07 Ocak 2009
   
   

BANDIRMA DESTANI

Gemileri ile geldiler
Ve O daha aylar önce
Boğaz'ın karşısına İngiliz gemileri dizildiğinde
ve daha bir tek İngiliz askeri
kıyıya adımını atmazdan önce
"Geldikleri gibi gidecekler"diyerek
Çanakkale'yi imanı ile tazeleyip
Bandırma vapuru ile Samsun'a çoktan
yola çıkmıştı
Vapur içindekileri ile özgür
Bandırma,işgal gemileri ile şimdi tutsak edilmişti..

Daha gemilerin puruvaları ufukta gözükmeden
Yunan bayrakları ile süslenen kent
bir bayram havasında giyinmiş kuşanmış
liman boyunda düşmanını karşılamaya hazırdı

hem kurtuluş çok uzaktı
hem kurtarıcı
ve en önemlisi
kurtuluşun da
kurtarıcının da
kendi yaban ellerinden başkası olamayacağını
anlayamayacak kadar şaşkın
ürkek ve yılgındı

Bir tek silah patlamadı
Tahsin düştüğü yerde garip
Halide peçesini bayrak yapmış
Demirci Efe dağda yalnız
Çerkez Ethem pusuda
O ise şimdilik çok uzaktaydı


Bir tek yiğit dağa çıkıp nam salmadı
yanaşıp da limana yunan gemileri
askerini toprağıma yığdığında
hangi hain ilk çiçeği attı hiç anımsanmadı

Liman başı hükümet konağı işgal edildi ilk
sonra tren garı
kentin girişi çıkışı
ve ilk emir metanetle karşılandı
"silahı olan getirip teslim etsin
getirmeyip gizleyen kendi bilir!"
Gece güne kavuşmadan
ocak başında sabahlayıp
"gayri neyleyeceğiz silahı"diyenler
sabah ezanı ile secde edip düşmana
bir bir dizildiler meydana

Bilmesek de düşman bu!..
Su uyur düşman hiç uyumaz
Ya millet milletliğini unutup uyursa
Çok değil ikinci emir asıldı kentin boynuna
"Gün batımı ile gün doğumu arasında
değil insan evladı enik bile sokağa çıkmayacak!"
Padişah kelamı olmasa da
Değil mi ki pay-ı taht çoktan konuk etmiş
geri mi kalır Anadolu insanı İstanbul'dan
Varsın geceler düşmana kalsın
gündüz neye yetmiyor denerek
her gün batımında dört duvar arasına sindi kent


Rum Yunan'ı, Ermeni Rum'u buldu
denk tutuldu kent vuruldu
gece sabahlara kadar
yatağında mışıl mışıl uyurken kent
sirtaki eşliğinde evler basıldı
komşu komşunun imdadına yetişmedi
pencere perde aralanmadı
hal hatır sorulmadı
gün yüzü görmemiş körpecik bedenler
süngü zoru teslim edildi

Haydar Çavuş Camii öksüz
onurunu kaybeden kent
namusuna el uzatılınca
daldığı derin uykuda dürtüklenmişçesine
kıpırdandı
ama uyanamadı...

Önce sütçü Hasan'ın kızı Ayşe'nin
sözlüsü Hasan bozdu akiti
Sonra balıkçı Hüseyin
her gün batımında evlerin gölgesinden
bir bir süzüldü yitti gençler
Eyerci Ali'nin karısı intihar etti
Rum çocukları yağcı Veli'nin çocuğunu dövdü
Bey konağında oturan Rıza
konağından edildi diye felç geçirdi

balığın en iyisini
zeytinin en irisini
etin en semizini
peynirin en yağlısını
onlar yedi
doymadılar...

