okuru merak içersinde bırakmayalım... Tanrı’nın bildiğini de kuldan saklamayalım... Yazalım...
Çünkü, daha işin başında ihaleyi kaybetmiş olmanın hıncı ile çalışmaları engelleyebilmek için her yolu deneyenler,işin bitiminde yeniden ortaya çıkarak, “ŞİKAYETÇİ” oldu..!
Üzelgün de, bu “şikayetler”i gerekçe göstererek, sürece olumsuz yönde müdahale etti...
***
Türkiye, yatırım ve hizmetin,üretimin ve istihdamın önündeki her türlü engeli bir bir ortadan kaldırmalı...
Düzenleri bozulanların düzeni bozmasına izin verilmemeli...Herşey kendi mecrasında,olması gerektiği gibi akıp gitmeli...Kimse,bu mecrayı kendi kişisel çıkarlarına,egolarına mahkum etmemeli...
Çünkü,Türkiye’nin yatırıma ve istihdama ihtiyacı var...!
Sayın Üzelgün’e de,bunun önünü cesaretle ve kararlılıkla açmak düşüyor...
|
|
|
| |
Köşe Yazıları |
|
|
 |
Kitap Kurdu Necati Diyorki |
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş. Sen özgürlüğü görürsün!?
|
|
|
|