Dünyan çiçek açsın çocuk
barut kokusu değil barış sinsin üstüne
günün çiçek açsın çocuk
çelik paletler girmesin düşüne
en derin karanlık şafak öncesi karanlıksa
eğer
şafaklara selam dur çocuk
evren seninle şenlensin
gönlün çiçek açsın çocuk
yüzüne gülüşüm yayılsın
yüreğini ısıtsın yüreğim
acın çiçek açsın çocuk
çarmıha çakılı elektrik yüklü bedenim
patlamış tabanlarımla
mahremiyeti onurunla kuşatmışsam
güneşi taşırsın omuzlarında
işte o an o saat
benim için geçmişi unutmaktır yaşamak
kalemin çiçek açsın çocuk
Promethaus'un acılı çığlığı sözlerin
aydınlığa ulaşmanın müjdecisi olsun
kelimelerin
kalemin çiçek açsın çocuk
Spartaküs'ün bedeni olsun defterin
Rosa'nın kanı mürekkebin
isyanın Che' nin son gülüşü olsun
dağlarımı taşırım ellerimde
ovalarını yaylalarını
her çizgide bir destan
her destanda sayısız yitik canlar taşırım
anaların tililisinde dirilir dirilir
özgür vatan için düşerim koynuna
ve inanır mısın çocuk
daha bir sevişmenin hazzını tatmadan doyasıya
karanlıklara tutsak düşerim
karanlıklar çocuk
karanlıklar
yeni bir yüzyılın eşiğinde utancıdır insanlığın
çöplükler mekan olur bize
Şirinyer, Metris, Bayrampaşa, Bartın çocuk
kabir olur bize
zincirleri bilezik yapar sevdalılarımız
bekleşir kapılarında analarımız
her şafak vakti çocuk
kirlenmiş kanatlarına biner martıların
firar ederim hücremden
ağlama be çocuk
ağlama
gözündeki her damla yaş
yüreğimi kanırtır
sevgilerim özlemlerim dillenir
hüzün basar ufkumu
sana yemin
sana minnet
sana umut çocuğum
çiçek açar karanlıklar aydınlığa
kızıl bir karanfildir
boy verir kuytularda
Köroğlu gibi Bolu dağlarında koşturur
Bedrettin gibi vuruşurum
Sana yemin
sana minnet,
sana umut çocuğum...
12 Temmuz 1997