Bir kez boynunu uzatmaya gör
düşman bu
aman dinlemez
kement kement vurur da üstüne
eşek diye gezdirir..
- "Bundan böyle bilgimiz ve emrimiz dışında kimse kent dışına çıkmayacak..!"
- "Bundan böyle kimse üç kişiden fazla biraraya gelmeyecek!"
- " Bundan böyle atı olan atını,katırı eşeği olan katırı eşeğini karakolumaza verecek!.."
- "Bundan böyle kim ki ailesinden birisinin kenti terk ettiğini bildirmezse kurşuna dizilecek!"..
- " Bundan böyle herkes karakoldan kimlik alacak.kimliğini yanında bulundurmayanlarla,kimliksiz dolaşanlar cezalandırılacak!.."
- "Bundan böyle Rumlar ile Ermeni kardeşlerimize ve askerlerimize,bayrağımıza saygısızlık yapanlar cezalandırılacak!"
- "Bundan böyle kimse bizden izin almadan balığa çıkmayacak!"
- " Bundan böyle kimse hayvan yaymaya...!"
- " Bundan böyle kimse camilerde......!"
- "Bundan böyle....!"

Öncesi kalmadı Bandırma'nın
Öncesi kalmadı!...
Kalmadığı içindir ki
Ürkek ve şaşkın
başına gelenleri tanrının bir cezası olarak kabul görüp
yine tanrının inayetiyle
bundan öncesine kavuşmak için
günboyu çalışıp
gece boyu tanrıya dua edip
bundan böyleye alıştılar....

hem kurtuluş çok uzaktı
hem kurtarıcı
ve en önemlisi
kurtuluşun da
kurtarıcının da
kendi yaban ellerinden
başkası olamayacağını
anlayamayacak kadar şaşkın
ürkek ve yılgındı

Bir tek silah patlamadı
Tahsin düştüğü yerde garip
Halide peçesini bayrak yapmış
Demirci Efe dağda yalnız
Çerkez Ethem pusuda
O ise şimdilik çok uzaktaydı

Gidenler ulusun bağrında
millet olduklarını anladılar
gidenler...
kimisi çeteci kimisi asker
kimisi dağ başlarında eşkiya
dönüp dönüp ocaklar yıktı...
kimisi bağımsızlık sözcüğünün
gizemli kutsallığı ile
İnönü'de ilk kez cephede vuruştu
kimisi sokulup düşmanın bağrına
gün geceye kavuşup
kent Yunan'a kalınca
adım adım sokuldu ocağına
yıllanmış hasretiyle
bebe kokusu
baba ana kokusu
yar kokusu
vatan kokusu
ulus kokusu
düştü ateş Bandırma'nın kucağına!..

Önce imam Hüseyin abdesthanede cemaate konuştu
sonra demirci veli...
- sonra?
- sonrası var mı?
- Bizimkiler!..Ankara'da hükümet kurup,düşmana bayrak açmışlar...Başlarında Mustafa Kemal!..İnönü'de düşman kırılmış...
- Ama düşman güçlü!
- Ya biz ?

Biz,
Trenlerle taşınan cephanenin
gemilerden boşalan askerlerin izleyicisiyiz
Biz,
tepemizde yunan bayrağı
göğsümüzde düşman süngüsü
şimdi düşmana bir taş bile atamamanın utancı ile
karılarımızın koynunda
artık bizden çok uzakta
yaşanan savaşın esiriyiz

Bir yafta daha asıldı boynumuza
Korozman'da sütçü İbram'ın oğlu yakalanmış
karakol meydanında
Bandırma'yı ipe çekecekler
İmam Hüseyin sabaha kadar dayak yemiş
hani imam olmasa çoktan kurşuna dizecekler
Şerife'nin kızı doğurmuş
sapsarı gözleri mavi
Yunan alayında kutlaması yapılmış

iz sürüyor Yunan zaptiyesi
ihanet başa bela
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın "diyen
işe önce komşusunu ısırmakla başlamakta

hem kurtuluş çok uzaktı
hem kurtarıcı
ve en önemlisi
kurtuluşun da
kurtarıcının da
kendi yaban ellerinden başkası olamayacağını
anlayamayacak kadar şaşkın
ürkek ve yılgındı

Bir tek silah patlamadı
Tahsin düştüğü yerde garip
Halide peçesini
bayrak yapmış
Demirci Efe dağda yalnız
Çerkez Ethem yol ayrımında
O ise pek yakındaydı






 
 
Kitap Kurdu Necati Diyorki
ARICAN "REALİTE, özgür kalemlerin adresi olacak" demiş.
Sen özgürlüğü görürsün!?